İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği karara karşı temyiz incelemesi ve kesinlik sınırı değerlendirmesi.
Özet: İş kazası sonucu oluşan maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamalarından geçip, Yargıtayın önceki bozma kararı sonrası bölge adliye mahkemesince yeniden hükmedilen ve davacının %20, davalının %80 kusurlu olduğu, %29,20 sürekli iş göremezlik oranına göre belirlenen maddi ve manevi tazminata ilişkin karara yönelik temyiz incelemesinde, tarafların kusur, sürekli iş göremezlik oranı, ücret tespiti ve tazminat miktarlarına dair itirazları ile temyiz edilebilir miktar sınırı ve objektif dava birleşmesi ilkeleri gibi hukuki hususlar değerlendirilmektedir.
10. Hukuk Dairesi         2024/11510 E.  ,  2025/16545 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1539 E., 2024/1287 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaraereğlisi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/95 E., 2019/375 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; 165.950,51 TL maddi, 600.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahekemesince verilen karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 45.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 21.12.2021 tarihli kararı ile somut olayda davalının Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itirazı söz konusu olmasına karşın prosedür işletilmeden sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu, bunun yanında aylık brüt yemek ve aylık brüt servis ücretleri noktasında herhangi bir araştırma yapılmaksızın anılan yemek ve servis ücretlerinin tamamen bilirkişinin takdirine göre belirlenmesinin de hatalı olduğu gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 04.07.2024 tarihli kararla iş kazasının meydana gelişinde davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu oldukları, davacının iş kazası nedeniyle %29,20 sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davacı lehine 144,837,36 TL maddi, 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminat hesaplamasında hüküm tarihine en yakın bilinen asgari ücretin tatbik edilmemiş olmasının hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, sürekli iş göremezlik oranı ve kusur oranlarının tespitinin hatalı olduğunu, ücret tespitinin yerinde olmadığını, dosya kapsamında yer alan SGK Teftiş Raporu’nda haklı itirazlarını doğrulayan tespitlerin mevcut olduğunu, buna rağmen yapılan yargılamada bu tespitlere dayalı itirazlarının dikkate alınmadığını, bu durumun kurulan hükmün eksik inceleme ile oluşturulduğunu açıkça ortaya koyduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
a.Davalı vekilinin maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, davacı vekilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 165.950,51 TL maddi, 600.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 04.07.2024 tarihli kararı ile davacı lehine 144,837,36 TL maddi, 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat tutarlarının davalı yönünden, maddi tazminatın reddedilen kısmının ise davacı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b.Davacı vekilinin müvekkilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yönünden;
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 45.000,00 TL manevi tazminat çok azdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin müvekkilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
2.Davacı vekilinin müvekkilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.