İşçilik alacakları (kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ücretleri) davasında işveren aleyhine verilen ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarının temyizen incelenmesi.
Özet: Davacı işçinin haksız fesih iddiasıyla kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin bu alacakları kabul eden kararının, davalı işverenin itirazlarına rağmen istinaf mahkemesince usul ve yasaya uygun bulunarak onanması üzerine; davalı işverenin davanın usul eksiklikleri, zamanaşımı, kararın gerekçesizliği ve hatalı bilirkişi raporu gibi iddialarla temyiz talebinde bulunduğu bir hukuki süreç özetlenmektedir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1162 E., 2025/1592 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 1. İş MahkemesiSAYISI : 2022/270 E., 2024/74 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 06.07.2015-03.01.2022 tarihleri arasında çalıştığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini, yedi yıl boyunca sorun olmaksızın çalışan müvekkilinin kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izinlerini kullanamadığını, fazla çalışma yapmasına ve gerek hafta tatili gerek ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam etmesine rağmen bu çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usule uygun tanzim edilmediğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, asgari ücretle çalışan davacıya ücretlerinin banka aracılığıyla eksiksiz ödendiğini, davacının iş sözleşmesinini kendi isteği ile sonlandırdığını, mağdur olmaması için hak etmediği hâlde kendisine ödeme yapıldığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, fazla çalışma yapılması hâlinde ise elden yevmiye olarak ücretlerin ödendiğini, dinî bayramlarda işyerinin kapalı olduğunu, diğer tatil günlerinde çalışma olması hâlinde sonradan izin verildiğini, bu günlerde çalışmaya ilişkin herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının hafta tatili kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının imzasını taşıyan ücret bordrolarına göre fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ait ücret ödenmediğinin anlaşıldığı, ibranamenin iş sözleşmenin sona erdiği tarihte düzenlendiği, ibranamede ibra konusu alacak ve türünün açıkça belirtilmediği bu nedenle ibranamenin geçerli olmadığı, ancak makbuz hükmünde olduğu, denetime elverişli bilirkişi raporuyla hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınması gerektiği, iş sözleşmenin işverence haksız feshedildiği bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatlarına da hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa Mahkemesi hâkiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesinin, davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerini karşılar mahiyetteki karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun, hükme esas alınan bilirkişi raporunun delillerle uyumlu, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli olduğu, iş sözleşmesinin davacıya tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunun ispat külfeti üzerinde olan davalı işverence ispatlanamadığı, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının dosya kapsamı ve tanık beyanları ile ispatlandığı, hüküm altına alınan alacakların zamanaşımına uğramadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Dava dilekçesinin usule uygun düzenlenmediğini, hangi vakıaya dayanılarak hangi işçilik alacak kalemine ilişkin talepte bulunulduğunun açıklanmadığını, yıllık ücretli izin tutarının tam olarak hesaplanmasına rağmen kısmi dava açılmasının usule aykırı olduğunu, 2. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,3. Kararının gerekçesiz olduğunu, dosya kapsamında düzenlenen fâhiş oranda hatalı bilirkişi raporuna yapılan itirazlarımız değerlendirilmeksizin bu rapora atıf yapılarak hüküm kurulduğundan kararın bu yönüyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilgili hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini,4. Davacıya çalıştığı süre boyunca hak ettiği tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, kendi isteğiyle iş sözleşmesini sonlandırmak isteyen davacının mağdur olmaması adına kanunen hak kazanmamasına rağmen tüm kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı gibi dava konusu yapılan diğer alacaklarının da hesaplanarak eksiksiz biçimde ödendiğini,5. Müvekkili Şirketi işçilik alacakları yönünden ibra eden ve verdiği ibranamedeki imzasını inkâr da etmeyen davacının huzurdaki davayı kötüniyetle ve haksız kazanç temini etme gayesiyle açtığını,6. Davacı tarafın bizzat kendisinin, artık müvekkiline ait iş yerinde çalışmayacağınını bildirmiş olduğunu,7. Çalışmış olduğu süre boyunca hak kazanmış olduğu yıllık ücretli izinlerini tamamen kullanan davacının kalan izinler yönünden ücret karşılığı kendisine ödendiğini,8. Davacının fazla çalışma yapmadığının, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmadığının ve hafta tatili kullandığının dinlettikleri tanık beyanlarıyla sabit olmasına rağmen bu alacaklar için hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 9. Hüküm altına alınan alacak kalemlerine uygulanan faiz türü ve başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın usulüne uygun şekilde açılıp açılmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ve yıllık ücretli izin alacağının ispat ve hesaplanması, hükmedilen faiz hususlarındadır.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gereğince bozma sebebidir.Somut olayda İlk Derece Mahkemesince gerekçede davacının 9.340,80 TL yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı açıklandıktan sonra hüküm fıkrasında bu alacağın 7.108,213 TL olarak hüküm altına alınması gerekçe hüküm çelişkisi oluşturduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2 97... . maddelerine aykırı davranılması nedeniyle hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.3. Diğer taraftan ihbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24... . maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğundan, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olayda; davacı asılın 26.04.2023 tarihli celsede işten kendisinin ayrıldığını belirtmiş olması karşısında, iş sözleşmesini haklı nedenle olsa dahi fesheden taraf, ihbar tazminatına hak kazanamayacağından bu talebin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi de ayrıca hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.