Şirket ortaklığına dayalı Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin geçmişe dönük tespiti ve prim ödemelerinin geçerliliği üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Bir davacı, şirket ortaklığına başladığı 12.02.1997 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının tespitini ve bu dönemde ödediği primlerin değerlendirilmesini talep etmiş, davalı kurum ise kayıt tarihleri ve makbuz ibrazı şartlarını ileri sürerek talebi reddetmiştir. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davacının 12.02.1997-04.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olduğunu ve prim ödemelerinin davacıya mal edilmesi gerektiğini tespit ederek yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine hükmetmiş, bu karara karşı kurum temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/4177 E., 2025/129 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş MahkemesiSAYISI : 2022/103 E., 2024/308 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14.10.2021 de tahsis talebinde bulunduğunu, Kurum tarafından verilen cevapta 07.09.2001 tarihinde .... Bağ-Kur numaralı işe giriş bildirgesinin kayıtlara intikal ettiğinin ve bu tarihten önce prim ödemesi olduğunun tespit edildiğinin ancak prim ödemelerine göre sigortalılığın başlatılabilmesi için makbuz asıllarının Kuruma verilmesiyle emekli olabileceğinin bildirildiğini, gönderilen 03.11.2021 tarihli yazıda ise 04.10.2000-31.05.2020 tarihleri arasında 4574 primi ödeme günü olduğunun 58 yaş ve 25 yıl şartını yerine getirmediğinden tahsis talebinin reddedildiğinin belirtildiğini, Kurum ile yapılan görüşmede kayıtlara intikal etmeyen giriş bildirgesi üzerinden prim ödendiği için yapılan ödemelerin kabul edilmediğinin bildirildiğini, davacı tarafından 13.08.2008 tarihinde 10088 TL prim ödemesi yapıldığını, davalı Kurumun 2016/20 sayılı Genelgesi gereği 01.10.2008 tarihinden önce Kurum hesaplarına intikal eden doğru Bağ-Numarasına yapılan prim ödemeleri bulunması halinde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların ticari faaliyetlerine başladıkları tarih itibariyle sigortalılıklarının başlatılacağının belirtildiğini Genelgede dekont asıllarının isteneceğine dair bir ibare bulunmadığını, beyanla kayıtlarda görünen ödemelerden yola çıkılarak davacının Bağ-Kur numarası ile faaliyete başladığı 1997 den itibaren 1479 Sayılı Kanun kapsamında kayıt ve tescilinin yapılmasını talep etmiştir. Davacı vekili 20.11.2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; 05.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun son sayfasının ilk paragrafında aynen ‘’davacının Bağ-Kur giriş bildirgesinin 4956 sayılı Kanun'un 02.08.2003 yürürlük tarihinden önce 07.09.2001 tarih ve ... sayı ile Kuruma intikal ettiği sabit olduğundan Yargıtay HGK nun anılan ilamı uyarınca Şirket ortağı olduğu İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bildirilen 12.02.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un 24... maddesi gereğince Bağkur zorunlu sigorta kapsamına alındığı tespit edilmekle‘’ denildiğini, bu nedenle dava dilekçesinin sonuç bölümüne bu tespitin de eklenmesi gerektiğinden, davacının aleyhine olan Kurum işleminin iptali ile davacının 12.02.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un 24. ve 25 maddeleri gereğince Bağ-Kur zorunlu sigortalı olması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 619 Sayılı KHK’nin Anayasa Mahkemesi tarafından iptali sonrası yürürlüğe giren 4956 Sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 18. maddeye göre bu Kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların her türlü hak ve mükellefiyetinin bu tarihten başladığını, Davacı, 737 570 094 Bağ-Kur numaralı giriş bildirgesini 07.09.2001 de verdiğinden sigortalılığın 04.10.2000 de başlatıldığını, 01.10.2008 tarihinden önce doğru Bağ-Kur numarasına prim ödeyenlerin ise talepleri ve makbuz asıllarını ibraz etmeleri halinde ticari faaliyetlerine başladıkları tarihte sigortalılıklarının başlatıldığını, davacının makbuz asıllarını sunamadığı için sigortalılığın başlatılamadığını beyan etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasının kabulüne, davacı ... TC. Kimlik numaralı ...'in 12.02.1997 ile Kurumca tescil edildiği 04.10.2000 tarihleri arasında 4/I-b (Bağ-Kur) zorunlu sigortalısı olduğu ve 31.03.19 97... .09.2001 tarihleri arasında Kurumda ... nolu Bağ-Kur numarasına yapmış olduğu prim ödemelerinin davacıya mal edilmesi gerektiğinin tespiti ile davacının 12.02.1997-20.12.2006 tarihleri arası 4/I-b sigortalılığında ödediği primlerin Kurum tarafından değerlendirilmesiyle tarafına yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili Kuruma süresinde müracaat edip, kayıt ve tescilini yaptırmayan kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma iddiasında bulunan davacının bu davada talep ettiği sürelerde Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına olanak bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 04.10.2000 öncesi davacı tarafından yapılan prim ödemelerinin başka bir kişiye ya da Bağ-Kur numarasına ait olduğunun Kurum tarafından tespit edilemediğini, davacı adına yatırıldığına dair davacının bir ispatının bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.