Kadastro tespitine itiraz davasında Giresundaki parsellerin mera vasfı, zilyetlik ve tapu kayıtlarına dayalı mülkiyet uyuşmazlığının incelenmesi.
Özet: Kadastro tespitine itiraz davasında, Hazinenin çeşitli parsellerin mera vasfında olduğu yönündeki taleplerine karşılık, özel kişilerin irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tapu kayıtlarına dayalı mülkiyet iddiaları ele alınmış; Yargıtayın bozma kararı sonrası ilk derece mahkemesi, Hazinenin davasını reddederek davacı özel şahsın davasını kabul etmiş ve taşınmazların tespit gibi tesciline karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/3 E., 2023/4 K.HÜKÜM : Davacı ...'ın davasının kabulüne, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüneTaraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ...'ın davasının kabulüne, davacı/davalı Hazinenin davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı/davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RKadastro sırasında, Giresun ili .... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 1 01... , 254, 256, 261, 2 62... parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal ve/veya taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1 01... ve 254 parsel sayılı taşınmazlar eşit paylarla ... (... oğlu), ... ve ... adlarına; 1 01... ve 261 parsel sayılı taşınmazlar ... ve müşterekleri (.... mirasçıları) adına; 1 01... parsel sayılı taşınmaz ... adına; 1 01... parsel sayılı taşınmaz ....ve müşterekleri (... mirasçıları) adına tespit edilmiş; 1 01... parsel sayılı taşınmaz ise kamu orta malı niteliğinde mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı/davalı Hazine temsilcisi dava dilekçelerinde; 1 01... , 254, 256, 258, 261, 2 62... parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduğunu, bu nedenle taşınmazların kadastro tespitlerinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiş; her bir parsel hakkında açmış olduğu davalar, aralarında irtibat bulunması nedeniyle birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur.Davacı ... (.... oğlu) dava dilekçesinde; 1 01... ve 254 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde zilyet olup 20.08.1965 tarihli ve 29 sıra ile 30.09.1974 tarihli ve 56 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında olup taşınmazlar üzerinde 1/3 payının bulunmasına rağmen taşınmazların 1/3 payının adına tespitine karar verilmesi gerekirken .... oğlu ... adına tespit edildiğini belirterek, önce 1/3 payının adına, 1 01... parsel sayılı taşınmazın ise 14.10.1971 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olup taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu belirterek, taşınmazın bir kısmının adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...; 1 01... parsel sayılı taşınmazın 21.10.1977 tarihli ve 64 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olup taşınmaz üzerinde 1968 yılından beri zilyetliğinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ... ve ..., 1 01... ve 261 parsel sayılı taşınmazların 21.10.1977 tarihli ve 64 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olup taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Davalı ...; 1 01... parsel sayılı taşınmazın 14.10.1971 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olup taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ..., 1 01... parsel sayılı taşınmazın 19.06.1953 tarihli ve 127 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olup taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Diğer davalılar, davaların reddine karar verilmesini savunmuştur.Dava dosyaları birleştirilmeden önce İlk Derece Mahkemesinin 1 01... parsel sayılı taşınmaza yönelik davacı/davalı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ilişkin hükmün, davacı/davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesinin 03.11.2011 tarihli ve 2011/5669 Esas, 2011/6971 Karar sayılı ilamıyla "1 01... parsel sayılı taşınmazın da aynı nedenle davalı olduğu ve bu davada da aynı tapu kaydına dayanılmış olması nedeniyle taşınmazlardan biri hakkında verilecek hükmün, diğerini de etkileyeceği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince her iki taşınmaz hakkındaki dava birleştirilerek davalı tarafın dayanağı olan tapu kaydının kapsamının yöntemince belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "1 01... , 254, 256, 258, 261, 2 62... parsel sayılı taşınmazlar ile 1 01... parsel sayılı taşınmazın 18.05.2014 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 18.245,64 metrekarelik bölümünün mera vasfında olmadığı ve zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği" gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine, davacı ...’ın davasının ise kabulüne, 1 01... , 258, 261, 2 62... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine, 1 01... , 2 54... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, 1 01... ve 254 parsel sayılı taşınmazlar ile çekişmeli 1 01... parsel sayılı taşınmazın 18.05.2014 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 18.245,64 metrekarelik bölümünün ayrı bir parsel numarası verilerek yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline, 1 01... parselin kalan bölümünün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı/davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesinin 12.12.2018 tarihli ve 2016/2932 Esas, 2018/7668 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek yöntemine uygun bir şekilde tapu kayıt uygulaması ve mera araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "1 01... , 261, 2 62... parsel sayılı taşınmazların tarla vasfında tarım arazisi olup merayla bütünlük teşkil etmedikleri ve tapu malikleri tarafından malik sıfatıyla tarla olarak kullanıldıkları; 1 01... parsel sayılı taşınmazın kuru derenin kuzeyinin mera ile bütünlük oluşturduğu, tarım arazisi vasfında olmadığı, güneyine kalan kısmın tarla olarak işlenmesi nedeniyle sınırlarında kadim tumpların oluştuğunun belirtildiği gibi dinlenen mahalli bilirkişilerin tamamı taşınmazın tarlayla alakasının olmadığını meradan açılmış olduğunu beyan ettikleri; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilip kırmızı ile taranan kısmın tarla vasfında tarım arazisi olduğu, mera ile bütünlük oluşturmadığı ve davacı ... tarafından malik sıfatıyla tarla olarak kullanıldığı,1 01... ve 254 parsel sayılı taşınmazların mera ile bütünlük göstermediği, 1 01... nolu parselin eski yıllarda tarla olarak kullanıldığı sonraki yıllarda işlenmediği, sonradan tekrar işlenmeye başlandığı, tarla vasfında tarım arazisi olduğu; 1 01... parselin eski yıllardan beri tarım arazisi olduğu ve tarla vasfında tarım arazisi olduğu" gerekçesiyle davacı/davalı Hazine'nin 1 01... , 261, 2 62... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasının reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline, davacı/davalı Hazine'nin 1 01... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının kabulüne, taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydına, davacı Hazinenin 1 01... ve 254 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasının reddine, birleşen dosya davacısı ...'ın taşınmazlara yönelik davasının kabulüne, taşınmazların .... oğlu ... adına olan 1/3'lük hissesinin iptali ile bu 1/3'lük hissenin tamamı 7 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen paylarla ... mirasçıları adına, geriye kalan 2/3 hissenin tespit gibi tesciline, davacı ...'ın 1 01... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının kabulüne, taşınmazın fen bilirkişisinin 16.05.2022 havale tarihli raporu ve ekli krokisinde (A) harfi ile kırmızı renkle tarayarak gösterdiği 5.746,70 metrekarelik kısmın iptali ile aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tamamı 7 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen paylarla ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline; geriye kalan kısmın tespit gibi tesciline, 16.05.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı/davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamında davacı ... ile davalı gerçek kişi şahısların dayandıkları tapu kayıtlarının tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmesi gerektiği belirtilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince tapu kayıtlarının haritasının olup olmadığı sorulmamış ve taşınmazlar üzerinde yöntemine uygun bir şekilde tapu kayıt uygulaması yapılmamıştır.Diğer taraftan, taşınmazlar üzerindeki zilyetlik araştırması yönünden ise taşınmazlar üzerinde hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen 1961, 19 63... tarihli hava fotoğrafları getirtilmiş ise de tespit tarihi olan 2007 yılından 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğrafının olmaması halinde bu tarihlere en yakın tarihlere ait farklı dönemlerde çekilmiş hava fotoğrafları getirtilmediği gibi getirtilen hava fotoğrafları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, kök tapu kayıtlarının edinme sebeplerinde öncesinin mütegayyip eşhastan Hazine'ye intikal ettiği belirtilmesine rağmen taşınmazların mütegayyip kişilerden Hazine’ye intikal eden yerlerden olup olmadıkları üzerinde durulmamıştır.Öte yandan, bozma ilamından sonra yapılan keşif üzerine alınan ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların aşamalarda üzerinde mera bitkileri olup mera vasfında olduğu anlaşılan 1 01... parsel sayılı taşınmazın ortasında bulunan taşınmazların komşu taşınmazlarla birlikte aynı özellikte olduğu belirtilmiş, ardından 1 01... parsel sayılı taşınmaz haricindeki taşınmazların tarım arazisi olduğu belirtilerek rapor içeriğinde çelişki oluşturulduğu gibi taşınmazların 1 01... parsel sayılı taşınmaz ile aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı, mera parselinden ne şekilde ayrıldığı ve arazinin niteliği, mera bütünlüğünü bozacak nitelikte olup olmadığı sonuç olarak mera vasfı taşıyıp taşımadığı, taşınmazlar mera vasfında ya da mera bütünlüğünü bozacak vasıfta değil ise davacıların zilyetlikle kazanımına imkan verecek şekilde kullanımlarının bulunup bulunmadığı hususları hakkında yeterince araştırma yapılmamıştır.Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, şahısların dayandığı tapu kayıtlarının haritalarının olup olmadığı sorulmalı, 1 01... parsel sayılı taşınmazın ortasında kalan dava dışı diğer taşınmazların da tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas alınan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile hükmen kesinleşenler var ise dava dosyaları getirtilmeli, taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktısı dosya içeresine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 2007 yılından 15-20-25 yıl öncesine bulunamadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait farklı dönemlerde çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, aynı ve komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte öncelikle, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, şahısların dayandığı tapu kaydı ve varsa haritası yöntemince uygulanıp, kapsamı öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) (20/A) maddesi gereğince haritasına göre belirlenmeli; tapu kaydının haritasının/ krokisinin olmaması ya da uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde ise kaydın sınırlarına itibar edilmeli, bu amaçla dayanak tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup, kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmeli, kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, kayıt uygulamasında komşu parsel tutanakları ile dayanaklarından yararlanılmalı ve bu yolla kayıt uygulamasına ilişkin tanık ve yerel bilirkişi sözleri denetlenmeli, bu suretle kayıtların kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; tapu kayıtlarının taşınmazları kısmen yada tamamen kapsadığının belirlenmesi halinde, tapu kayıt malikleri ile davacılar ve kadastro tutanağında adlarına tespit yapılan kişiler arasında akdi ya da ırsi ilişki bulunup bulunmadığı araştırılmalı, tapu kayıtlarının uygulanabilir olmadığının veya taşınmazların tümünün ya da bir kısmının tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldıklarının anlaşılması halinde, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden; mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle kadim mera vasfında olup olmadıkları, taşınmazların mütegayyip kişilerden Hazine’ye intikal eden yerlerden olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, dava konusu taşınmazların sınırlarında mera varsa zaman içinde sınırlarında mera yönünde genişleme olup olmadığı ve mera ile taşınmazlar arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; tapu kayıt uygulaması ile zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlardan da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalıdır. Fen bilirkişisinden; tarafların dayandığı tapu kayıtlarının kapsadıkları alan farklı renklerle gösterilerek, komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle davaya konu taşınmazların bulunduğu sınırı ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği, taşınmazlar üzerinde tarafların kullanımındaki bölümler ile mera alanları arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının belirtildiği ve varsa tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı; varsa tapu kayıtlarının haritalarının uygulama kabiliyetinin bulunup bulunmadığının açıklandığı, uygulama kabiliyeti mevcut ise, söz konusu harita ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek çakıştırılmak suretiyle kapsadığı alanın net olarak belirlendiği, haritadaki sınır noklarının uygulanıp uygulanmadığı, sınır noktaları arasında bağlantı sağlanıp sağlanmadığı, haritada belirtilen sınır noktalarının mevki sınır olup olmadığı, haritadaki noktalar arasındaki uzaklıkların zeminde de aynı şekilde olup olmadığı, haritanın koordinatsız olarak hazırlanmış olması nedeniyle fenni sıhhate haiz olup olmadığı hususlarını açıkça ortaya koyan, dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında kalan dere, yol, mera vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmelidir. Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan; dava konusu taşınmazların tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğunu, kamu orta malı mera vasfı taşıyıp taşımadıklarını, meradan açılıp açılmadıklarını, meranın devamı niteliğinde olup olmadıklarını, mera bütünlüğünü bozup bozmadığını, mera ile tarafların zilyetliği altında bulunan bölümler arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri mühendisinden yukarıda hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliği, sınırları, kullanım şekli, mera alanları ile arasında ayırt edici unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı ve bu şekilde dava konusu taşınmazların kadim mera olup olmadıkları ve davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği duraksamasız şekilde belirlenmeli, öncesi mera olan yerlerin kazanılamayacağı ve mera bütünlüğünü bozacak tarzda karar verilemeyeceği de dikkate alınmalı, taşınmazların meradan açılan yerlerden olmadığının tespit edilmesi halinde 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri nazara alınarak karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/c maddesi uyarınca gerekçenin; "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" göstermesi gerekmekte olup İlk Derece Mahkemesinin gerekçe fıkrasına taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı hususunda her hangi bir açıklama yapılmaksızın taşınmazlar üzerinde "tapu malikleri lehine zilyetlikle iktisap koşullarının" oluştuğu belirtilerek tapu kayıtlarına yönelik gerekçe içermeyen şekilde karar verilmiş olması ve davanın kabulüne karar verildiği halde kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden tescil hükmü kurulması da isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının temyize konu taşınmazlar yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.