Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin tarım Bağ-Kur sigortalılık tespiti davasında, müstahsil makbuzundaki isim benzerliği nedeniyle gerçek çalışma olgusunun resen araştırılması gerekliliği.
Özet: Bir çiftçi, komisyoncu aracılığıyla gerçekleştirdiği tarımsal ürün satışlarından yapılan tevkifat kesintilerini kanıt göstererek ve benzer isimli akrabasıyla yaşanan kimlik karmaşasını açıklayarak 1995-1999 yılları arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri davayı kabul ederek sigortalılık dönemini tespit etmiş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve fiili çalışmanın yeterince kanıtlanamadığını, müstahsil makbuzundaki ismin kesinleştirilemediğini belirterek kararın bozulmasını talep eden temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/364 E., 2025/335 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumluca 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : 2024/345 E., 2024/445 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1990'lı yıllardan beri ve halen .... ilçesi ... Mahallesinde çiftçilikle uğraşmakta olduğunu, müvekkilinin yetiştirdiği ürünleri ... Mahallesinde komisyonculuk yapan .... adlı işyerine verdiğini, buna ilişkin olarak da 1995/03 tarihinde ve yine 1999/03 tarihindeki, dönemlere ait tevkifat kesintisi yapıldığını, müvekkilinin anılan dönemlerde çiftçilik ile iştigal ettiğini, sigorta başlangıcının tespiti için davalı Kuruma başvurduklarını ve fakat davalı Kurumun 13/06/2023 tarihinde vermiş olduğu cevapta yukarıda zikredilen tevkifat kesintilerinin müvekkiline ait olup olmadığının tespit edilemediğini bildirdiğini, oysa anılan kesintilere konu kişinin müvekkili olmadığını, müvekkili ile aynı ismi taşıyan bir kişi daha olduğunu, onun da müvekkilinin amcasının oğlu olduğunu, amcasının oğlunun öğretmenlik mesleğini icra etmekte olduğunu ve hiçbir zaman özellikle ... mahallesinde çiftçilikle iştigal etmediğini, tüm bu nedenlerle sebze ve meyve komisyoncusu ... tarafından yapılan tevkifat kesintilerinde ismi geçen kişinin müvekkilim olan ... olduğunun tespiti ile yine müvekkilinin geriye dönük 1995/ 03... /03 dönemlerine ilişkin olarak tarım Bağkur sigortalısı olarak çalıştığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları ile sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunlu olduğunu, eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi davalı işverenin mücerret kabulü veya yalnızca tanık beyanı da hükme yeterli olmadığını, Kurumda mevcut kayıtların dışında kalan süre yönünden davanın reddine, Kurum harçtan muaf olup 6552 sayılı Kanun ile işverenle birlikte zorunlu dava arkadaşı olması durumu kaldırılarak Kurum yönünden kendine özgü feri müdahil statüsü getirilmiş olması nedeniyle davanın kabulü veya kısmen kabulü halinde Kurum aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 1995/03-1999/03 dönemleri arasında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine yönelik olduğundan re’sen incelemeye tabi olduğu, çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, ... Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünce yapılan inceleme ve alınan ifadeler sonucunda müstahsil makbuzunda adı geçen ... ile ilgili kanaat getirilemediğinden bu doğrultuda işlem yapılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurumun harçtan muaf olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık tarım bağkur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve ... Kanunu'un geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu' nun 2., 3., 6., 9. ve 10. maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesinin 4 numaralı alt bendi hükümleridir.2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.Kanun'un 10. maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu Kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin ...Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79... sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.19 94... no.lu tebliğine göre ürün bedellerinden %1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nın 526. maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir. Somut olayda davacının, 1995/ 03... /03 dönemlerine ait sebze ve meyve komisyoncusu ... tarafından düzenlenen tevkifat kesintilerinde ... olarak geçen kişinin kendisi olduğunun tespiti ile geriye dönük ilişkin olarak tarım Bağkur sigortalısı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ettiği eldeki davada, Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına itibarla davacının çiftçilik ve seracılık işiyle meşgul olduğu kabul edilmek suretiyle 1995/03-1999/03 dönemleri arasında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmişse de verilen karar eksik incelemeye dayalıdır.Dosya içeriğine göre 1995/ 03... /03 dönemlerine ait sebze ve meyve komisyoncusu ... tarafından düzenlenen tevkifat kesintilerinde sadece ad soyad bilgilerinin yer aldığı, kimlik alt bilgilerinin yer almadığı, davacı ... dışında, aynı ad ve soyadla davacının amcasının oğlu olduğu, davacının amcasının oğlu olan ...'ın Mahkemeye verdiği ifadesinde; kendisinin öğretmen olduğunu, 1998 yılından itibaren Konya'da ikamet ettiğini belirtmesine karşın, öncesinde dava konusu dönemi karşılar şekilde, nerede ikamet ettiği, ne iş yaptığı konusunda Mahkemece yeterli ve gerekli araştırmanın yapılmadığı gibi, ürün teslimine ilişkin listelerin Kuruma hangi tarihte intikal ettirildiği hususu da araştırılmamıştır. Mahkemece davacının amcaoğlu, dava dışı ...'ın öğretmen olmadan önce ürün yetiştirip teslim edip etmediği konusunda yeterli ve gerekli araştırma yapılmalı, kesinti listelerinde yer alan ...'ın davacı olup olmadığı konusu net bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Diğer yandan sebze meyve komisyoncusu ... tarafından düzenlenen kesinti listelerinde; ... adına 1995/ 01... /03 dönemlerinde 1'er adet tevfikat kesintisinin bulunmasına karşın, ara dönemlere ilişkin olarak davacı adına herhangi bir ürün teslimi, tevkifat kesintisi olmadığı gibi sigortalılık iradesini ortaya koyacak bilgi ve belgenin bulunmamasına rağmen, Mahkemece ara dönemin tamamı yönünden sigortalı kabul edilmesi, yine infaza elverişli olmayacak şekilde sigorta başlangıç ve bitiş tarihlerinin açık ve net olarak hükümde belirtilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.