İş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece ve istinaf kararlarının ardından, davalıların kusur oranları ve tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının Yüksek Mahkemece incelenmesi.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin davalı sürücü ve şirketleri belirli oranlarda kusurlu bularak tazminata hükmetmesi ve istinaf mahkemesinin bu kararı onaması üzerine, davalıların kusur oranlarının hatalı olduğu, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, sürekli iş göremezlik oranının yanlış tespit edildiği, avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğu ve manevi tazminatın fahiş olduğu yönündeki itirazları ile kararı temyiz etmeleri üzerine dosyanın Yüksek Mahkemece incelenmesidir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3567 E., 2023/1731 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. İş MahkemesiSAYISI : 2016/1185 E., 2021/399 K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı .... Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı .... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .... Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı .... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı .... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 14.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ....Tic.Ltd.Şti. adına Av. ... ve davalı .... Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... geldiler. Davacı adına gelen olmadı ve vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Diğer davalılar adlarına da gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 647.434,94 TL maddi, 125.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının iş kazası nedeniyle %47,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacıyla dava dışı TIR sürücülerinin kusurlu olmadıkları, davacının çalışmakta olduğu otobüsün şöförü davalı ...'ın %70, davalı Kayapalı ... şirketinin %15, davalı ... Turizm şirketinin %15 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... Şirketi ile davalı ...Şirketi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, adı geçen davalıların yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavalı Kayapalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dosya kapsamında sunulan 08.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda otobüste herhangi bir teknik yetersizlik tespit edilmediğini, buna rağmen kusur değerlendirmesi yapılırken davalı müvekkili şirkete %30 oranında kusur atfedilmesinin kabul edilemez olduğunu, salt kazaya karışan aracın maliki olması sebebiyle davalı müvekkil şirkete kusur yüklenemeyeceğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, nitekim dosya kapsamında yer alan ve başmüfettiş ... tarafından düzenlenen 22.05.2017 tarihli inceleme raporunda kusur dağılımı yapılırken davalı sürücü ...’in %100 kusurlu bulunduğunu, emniyet kemeri takmayan davacının da kusurlu olduğunu, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmiş olmasına rağmen ıslah yoluyla avans faizi talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve faiz türünün sonradan değiştirilemeyeceğini, hangi davalıdan ne miktarda talepte bulunulduğunun açık şekilde belirtilmediğini, zamanaşımının söz konusu olduğunu ve hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı ... Turizm şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, öncelikle müvekkilinin dava kapsamındaki sorumluluğunun ancak işleten sıfatına dayalı olarak söz konusu olabileceğini, buna rağmen Mahkemenin gerekçeli kararında müvekkilinin unvanının dahi birçok yerde hatalı yazıldığını ve değerlendirmelerin SGK kapsamındaki yükümlülükler üzerinden yapıldığını, bu nedenle kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin dava konusu kazada işleten sıfatını taşıdığı iddiasıyla davaya taraf gösterilmiş ise de gerek sürücünün ağır kusurunun bulunması gerekse uzun süreli kiralama ilişkisi nedeniyle diğer davalının işleten sıfatını taşıdığını, bu sebeple dava konusu zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, kazaya karışan aracın diğer davalı Kayapalı ... Turizm teşebbüsü uhdesinde bulunduğunun dosya kapsamından açıkça anlaşıldığını ve bu nedenle müvekkil ... yönünden sorumluluğa gidilemeyeceğini, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkilinin sorumluluğu bulunduğu varsayılsa dahi KTK’nın 86. maddesi kapsamında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığının dosya kapsamından açıkça tespit edilebileceğini, zira kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün ağır kusurunun bulunduğunun deliller ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, davalı sürücü ... hakkında Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/110 Esas, 2019/409 Karar sayılı ilamı ile cezalandırılmasına karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi için zarar ile aracın işletilmesi arasında uygun illiyet bağının bulunmasının zorunlu olduğunu, somut olayda meydana gelen zarar ile aracın işletilmesi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını ve bu bağın varlığını ispat yükünün zarar görene ait olduğunu, dosyada kazanın gerçekleşmesine aracın işletme faaliyetinin veya araçtaki bir teknik bozukluğun sebebiyet verdiğine ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığını, müvekkilinin işleten sıfatıyla araç muayenesi, bakımı ve sigortalama yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu nedenle KTK’nın 86. maddesi uyarınca uygun illiyet bağının bulunmadığını ve üçüncü kişi olan sürücünün %100 ağır kusurlu olması karşısında müvekkilinin sorumluluğunun doğmayacağını, sigortalı ...’ın kaza sırasında uyuduğunu ve emniyet kemeri takmadığını, bu nedenle kusurlu bulunduğunu, bilirkişi raporunda zarar görenin kusursuz kabul edilmesine rağmen bu hususun sağlıklı biçimde tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevkinin zorunlu olduğunu, hükme esas alınan maluliyet tespit raporunun mevzuata uygun hazırlanmadığını, bu rapora yönelik itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunda davacının üçüncü kişinin bakım ve yardımına muhtaç olmadığının açıkça belirtildiğini, buna rağmen yüksek kusur oranı belirlenmesi arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının trafik iş kazasının meydana geldiği şehirler arası otobüste muavin olarak çalıştığı, otobüsün şöförünün davalı gerçek kişi ... olup hem davacının hem de davalı ...'ın davalılardan ... şirketinin sigortalısı oldukları, kaza yapan otobüsün mülkiyetinin ise diğer davalı ... Turizm şirketine ait olduğu ve bu otobüsün ... Turizm şirketi logosu altında işletildiği, davalı ... şirketinin Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasının sigortacısı olduğu, sigorta poliçesinde sigortalı ve sigorta ettiren olarak davalı ... Turizm şirketinin belirtildiği, her ne kadar davalı ... Turizm şirketi vekili temyiz dilekçesinde otobüsün uzun süreli kiralama yoluyla diğer davalı Kayapalı ... şirketine verildiğini söylüyor ise de cevap dilekçesinde böyle bir iddia ileri sürülmediği gibi dosya kapsamında bu şekilde bir sözleşmenin de yer almadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında davalılar ... şirketi ile ... Turizm Şirketi arasındaki ilişki konusunda bir nitelendirme yapılmadığı, Mahkemenin hükme dayanak kıldığı bilirkişi kusur raporunda davalı Kayapalı şirketine kusur verilme nedenleri sayıldıktan sonra paragrafın sonunda bilirkişilerce kazaya karışan yolcu otobüsünün davalı ... Turizm Nakliyat Tic. Ltd. Şti.'nin teşebbüsü altında bulunduğu, bu nedenle davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 85’e göre sorumlu olduğu, her iki davalı firmanın aynı gerekçelerle kusurlu olduklarının belirtildiği anlaşılmaktadır.4857 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 48 57... sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)Somut olayda, temyiz eden davalı şirketler arasındaki hukuki ilişkinin ne olduğu konusu tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya konulmaksızın herhangi bir değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur.Kabul ve uygulamaya göre de Mahkemece bir adet kök (05.02.2020), bir de buna ek (06.07.2021) hesap raporu alındığı ve ek hesap raporuna itibar edildiği, kök hesap raporunda davacının maddi zararının 432.541,64 TL olarak belirlendiği, davalıların hesap raporuna itiraz ettikleri, davacı vekilince rapora itiraz edilmediği gibi 06.03.2020 E-İmza tarihli dilekçenin başında “dosyamıza sunulan 05.02.2020 tarihli aktüerya bilirkişi raporu doğru ve yerinde tespit ve değerlendirmeler içermekte olup tüm davalı taraf vekillerince rapora itiraz edilmişse de bu itirazlar yerinde ve dinlenebilir değildir.” dedikten sonra dilekçenin sonunda “…Bilirkişi tarafından mevzuata, sigorta genel şartlarına ve yerleşik uygulamalara uygun olarak hesaplama yapılmıştır.” şeklinde beyanda bulunulduğu gözden kaçırılarak temyiz eden davalı şirketler yönünden daha fazla maddi zarar hesaplayan ek hesap raporuna itibar edilmesi hatalı olmuştur.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,Davalı .. Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. Ltd. Şti. Vekilleri yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.