Orman vasıflı taşınmazlarda kadastro tespitine itiraz, orman kadastrosu kesinleşme tarihinden önceki zilyetliğin hukuki değeri ve parsellerin farklı vasıflara göre tescili üzerine Yargıtay incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yapılan bir kadastro çalışması sırasında, orman vasfı iddia edilen bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davalılar adına tespit edilmesi üzerine açılan tescil davasını ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları doğrultusunda taşınmazı üç ayrı kısma ayırarak, bir kısmını orman vasfıyla Hazine adına, bir kısmını aktif tarım arazisi olup zilyetlik şartları oluştuğu için davalılar adına ve bir kısmını da ham toprak vasfıyla yine Hazine adına tescil ederken, istinaf incelemesi sırasında orman kadastrosu kesinleşmeden önceki zilyetliğin hak doğurmayacağı genel ilkesi ile bunun istisnai durumları hakkında hukuki değerlendirmelere başlanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2024/2115 E.  ,  2025/7221 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1191 E., 2024/118 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/202 E., 2023/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili .... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 1 95... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili .... ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 ve geçici 8. maddesi gereğince yapılan tespit sırasında, 1 95... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında kültür arazisi olarak orman sınırları dışında kaldığı, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda (30-A) ile gösterilen kısmın en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarında orman sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki olumlu şartların oluşmadığı, aynı tarihli raporda (30-B) ile gösterilen kısmın, en eski 1954 tarihli hava fotoğrafında açık alanda kaldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı, ziraat bilirkişisi raporuna göre, taşınmazın aktif tarım arazisi olduğu, imar-ihyasının 60-65 yıl önce tamamlanarak halihazırda tarla olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanlarına göre, eklemeli zilyetliğin 20 yılın üzerinde olduğu ve kesintiye uğramadığı, davalılar adına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki şartların oluştuğu, aynı tarihli raporda (30-C) ile gösterilen kısmın en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı, üzerinde orman ağaçlarının bulunmadığı, orman sayılan yerlerden olmadığı,1954-1972-2006 yıllarına ait hava fotoğrafları ile 20 10... yıllarına ait uydu görüntülerinde taşınmazın üzerinde herhangi bir işleme faaliyetinin bulunmadığı, ziraat mühendisi bilirkişisi raporunda da taşınmazın bu kısmının aktif olarak kullanılmadığı, üzerinde hiç tarımsal faaliyet yapılmadığı ve ham toprak vasfında olduğu belirtildiği, davalılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki olumlu şartların oluşmadığı, ... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (30-A) ile gösterilen 1.912,80 m²lik kısmının orman vasfıyla ... adına tapuya tesciline, (30-B) ile gösterilen 3.990,85 m²lik kısmının tespit gibi tesciline, (30-C) ile gösterilen 188,77 m² lik kısmının ham toprak vasfıyla ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2001 tarihli ve 8/964-751, 13.02.2002 tarihli ve 8/183-187, 21.01.2004 tarihli ve 8/15-7, 12.05.2004 tarihli ve 8/242-292, 12.03.2008 tarihli ve 20/214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalılar yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibarıyla da orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı ... vekili dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalılar yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırması neticesinde, bilirkişi raporunda istinafa konu olan taşınmaz bölümlerinin öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenmiş olduğundan (3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşınmazın istinafa konu bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda, dava konusu taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği.." gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; ormanların zilyetlikle kazanılamayacağını, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanıma elverişli olmayan Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğunu, ayrıca taşınmazın tamamında davalı lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.3402 sayılı Kanun'un 1.maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli karar vermek zorunda olup, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (30-C) ile gösterilen ve ... adına tesciline karar verilen bölümü hakkında infazda tereddüt oluşacak şekilde ayrı ada ve parsel numarası verilmemesi isabetsiz ve hükmün bu nedenle bozulması gerekir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1-c) numaralı bendinde yer alan "ham toprak vasfı ile" ibaresinden sonra gelmek üzere "aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle" cümlesinin eklenmesine ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.