Satış temsilcisinin POS cihazını kullanarak şirketten haksız menfaat temin etme eyleminin, banka/kredi kartı dolandırıcılığı yerine zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak kabul edilmesi gerektiği için mahkumiyet hükmünün bozulması.
Özet: Sanığın, şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığı dönemde ve işten ayrıldıktan sonra da, POS cihazı ile satış bedellerini çekip ardından işlemi iptal ederek parayı zimmetine geçirmesi ve iptal öncesi tahsilat çıktısını muhasebeye sunarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eyleminin, yerel mahkemece banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğu; bu eylemin, uzlaştırma kapsamındaki TCK 155/2 maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkumiyet hükmü bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2021/18640 E.  ,  2025/13191 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/385 E., 2015/141 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
"Sanığın, katılanın şirketinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, satılan malların bedelini POS cihazından çektikten sonra bu çekim işlemini iptal edip sattığını bildirdiği malların bedelini başka bir pos cihazı ile çektirerek uhdesine geçirdiği, iptal işleminden önce tahsilatı gösteren çıktıyı da alarak şirket muhasebesine verip muhasebe kayıtlarında tahsilat yapılmış gibi gösterdiği, akabinde işten 16.02.2011 tarihinde ayrılmasına rağmen fiilen ilişkisinin devam ettiği ve bu kapsamda , aynı muhasebe zaafiyetini kullanarak, şirketten mal alımları yaparak elde ettiği şirkete ait POS cihazı ile yine önce çekim, sonra iptal işlemi yapıp, iptal öncesi aldığı çıktıyı şirket muhasebesine ulaştırmak sureti ile kendisine haksız menfaat temin ettiği" şeklinde kabul edilen olayda; sanığa atılı eylemin 5271 sayılı CMK'nun 253. maddesine, 17/10/2019 tarihli 7188 sayılı Yasa ile eklenen hüküm ile uzlaştırma kapsamına alınan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, suç vasfında hataya düşülerek zincirleme şekilde 158/1-f -son maddesinde düzenlenen banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.