Eski yönetim kurulu üyesinin kooperatif başkanı hakkındaki şikayetlerinin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığına dair Yargıtay kararı.
Özet: Eski bir kooperatif başkanının, kendisi hakkında suç duyurusunda bulunarak kişilik haklarına saldırdığını öne sürdüğü eski bir yönetim kurulu üyesinden talep ettiği manevi tazminat davasında; başlangıçta zamanaşımından reddedilen dava, Yargıtayın iftira suçunun zamanaşımı süresi nedeniyle bozması üzerine esas yönünden incelenmiş ve mahkeme, davalının anayasal şikayet hakkını kötüye kullanmayıp sınırlarını aşmadığına, davacıya zarar verme kastının bulunmadığına ve kişilik haklarının ihlal edilmediğine karar vermiş, bu karar, şikayet eyleminin yasal sınırlar içinde kaldığı ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından da onanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/ 82... /57 Karar İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.03.1999 tarihinden itibaren .. .. Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, davalının da 1998-2009 tarihleri arasında aynı kooperatifte yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını; davalının 2009 yılında başkanlık seçimini kaybetmesi üzerine müvekkili hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ve Bakanlığa şikayet dilekçeleri verdiğini, haksız isnatlarda bulunduğunu, ceza yargılamasında müvekkili hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan beraat kararı verildiğini, davalı tarafından şikayet hakkının kötüye kullanıldığını, hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşıldığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın 06.07.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, esas yönünden de davacı hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan yürütülen ceza davasında kendisinin de müşteki sanık olarak yargılandığını, 2011 yılında davacının kooperatifler birliğince görevden alındığını, müvekkilinin şikayet hakkının kötüye kullanılmadığını, yargı önünde sorumluların hesap vermesi amacıyla şikayet hakkını kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.05.2015 tarihli ve 2014/2 17... /112 Karar sayılı kararıyla davalının .. Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet sonucunda düzenlenen iddianame ile davacının zarar ve tazmin sorumlusunu öğrendiği, olayda 818 sayılı BK'nın 60 ıncı maddesi gereğince iddianame tarihi olan 23.09.2010 tarihinden itibaren 1 yıllık kısa, davalının şikâyet tarihi olan 24.07.2009 tarihinden itibaren 10 yıllık uzun zamanaşımı sürelerinin söz konusu olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık kısa zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararıİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 30.11.2015 tarihli ve 2015/10835 Esas, 2015/13779 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu şikâyet dilekçesi, yasal unsurlarının oluşması halinde 5237 sayılı TCK’nın 267. maddesinde düzenlenmiş bulunan iftira suçunu oluşturabilecek nitelikte olup, aynı yasanın zamanaşımını düzenleyen 66 ncı maddesine göre de zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu; şikâyet dilekçelerinin verildiği tarihler göz önüne alındığında, dava tarihi itibariyle davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünü kullandığı, şikayet hakkının sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, ceza davası sonuçlandığında davalının iftira eyleminin de kesinleşeceğini, ceza davasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hak arama özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, davalının başkanlık seçimini kaybetmesi nedeniyle haksız şikayet dilekçeleri sunduğunu, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasa aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğunun, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığının, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığının, davalı tarafından Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığının, davalının eyleminin yasal şikayet hakkı kapsamında kaldığının, davacıya zarar vermek kastı ile hareket edilmediğinin, manevi tazminat koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.