İş kazası sonucu vefat eden işçi yakınlarının tazminat davasında, işverenler arası sorumluluk, kusur ve yargılama sürecindeki temyiz değerlendirmeleri.
Özet: Bu hukuki evrak, 2006 yılında iş kazasında vefat eden bir işçinin mirasçıları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının karmaşık yargılama sürecini özetlemektedir. İSKİ ile iki yüklenici/alt yüklenici şirketin davalı olduğu bu süreçte, davacılar yetersiz güvenlik önlemleri ve geç sigorta bildirimi nedeniyle uğradıkları zararların tazminini isterken, davalılar kusurun muriste olduğunu, sorumluluğun kendilerinde olmadığını ve aralarında hukuki ilişki bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkemenin kısmen kabul ve kısmen ret kararları, Yargıtayca defalarca bozulmuş, hatta mahkemenin direnme kararı dahi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından kaldırılmıştır. Metin, bu uzun ve çok aşamalı yargılama sonucunda verilen son kararın, davacılar ve bir davalı vekili tarafından tekrar temyiz edildiği aşamaya gelindiğini aktarmaktadır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/227 E., 2025/39 K..Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Mahkeme tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnmenin bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiş iş bu kararın davalı ... Genel Müdürlüğü ile ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin temyiz edilmekle; Dairemizce bozma kararı verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiş iş bu kararın davacılar vekili ve davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... ... ’un davalı ... İnşaat Peyzaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (... Limited Şirketi)’nin taşeronu olan davalı ... Dış Ticaret Pazarlama Otomotiv Ticaret Limited Şirketi (... Dış Ticaret Limited Şirketi) işçisi olarak çalışırken 27.07.2006 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, davalı ... Limited Şirketinin ... Baraj Gölü havzasındaki bitkilerin bakımı ve korunması işini davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünden (.../İdare) ihale ile aldığını, ancak davalı ... tarafından barajda yeterli güvenlik önlemi alınmadığını, ayrıca murisin 27.07.2006 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen sigorta girişinin Kuruma iş kazasından sonra 19.01.2007 tarihinde bildirildiğini, müvekkillerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından maaş bağlandığını ancak maddi zararlarının tam olarak karşılanmadığını, manevi olarak da zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan maddi ve manevi tazminat talep etmiş, 04.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini arttırmıştır. II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ölen işçinin müvekkili idarenin işçisi olmadığını, davalı şirketlerle asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini, öte yandan müvekkili ... ile davalı ... Limited Şirketi arasında yapılan sözleşmede her türlü hukukî ve cezai sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunun kararlaştırıldığını, baraj havzalarında göle girmenin tehlikeli ve yasak olduğuna ilişkin uyarı levhaları bulunduğu gibi, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını, kaldı ki güvenlik önlemlerini almakla yüklenici şirketin yükümlü olduğunu, kazalı işçinin de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uymayıp göle girerek kusurlu davrandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödeme varsa mahsubu gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.2. Davalı (Yargılama sırasında ... Dış Tic. Paz Oto. Tic. Ltd. Şti unvanını alan) ... Dış Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Bakırköy 6. İş Mahkemesinde açılan 2007/1242 Esas sayılı davada alınan bilirkişi raporunda tüm kusurun kazalı işçide olduğunun belirtildiğini, temyiz incelemesinde olan sözü edilen davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kazalı işçinin kurallara uymadan göle girmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, kusur raporu ile hesap raporlarını kabul etmediklerini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kazadan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.3. Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, yıllar önce boşaltılan adrese tebligat yapılarak usulî işlemlerin yürütüldüğünü, bu nedenle savunma yapılamadığını, ehil bilirkişi kurulundan dosyaya etki edebilecek tüm hususları değerlendiren rapor alınması ve kazalı işçinin kusuru bulunup bulunmadığının ön yargısız olarak irdelenmesi gerektiğini, kazalı işçinin işi ile alakalı olmayan bir davranış sonucu yaşamını yitirmesi olayında kusursuz kabul edilmesinin akla ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı ...’den aldığı işi tüm sorumlulukları ile birlikte davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketine devrettiğini, bu nedenle müvekkili şirkete kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.III. İLK MAHKEME KARARIMahkemenin 13.04.2015 tarihli ve 2013/354 E., 2015/139 K. sayılı kararı ile davacıların murisi işçinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiği, davalıların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmaları nedeniyle kusurlu oldukları, işçiye gerekli eğitimi vermedikleri, çalışma usul ve esasları konusunda yeterli denetim ve gözetim yapmadıkları, buna ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 105.490,06 TL maddi, 80.000 TL manevi, ... için 33.167,70 TL maddi, 50.000 TL manevi, ... için 28.253,64 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 21.03.2016 tarihli ve 2015/12180 E., 2016/4714 K. sayılı kararı ile; “…Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisi sigortalı ... 'un 27.07.2006 tarihinde ... Baraj gölü kenarında, ağaçların bakımı ile yabani otların temizlenmesi işinde çalışırken, iş arkadaşları ... ve ...'ın kimseden izin almaksızın sandalla göle açıldıkları, sandalın içeriside bulunanların sandalı idare edememesi üzerine kıyıda bulunan murisin onlara yardım etmek için yüzerek sandala çıkmak istediği esnada boğularak vefat ettiği, SGK Teftiş Kurulu başkanlığı tarafından olayın iş kazası kabul edildiği, Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan 28.01.2013 tarihli kusur raporunda davalı ... Genel Müdürlüğü ile ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti'.nin %80 oranında, davalı ... Dış Ticaret Paz. Oto Tic. Ltd. Şti.'nin %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilirken, kazalıya kusur yüklenemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, bilirkişi heyetinden alınan 28.01.2013 tarihli rapora dayanılarak davalıların %100 kusurlu olduğu kabul edilirken, davacıların murisinin kusursuz olarak kabul edilmesinin olayın oluşuna uygun olmadığı, alınan kusur raporunun yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak, dosyanın konusunda uzman 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacıların murisi sigortalının, olayın gerçekleşmesinde ağır kusurunun bulunup bulunmadığı, kazalının eylemi nedeniyle illiyet bağının kesilip kesilmediği yönünden olayın oluşuna uygun rapor alınarak, sonuca gidilmesiyken; yetersiz raporu hükme esas alarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen KararMahkemenin 14.11.2016 tarihli ve 2016/170 E., 2016/457 K. sayılı kararı ile 11.02.2013 havale tarihli raporu hazırlayan bilirkişilerin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olduğu, ayrıca üç kişilik heyetten rapor alındığı, raporda İş Kanunu’nun 77. maddesi tümüyle yazılarak iş güvenliği yönünden irdeleme yapıldığı, İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerine göre işçiye eğitim verildiğine dair belge bulunmadığı ve kazalı işçinin olay anında arkadaşlarının boğulduğunu gören vasıfsız ve eğitimsiz bir işçinin sergilediği davranışı gösterdiği belirtilerek vefat eden işçiye kusur izafe edilmediği, davalılar ... Limited Şirketi ve ...’nin İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2, 3 ve 4 üncü maddelerinde belirtildiği şekilde iş güvenliği önlemlerini aldıklarına ve işçiye eğitim verdiklerine ilişkin hiçbir delil sunmadığı, somut olayda boğulmakta olan arkadaşlarını kurtarma düşüncesi ile kazalı işçinin doğrudan göle girdiği, acil durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda kazalı işçiye eğitim verildiğine ilişkin delil bulunmadığı, göle girmenin yasak olduğuna ilişkin levhaların ne zaman göl kenarına asıldığının belli olmadığı, kaldı ki bu levhaların işverenleri hukukî sorumluluktan kurtarmayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 98. maddesindeki hüküm karşısında yeterli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan davalı işverenlerin kusuru nedeniyle boğulmakta olan iş arkadaşına yardım etme düşüncesi ile göle giren kazalı işçiye kusur yüklenemeyeceği, raporda tüm bu hususların ayrıntılı olarak tartışıldığı, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının kesilmediği belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı1. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2021 tarih ve 2018/(21)10-369 E.- 2021/1348 K. sayılı ilamında özetle; "İş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 11.02.2013 havale ve 28.01.2013 düzenleme tarihli raporda; davalılardan asıl işveren konumundaki ... ile alt işveren ... Limited Şirketinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2, 3 ve 4. maddeleri kapsamında işçilere iş güvenliği yönünden gerekli eğitimlerin verilmemesi, talimatlar düzenlenerek imza karşılığında teslim edilmemesi, işçilerin çalışmalarının denetlenerek güvenli çalışmanın işyeri uygulamasına dönüştürülmemesi, bu yönde iş disiplinin sağlanmaması ve acil durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğinin önceden planlanarak işçilere öğretilmemesi nedenleriyle eşit oranda olmak üzere toplam %80, davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketinin diğer davalılar tarafından alınan önlemlerin uygulanmasını takip etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle %20 oranında kusurlu olduğu, olay tarihinde 43 yaşında aklı ... bir kişi olan kazalı işçinin ise kendi can emniyetini korumak için azami özeni göstermesi gerekmekle birlikte olay anında arkadaşlarının boğulduğunu gören vasıfsız ve eğitimsiz bir işçinin soğukkanlı olması ve sağlıklı düşünmesi beklenemeyeceğinden arkadaşlarının boğulduğunu görerek onları kurtarmak amacıyla düşünmeden göle girmesinin kendisine kusur olarak atfedilmesinin dosya kapsamına uygun düşmeyeceği belirtilerek kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece bu rapor benimsenerek kazanın meydana gelmesinde davalıların tam kusurlu; kazalı işçinin kusursuz olduğu kabul edilmiş ise de, dosyada aksi yönde bir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde 21.07.2006 tarihli “Bilgi notu” başlıklı jandarma tutanağı içeriğine göre; davacının küreksiz sandalla baraj gölüne giren arkadaşlarının bulunduğu sandalın rüzgarın etkisiyle sallanması nedeniyle sandalı kontrol edemediklerini görerek sandalı çıkarmak istediği sırada yaşamını yitirdiği, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine arkadaşlarının boğulduğu yönünde bir tespit ve olgu bulunmadığı, bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun olayın oluşuna uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Hâl böyle olunca kaza tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak konusunda ihtisas sahibi üç kişilik iş güvenliği uzmanından oluşturulacak bilirkişi kurulundan dosya içeriğindeki deliller değerlendirilerek davacıların murisi olan kazalı işçinin olayın meydana gelmesinde ağır kusurunun bulunup bulunmadığı, eylemi nedeniyle illiyet bağının kesilip kesilmediği yönünde oluşa uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemenin 27.06.2023 tarihli Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; "..maddi tazminat istemlerinin kabulü ile davacı ... için 105.490,06 TL, davacı ... için 33.167,70 TL ve davacı ... için 28.253,64 TL maddi tazminatın, 27.07.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 80.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, 27.07.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine.." karar verilmiştir.E. Dairemiz Son Bozma KararıMahkemece verilen karar davalılar ... Genel Müdürlüğü ile ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; ""..Somut olayda; davalı ... Genel Müdürlüğünün, içme suyu baraj havzaları etrafından mevcut fidanların bakımı ve ağaçlandırılması fidanların ve ağaçlandırma sahalarının korunması maksadıyla kafesli çit ile çevrilmesi, bekçilik, çapa ve sulama tırpanlama, toprak sürümü işlerini ihale neticesinde düzenlenen sözleşme ile davalı ... Elektronik İnş. Pey. Ltd. Şti.'ye verdiği, iş bu şirketin de ... Baraj gölündeki işleri diğer davalı, yargılama sırasında ... Dış Tic. Paz Oto. Tic. Ltd. Şti. unvanını alan ... Dış Ticaret Paz. Oto Tic. Ltd. Şti'.ye verdiği davacılar desteği sigortalı ... 'un 27.07.2006 tarihinde ... Baraj gölü kenarında, ağaçların bakımı ile yabani otların temizlenmesi işinde çalışırken, iş arkadaşları ... ve ...'ın kimseden izin almaksızın, kime ait olduğu da anlaşılamayan bir sandalla göle açıldıkları, sandal içerisinde bulunanların sandalı idare edememesi üzerine kıyıda bulunan murisin onlara yardım etmek için yüzerek sandala ulaşmak istediği esnada boğularak vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda her ne kadar "çalışan işçilerin göle girmemeleri için herhangi bir tedbir alınmadığı, çalışanların denetimsiz olarak çalıştırıldığı, çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile iş sağlığı ve güvenliğine riayet bilincinin oluşturulmadığı" şeklindeki gerekçelerle davalılara kusur verilmiş ise de söz konusu gerekçelerdeki açıklamaların soyut nitelikte olup, anılan tedbirlerin alınması halinde dahi sigortalının hayatın olağan akışına aykırı olarak kıyıdan uzaklaşmakta olan kayığa yüzerek onları kurtarma şeklindeki ağır kusurlu eyleminden alıkoymayacağı, giderek iş kazasının gerçekleşmesine de engel olmayacağı açıktır. O halde davaya konu olayda ... sigortalının ağır kusurlu olduğu ve giderek ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğinin kabulü ile (davacılar lehine temyiz etmeyen davalı ... Elektronik şirketi yönünden oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, temyiz eden davalılar yönünden) davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.." gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.F. Mahkemenin Son KararıMahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; "..1-Davanın kısmen kabulü ilea)Davacı ... için 105.490,06-TL, davacı ... için 33.167,70-TL ve davacı ... için 28.253,64-TL maddi tazminatın, 27/07/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti.'den alınarak davacılara verilmesine,b)Davacı ... için 80.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın, 27/07/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti.'den alınarak davacılara verilmesine,2-Fazlaya ilişkin istemin ve davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. dışındaki diğer davalılara husumet yöneltilerek ikame edilen davanın reddine,.." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar verilen Yargıtay kararında, yargılamanın yeniden yapılması için yerel mahkemeye gönderilmişse de dosyada tüm davalılar ile sulh olunduğunu, ayrıca verilen yargıtay kararında bir önceki yerel mahkeme kararı kaldırılmamış olup, Bakırköy 18. İş Mahkemesi 2024/227E., 2025/39K. Sayılı dosyada verilen 28.01.2025 tarihli Gerekçeli Karar ile yeniden bir karar verildiğini, bu nedenle bir önceki kararın kaldırılmaması nedeniyle bu aşamada dosyada, aynı mahkeme tarafından verilen iki hüküm bulunduğunu, dilekçe ekinde sunulan protokoller ve serbest meslek makbuzundan da görüleceği üzere; Yargıtay Temyiz sürecinde davalılar ile anlaşma sağlanarak imza altına alındığını ve bu doğrultuda Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü 2023/19394 E. Sayılı dosyaya, 07.11.2023 tarihinde tahsil harçları ödenerek haricen tahsil ile icra dosyası kapatıldığını,kaza ile işverence yürütülen iş arasında uygun illiyet bağının kesilmemiş olduğunu, davalıların kusurlu olduğunu, sunulan protokollere göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafça murisleri olan ... işçinin iş kazası geçirdiği iddiası ile açılan iş bu tazminat davasında daha önce yerel mahkemece verilmiş olan 2022/9 E. 2023/151 K. Sayılı ilam davacı tarafça Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün 2023/19394 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğu, icra takibi sonrasında müvekkil ile davacı/alacaklı taraf arasında sulh görüşmeleri olmuş , görüşmeler neticesinde uzlaşmaya varılmış ve daha sonrada uzlaşma çerçevesinde 14.07.2023 tarihli tasfiye/feragat protokolü düzenlendiği, söz konusu tasfiye/feragat protokolüne göre taraflar , müvekkil ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. 'nin dava dosyasında bilirkişi raporu ile kendisine atfolunan %30 kusur oranı üzerinden sorumlu olacağını , takip tutarının bu orana tekabül eden kısmı olan 366.245,75 TL' nin ödemesi halinde takibe konu alacağın taraflar açısından tasfiye edilmiş olacağını, müşterek müteselsil sorumluluk nedeni ile sorumlu olunan alacağın diğer kısmından feragat edildiğini kabul ettiği, yine iş bu tasfiye/feragat sözleşmesine göre alacaklı/davacı taraf, müvekkil borçlu tarafından 366.245,75 TL'nin ödenmesi halinde müvekkil borçlu açısından müşterek ve müteselsil sorumluluğun ortadan kalkacağı ve müvekkil borçlunun tazminat tutarının diğer kısmından sorumlu olmayacağı, alacaklı tarafın müvekkil açısından alacağın diğer kısmından feragat ettiği açıkça şartsız olarak belirtilmiştir. Müvekkil borçlu feragat sözleşmesi bağlamında taahhüt ettiği 366.245,75 TL'nin tamamını alacaklı tarafa ödendiğini, davacı/alacaklı taraf iş bu tasfiye ve feragat sözleşmesini 17/07/2023 tarihinde icra dosyasına sunmuş ve sözleşmeye konu alacağın tahsil edildiğini beyan ettiği mahkemece de sunulan sulh protokollerine göre karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.1.Sulh sözleşmesi ile taraflar birbirinden karşılıklı olarak ödünlerde (tavizlerde, fedakârlıklarda) bulunarak aralarında mevcut bir hukuki ilişki üzerindeki anlaşmazlığa veya tereddüt (kararsızlık) hâline son veren ve tam iki taraf borç yükleyen bir sözleşmedir (Tandoğan, Haluk; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. 1, İstanbul, 1988, s. 14).2.Uygulamada ve teoride kabul edilmekle birlikte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan sulh, ilk defa HMK ile düzenlenmiş ve HMK’nın 313 üncü maddesinde bir kurum olarak yer almıştır. Anılan maddede sulh; “görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme” olarak tanımlanmıştır (HMK m. 313/1).3.Hemen belirtilmelidir ki tarafların aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak gidermesi anlamına gelen sulh sözleşmesinin kurulması için tıpkı diğer sözleşmelerde olduğu gibi karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları, yani icap (öneri) ve kabul bulunmalıdır. Bu icap ve kabul açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Bu sözleşme ile taraflar dava konusu uyuşmazlığa bir fedakârlık ve özveri göstererek son verirler. Genellikle, davacı talep sonucunun bir bölümünden feragat ederek ve davalı da davacının talep sonucunun kalan bölümünü kabul etmek suretiyle sulh sözleşmesi hukuken vücut bulur. En önemlisi bunun sonucunda uyuşmazlık ortadan kaldırılmış sayılır. Bu nedenle sadece tarafların üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldukları davalar bakımından söz konusu olur.4.Sulh yapılması kural olarak şekle tabi değildir. Ancak HMK’nın 154/3-ç maddesinde mahkeme huzurunda yapılan sulhlar için bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Buna göre, taraflar mahkeme huzurunda sulh olmak istediklerini bildirdikleri taktirde, bu sözlü beyanlarının tutanağa geçirilerek sulh olan taraflara okunması ve imzalattırılması gerekmektedir. Sulhun yazılı olarak yapılması hâlinde ise tarafların bu konudaki beyanlarını içeren dilekçelerinin tutanağa yazılarak eklenmesi gerekir (HMK m. 154/4). Bu hükümden hareketle sulhun tutanağa geçirilmesinin, taraflara okunmasının, onların onayının alınmasının ve (varsa) itirazlarının da tutanağa geçirilmesinin sulhun sonuç doğurabilmesi için zorunlu şartlar olduğu söylenebilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, İstanbul, 2001, s. 3753).5.Sulhun şekli konusunda üzerinde durulması gereken bir başka husus da mahkeme dışında yapılmış olan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulhe dönüşebilmesi için mahkemeye verilmesi ve mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesi, duruşmada taraflara okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflarca imzalanması gerekmektedir. Burada sulh sözleşmesinin içeriğinin ayrıca duruşma tutanağına geçirilmesine de gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağına eklenen belgeler de tutanak hükmündedir (Tanrıver, Süha; İlâmlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Ankara, 1996, s. 90).6.Sulhun zaman HMK'nın 314. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre "(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir." denilmiştir.7. Sulhun etkisi HMK’nın 315 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97).8.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; HMK 314 uyarınca davacı vekilince ve davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. vekilince sunulan sulh sözleşmelerinin 14.07.2023 tarihinde yapıldığı anlaşılmış olup bu sözleşmenin Mahkemece hiç değerlendirilmediği anlaşıldığından sulh doğrultusunda karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.9.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, HMK nın 315 inci maddesinde belirtilen "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir" şeklindeki düzenleme gereğince, öncelikle tarafların sulh sözleşmesi ile ilgili beyanlarını almak, giderek sulh sözleşmesine göre karar verilmesini istediklerini beyan etmeleri halinde sulh sözleşmesine göre ve sözleşmede yer verilen miktarların madde madde hüküm alınması suretiyle infaza elverişli şekilde karar vermek; aksi halde ise karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermekten ibarettir.10. O halde, davacılar ve davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozma sebebine göre temyiz eden diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı, Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Davacılar ve davalı ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428. maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgili davalıya iadesine,Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.