Orman vasfıyla hazine adına tescilli taşınmazda zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtayın 3402 sayılı Kanundaki hak düşürücü süreyi esas alan bozma kararı.
Özet: Tapu iptali ve tescil davasında, kadastro sırasında orman niteliğiyle Hazine adına kaydedilen taşınmazın bir kısmının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davacılar adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, Yargıtay tarafından iki kez bozulmuştur; Yargıtay, ilk bozmasında orman vasfıyla tescilli taşınmazlarda 6831 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirtirken, direnme kararı üzerine verdiği ikinci bozmasında ise, orman kadastrosunun 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca yapıldığı ve bu durumda aynı Kanunun 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçerli olduğunu, tespitin 2008de kesinleştiği göz önüne alındığında 2010da açılan davanın süresinde olmadığını vurgulamıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/174 E., 2021/63 K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... idaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RKadastro sırasında, .... köyü çalışma alanında bulunan 1 11... parsel sayılı 8.708.533,70 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar dava dilekçesinde, bu taşınmaz içinde zilyetliklerinde bulunan tarlalarının kaldığını iddia ederek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmaz bölümlerinin adlarına tescilini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 17.11.2011 tarihli krokide (A1) harfi ile işaretli 7.239,70 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ... adına, (C1) harfi ile gösterilen 2.624,49 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ... adına, (D1) harfi ile gösterilen 3.976,31 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ... adına, (E1) harfi ile gösterilen 5.301,15 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ... adına, (F1) harfi ile gösterilen 2.421,14 m²'lik ve (F2) harfi ile gösterilen 2.886,09 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ... adına, (G1) harfi ile gösterilen 331,93 m² ve (G2) harfi ile gösterilen 4.597,47 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ... adına, (H1) harfi ile gösterilen 5.194,93 m² ve (H2) harfi ile gösterilen 4.418,30 m²'lik kısımların tapu kaydının iptali ile ... adına, (I1) harfi ile gösterilen 1.327,17 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile ....adına, (B1) harfi ile gösterilen 608,87 m², (B2) harfi ile gösterilen 1.743,68 m², (B3) harfi ile gösterilen 585,32 m² ve (B4) harfi ile gösterilen 2.495,15 m²'lik kısımlarının tapu kaydının iptaliyle ... adına tapuya tesciline, (J1) harfi ile gösterilen 12.169,31 m²'lik kısmının 1 03... ve 258 sayılı parseller içinde kaldığı anlaşıldığından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2013 tarihli ve 2012/12044 Esas, 2013/1349 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamında özetle; "...dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Kanun'un 16/D maddesinde "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanun hükümlerine tabi olduğunun" belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel kanun olan 6831 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde de, orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmüne yer verildiği, bu ilkelerin Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.20 05... /20 - 327 - 377 sayılı Esas ve Karar, 28.06.2006 gün ve 2006/20 - 467 - 494 Esas ve Karar sayılı ilamlarında aynen benimsendiği, davacıların zilyetliğe dayanarak açtığı davanın reddine karar verilmesi"gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnme kararı verilmesi ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından direnme kararının temyiz edilmesi üzerine, aynı Daire tarafından bozma ilamının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının farklı gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi uyarınca orman kadastrosunun yapıldığı, arazi kadastro ekiplerince orman sınırlaması esas alınarak çekişmeli yer hakkında 1 11... parsel numarasıyla kadastro tespit tutanağı düzenlendiği, 30.08.2008 - 30.09.2008 tarih aralığında askı ilânının yapıldığı, 30 günlük süre içinde dava açılmadığından tespitin kesinleştiği, davacılar vekilinin 2010 yılında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak eldeki davayı açtığı Bu durumda dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre değil 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmü uyarınca yapıldığından hak düşürücü sürenin de 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlendiği şekilde olacağından, somut olayda 6831 sayılı Orman Kanun'un 11. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esası incelendiğinde ise mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu, hava fotoğraflarının denetlenmediği, bu sebeple mahkemece yeni bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak taşınmazın eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, ormaniçi açıklık niteliğinde olup olmadıklarının değerlendirilmesi, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının araştırılması" gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, 1 11... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi...'in 09.09.2019 tarihli raporunun krokisinde "A1" harfi ile gösterilen "7.239,96 m²"lik kısmın davacı ..., "D1" harfi ile gösterilen "3.976,33 m²"lik kısmın davacı ..., "E1" harfi ile gösterilen "5.300,85 m²"lik kısmın; davacı ..., "F1" harfi ile gösterilen "2.421,04 m²"lik kısmın ve "F2" harfi ile gösterilen "2.886,18 m²"lik kısmın davacı ..., "H1" harfi ile gösterilen "5.194,76 m²"lik kısmın ve "H2" harfi ile gösterilen "4.417,50 m²"lik kısmın davacı ... adına tesciline, "B1, B2, B3, B4, C1,G1, G2 ve 11 harfli kısımlar hakkındaki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... idaresi vekili tarafından davanın kabulüne karar verilen 09.09.2019 tarihli krokideki "A1, D1, E1, F1, F2, H1 ve H2 kısımlarına yönelik olarak temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince 09.09.2019 tarihli krokideki "A1, D1, E1, F1, F2, H1, H2" harfleri il gösterilen kısımların orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacılar lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile uyumlu değildir. Şöyle ki; dava konusu olan ve 09.09.2019 tarihli krokideki "A1, D1, E1, F1, F2, H1, H2" harfleri il gösterilen yerlerin tüm yönlerden ormana sınır olması, 1 11... parsel içinde olan "A1, D1, E1, F1, F2, H1, H2" harfli taşınmazlara komşu ve dava edilen bazı kısımlar için verilen ret veya açılmamış sayılma kararlarının temyiz konusu olmaması nedeni ile orman vasıflarının kesinleştiği bu haliyle temyize konu olan taşınmazların orman bütünlüğünü bozucu etkisinin olduğu, bu yerlerin dört taraftan 1 11... sayılı orman parseliyle çevrili olup, 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi kapsamında kalan orman içi açıklık durumunda olduğu anlaşılmaktadır. 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılarak özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazların hava fotoğrafları ve memleket haritalarında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına kanunî olanak yoktur. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, "A1, D1, E1, F1, F2, H1, H2" harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davacılar adına tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün BOZULMASINA,1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.