**İş Kazası Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat Davasında, Maluliyet Oranına İlişkin Farklı Raporlar ile Davacının Ek Rapor İstememe Beyanının Temyiz İncelemesi**
Özet: İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davacıyı %20, davalıyı %80 kusurlu bularak tazminata hükmetmiş, istinaf mahkemesi ise tarafların başvurularını esastan reddederek kararı onamıştır; temyiz incelemesinde, davacının sürekli iş göremezlik oranına ilişkin farklı raporlar (Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu %22.20, Adli Tıp Kurumu %16.00) ve davacı vekilinin bu düşük orana itiraz etmesine rağmen davanın uzamaması ve müvekkilinin ekonomik durumu gibi gerekçelerle ek rapor talebinde bulunmamasının yarattığı hukuki durumun değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2025/10627 E.  ,  2025/16547 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2508 E., 2025/314 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/127 E., 2024/368 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçe..lerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin…taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle 1.592.581,94 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının oluşumunda davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %22,20 oranında iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımının söz konusu olduğunu, kusur oranının hatalı belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurul raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı tarafından Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporuna itiraz edilmemiş olması nedeniyle anılan raporların davalı müvekkili yönünden usuli kazanılmış hak teşkil ettiğini, 60 yaş sonrası pasif dönem zararı hesabı yapılmasının da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulu'nun 07.05.2018 tarihli kararı ile %22.20, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 10.03.2021 tarihli kararı ile yine %22.20, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 08.06.2022 tarihli mütalaasıyla %16,00 olarak belirlendiği, davacı vekilinin 01.03.2023 tarihli dilekçesi ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu mütalaasına karşı “Raporun bu kısmının tarafımızca kabulü mümkün değildir. Zira dosyada mübrez Kurum Sağlık Kurulu'nun 07.05.2018/1514 tarih ve sayılı kararında davacının sürekli maluliyet oranının %22,20 olduğu tespit edilmiş, davalının bu orana itirazı neticesinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 10.03.2021 tarih ve 2021/4395 sayılı kararı ile de davacının maluliyet oranının yine %22,20 olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle müvekkilin maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 13.06.2022 tarihli rapor ile müvekkil davacının sürekli maluliyet oranının %16,00 olduğu mütalaa olunmuş olması hatalıdır. Ancak huzurdaki davanın açıldığı tarih 12.07.2018 olup, müvekkil kazazede işçinin dava konusu kaza nedeniyle çalışamıyor olması ve mevcut ekonomik durumu, ailesinin doğal afet bölgesinde (Malatya) ikamet ediyor olması hususları nazara alınarak dosyanın daha fazla sürüncemede kalmaması adına maluliyet oranı yönünden ek rapor talebimizin bulunmadığını beyan ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu, yine davacı vekilinin takip eden 13.03.2023 tarihli celsede “her ne kadar ATK raporu ile maluliyet oranı SGK tarafından belirlenen maluliyet oranıda daha düşük ise de, biz bu rapora karşı usulen itiraz ediyoruz, ancak maluliyet oranı ile ilgili yeniden rapor aldırılma talebimiz yoktur, zira dava dosyası uzun süredir sürmektedir, müvekkilimiz mağdur durumdadır, bu aşamada talebimiz asgari ücretin değişmiş olması sebebiyle dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi ile hesap raporu aldırılması istemidir.” şeklinde beyanda bulunduğu, sonuç olarak mahkemece Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurul’dan da rapor alınığı, 26.10.2023 tarihli bu raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının %22,20 tespit edildiği ve mahkemece %22,20 oranında itibar edilerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
Somut olayda davacı vekilinin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 08.06.2022 tarihli mütalaasından sonra yeniden rapor aldırılması yönünde bir talepleri bulunmadığını beyan ederek, belirlenen %16,00 sürekli iş göremezlik oranını kabullendiği açık olduğuna göre mahkemece %22,20 oranına itibar edilerek davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak aşılarak sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; Kurum'dan davacının sürekli iş göremezlik oranının %16,00 olarak kabul edilmesi halinde bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğunu sormak, aksi takdirde %16,00 sürekli iş göremezlik oranına göre ilk peşin sermaye değerini bilirkişiye hesaplatacak şekilde davacı tarafça itiraza uğramayan 30.10.2020 hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden kullanan yeni bir hesap raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Davalı avukatı yararına takdir edilen duruşma avukatlık ücreti 40.000,00 TL'nin davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.