8. Hukuk Dairesi, kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın orman vasfı, tapu uyuşmazlığı, önceki Yargıtay bozmasına uyulmaması ve bilirkişi raporlarındaki eksiklikler nedeniyle hükmü bozdu.
Özet: Yargıtay, kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin daha önceki bozma kararlarında belirtilen, taşınmazın orman niteliğinin tespiti için en eski memleket haritaları ve hava fotoğrafları dahil tüm delillerin yöntemince incelenmesi gerekliliğine uymadığını, özellikle taşınmazın bir kısmının baraj suları altında kaldığına dair fen bilirkişi raporunu dikkate almadığını, orman bilirkişi raporunda ise hava fotoğraflarının incelenmediğini, ayrıca orman idaresinin taraf olmadığı mahkeme kararı sonucu oluşan tapu kaydının idareyi bağlamayacağı ilkesini göz ardı ettiğini belirterek hükmü bozmuştur.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/16 E., 2021/63 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince ... aleyhine açılan davanın reddine, gerçek kişiler aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar Orman İdaresi vekili, ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RBingöl ili ... ilçesi ... köyünde 2008 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi uyarınca yapılan arazi kadastrosu sırasında, dava konusu 1 13... parsel sayılı 24.665,73 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla ve 13.03.1967 tarihli ve 9 sıra numaralı 14.604 m² yüzölçümlü tapu kaydının kapsamında kaldığı belirtilerek, .... mirasçıları adına tespit edilmiştir.Davacı Şirket tarafından, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu çok sayıda parselin baraj ve HES sahasında kaldığı, Orman Bakanlığı tarafından 2007 yılında kendilerine tahsis edildiği ve bu alanların orman olarak tescil edilmesi gerektiği ileri sürülerek Kadastro Müdürlüğü aleyhine dava açılmış; İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararı Yargıtay tarafından "davacı şirketin dava konusu taşınmazlar yönünden hukuki yararının bulunduğu, dava konusu edilen alanların tam olarak belirlenmesi, tespit maliklerinin veya tapu maliklerinin davaya dahil edilerek husumetin yaygınlaştırılması ve işin esasına girilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamından sonra Orman İdaresi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya müdahil olmuştur. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza ilişkin dava dosyası tefrik edilerek ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Bingöl ili ... ilçesi ... köyü,....mevkinde bulunan 1 13... parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.507,88 m²lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 9.087,85 m²lik kısmının ise tespit gibi tesciline" karar verilmiş; hükmün, davacılar Orman İdaresi ve ... vekilleri ile davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtayca; "taşınmazın en eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarındaki durumu ile davalıların dayandığı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri birlikte getirtilip 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca yöntemince uygulanması gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ... aleyhine açılan davanın reddine, gerçek kişiler aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, Bingöl ili ... ilçesi ... köyü 1 13... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.507, 88 m²lik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 9.087,85 m²lik bölümünün ise tespit maliki mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar Orman İdaresi ve ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmazın öncesi itibarıyla orman olup olmadığı konusunda önceki bozma ilamının gerekleri yerine getirilmediği gibi, hangi krokinin hükme esas alındığı konusunda da duraksama hasıl olmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki tespite esas 13.03.1967 tarihli ve 9 sıra numaralı 14.604 m² yüzölçümlü tapu kaydı Orman İdaresinin taraf olmadığı mahkeme kararı sonucu oluşmuştur. Orman İdaresinin katılımı olmaksızın oluşan tapu kaydı İdareyi bağlamaz. Öte yandan orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı sonrası yapılan 30.07.2019 tarihli keşif sonucu alınan 22.08.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 6.680,39 m²lik bölümünün su altında kalmadığı, (B) harfi ile gösterilen 17.895,34 m²lik bölümünün ise baraj gölü suları altında kaldığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, su altında kalan kısımlar hüküm kurulurken hiç dikkate alınmamış, 10.10.2019 havale tarihli orman bilirkişi raporunda, hava fotoğrafları yöntemince incelenmemiş, yalnızca memleket haritasına dayalı olarak değerlendirme yapılmış ve bu nitelikteki rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Yargıtayın konuya ilişkin yeknesaklık kazanmış kararlarında açıklandığı üzere, bir yerin orman olup olmadığının kesin olarak belirlenebilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye dair en eski hava fotoğrafları ile bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogometri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftasının ilgili kurumlardan getirtilerek, söz konusu belgelerin dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.O halde İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "...." sayfasına girilmek suretiyle taşınmazı kapsayan tüm hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 1 orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalı, kabule göre de baraj gölü suları altında kalan bölüm yönünden mülkiyetin tespiti kararı verileceği gözönünde bulundurulmak suretiyle karar verilmelidir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacılar .... İdaresi vekili ve ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Peşin harcın istek temyiz edenlere iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.