Kadastro tespitine itiraz davasında, Yargıtayın bozma ilamına uyularak jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile yapılan hava fotoğrafı incelemesi sonrasında vekalet ücreti yanlışlığının düzeltilerek hükmün onanması.
Özet: Kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin yetersiz inceleme ve uzman bilirkişi eksikliği nedeniyle daha önce Yargıtay tarafından bozulan kararı üzerine yapılan yargılamada, davacının esas taleplerinin reddine dair hüküm, bozma ilamına uyulduğu ve hukuka uygun karar verildiği gerekçesiyle onanmış; ancak ret gerekçeleri aynı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul hatası olarak tespit edilerek, kararın bu kısmının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/740 E.  ,  2025/7593 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2023/1 E., 2023/203 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli bulunmadığı, hava fotoğrafları üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yapılmadığı, hava fotoğrafı inceleme ve yorumlama konusunda uzmanlığı bulunmayan ziraatçi bilirkişi tarafından 1984 tarihli hava fotoğrafının incelendiği, bozma ilamında H3 harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün yer aldığı davacı adına tapuda kayıtlı 1 15... parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gereğine işaret edildiği halde, bu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanarak, 1993-1994 tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 farklı evreye ait hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılması ve davacı yararına imar – ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının bilirkişi raporunda (H1) ve (H2) ile gösterilen kısımlara yönelik davasının reddine, (H3) ile gösterilen kısma yönelik karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesinde “Müteselsil sorumluluk da dâhil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ret gerekçeleri aynı olan davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. Ne var ki belirlenen bu yanılgının düzetilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'a eklenen geçici 3. madde yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 438. maddesinin 7. fıkrası gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının 6 nolu bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün 5. bendinin ilk satırındaki Hazine ibarelerinden sonra gelmek üzere, “.... ve Davalı ... İdaresi ....” ibarelerinin eklenmesine, ayrıca hükmün 5. bendinin son satırındaki "davalı Hazineye" ibarelerinden sonra gelmek üzere, “....ve Davalı ... İdaresi’ne ....” ibarelerinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.