Mobbing ve istifaya zorlama nedeniyle iş akdini haklı fesheden güvenlik görevlisinin kıdem, ihbar, ayrımcılık tazminatı ve işçilik alacakları talebine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: On bir yıl güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının, amirlerine selam vermediği gerekçesiyle oruçlu olduğu halde iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde görev yerinin değiştirilerek kulübeye girmeden nöbet tutmaya zorlanması gibi mobbing eylemleri sonucunda istifaya zorlandığını iddia ederek kıdem, ihbar, ayrımcılık tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin alacakları talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi, işverenin yönetim hakkını kötüye kullanarak davacıyı rencide edici bu davranışının iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı feshi için yeterli olduğuna hükmetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/8414 E.  ,  2025/9426 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/217 E., 2025/2051 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/358 E., 2024/521 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... (...) Genel Müdürlüğünde 26.03.2012-12.04.2023 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, her ne kadar müvekkili tarafından bir istifa dilekçesi verildiği ve iş sözleşmesinin müvekkili tarafından kendi isteği ile sonlandırıldığı gibi bir algı oluşmakta ise de; müvekkilinin sistematik şekilde maruz kaldığı mobbing (psikolojik taciz) sonucunda istifaya zorlandığını ve somut uyuşmazlıkta işveren tarafından haksız fesih olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ücretinde yapılan haksız ceza kesintileri olduğunu, işyerinde 11 yıllık emeği olduğunu, işyeri yetkileri tarafından sürekli olarak aşağılayıcı ve küçümseyici hareketlere maruz bırakıldığını, istifa dilekçesi imzalamak zorunda bırakıldığı son olayın ise 12.04.2023 tarihinde gerçekleştiğini, çok önemli ve ailevi bir problemi olduğunu, güvenlik kulübesinin içerisinde telefonla konuştuğu için dışarı çıkamadığını, aracın Kurum aracı olduğunu, araç içerisinde kim olduğunu anlayamadığını, araç içindekilerin güvenlik müdürü ile destek hizmetleri daire başkan yardımcısı olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin yanına gelerek neden kulübeden dışarı çıkarak kendilerine selam vermediğini sorduklarını, açıklama yapıp özür dilediğini ancak olaydan 10 dakika sonra farklı bir nizamiyede görevlendirilerek akşama kadar ayakta kulübe içerisine girmeden bekleyeceğinin iletildiğini, bu talimatın iyiniyetli olmadığını, güvenlik müdürünün kendisine selam durulmamasından dolayı öfke ve kin ile üst olmasının sağladığı avantajdan faydalanarak vermiş olduğu kötüniyetli bir talimat olduğunu, kaldı ki olayın yaşandığı tarihin ramazan ayı olduğunu, müvekkilinin oruçlu olduğunun güvenlik şefi ve müdürü tarafından bilindiğini, 2 No.lu nizamiyede kulübenin içine girmeden nöbet tutmak gibi bir anlayışın olmadığını, bu talimatın iyiniyetli olmadığını belirten müvekkiline karşılık olarak ise memnun değilse istifa edebileceği yönünde bir tavır sergilendiğini, sonuç olarak müvekkilinin sürekli olarak maruz kaldığı "Ya dediğimizi yaparsın ya da gidersin." baskısı sebebiyle; ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı, insanlıkla bağdaşmayan ve şeref zedeleyici bu talimat üzerine bir istifa dilekçesi sunmak zorunda bırakıldığını, bunun yanı sıra davacının ödenmeyen ücret alacakları olduğunu, davacının fazla çalışma yaptığının tanık anlatımları ve Kurumda bulunan nöbet devir teslim defteri, hususi imza föyü, silah devir teslim defterinin Mahkemece celp edilmesiyle kanıtlanacağını, işyerinde ayrımcılığa da maruz kaldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları, ayrımcılık tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. ile ... Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketlerde çalışması bulunmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, dava konusu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının haklı nedeni yokken istifa ettiğini, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, yıllık izinlerin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının güvenlik hizmet alımı sözleşmesi kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığını, müvekkili Kurumun talep edilen alacaklardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının işyerinden istifa ederek ayrılmasından dolayı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, tüm taleplerin haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 26.03.2012-12.04.2023 tarihleri arasında ihale ile iş alan Şirketler nezdinde 11... gün süre ile çalıştığı, davacının ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu ayrıca davacının selam vermemesi ve ayağa kalkmaması nedeniyle bir noktadan alınıp diğer noktaya verilmesi her ne kadar davalının yönetim hakkı kapsamında ise de bu hakkın kişiyi rencide etmeyecek şekilde iyiniyet kuralları kapsamında kullanılması ve görevinin yapılmaması hâlinde de buna ilişkin tutanakların tutularak işlem yapılması gerektiğinin açık olduğu, davacının, davalının bu tavrından dolayı iş sözleşmesini feshetmesinin de haklı fesih sebebi olarak görüldüğü, dolayısıyla davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, davalı tarafından sunulan çizelgeler incelemeye ve tespite elverişli olmadığı değerlendirildiğinden itibar edilmediği; dolayısıyla bu konuda tanık beyanlarının esas alındığı, davalı işyerinde çalışırken ayrımcılığa tâbi tutulduğu yönünde ise davacının kendi iddiası dışında herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi mevcut olup davalıların davacının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, dinlenen davacı ve davalı tanık beyanlarından davacının, istifasını işverenin kendisini cezalandırmaya yönelik tavrı sebebiyle kendi isteği ile verdiği, dava dilekçesinde iş sözleşmesinin feshinin kendisine yapılan eşitsiz/ayrılıkçı davranışlar ve psikolojik taciz sebebiyle feshettiğini beyan etmiş ise de yargılama sırasında sadece kendisini yıldırmak için psikolojik taciz yapıldığı iddiasını ispat edemediği, kanunun aradığı anlamda iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapıldığının da ispatlanamadığı, davacının ödenmeyen alacaklarının ise fesih sebebi olarak gösterilmediği, somut olayda davalı işverenin telefon görüşmesi yapan davacıyı cezalandırmak adına, görev yeri dışında bir nöbet noktasında görevlendirdiği ve işin gereği olmamasına rağmen, sürekli ayakta beklemek zorunda bıraktığı, bunun rencide edici bir tutum olduğu, bu itibarla kıdem tazminatının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu; ancak davacının 01.02.2023 tarihli iş sözleşmesinde yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna dair hüküm olduğu, bunun dışındaki sözleşmelerde zamlı ödeme hükümlerinin bulunduğu, davacının fazla çalışma hesabının 01.02.2023 sonrası için hesaplanmaması gerektiği; ayrıca yargılama giderlerinde hata yapıldığı, kabul ve ret oranına göre yeniden hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle tarafların bu yönlerden istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dosyaya sunulu 345 sayfalık çizelgelerin değerlendirilmediğini, tanık beyanlarına göre hesaplama yapıldığını,
b.Tüm alacakların dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını,
c. Taleple bağlılık ilkesi gözetilmeden yıllık ücretli izin alacağının hesaplandığını,
d. Müvekkili Kurumun davada husumeti bulunmadığını,
e. Davacının çalışmasının kesintisiz olmadığını,
f. İş sözleşmesinin istifa ile son bulduğunu, kendisine baskı yapıldığının ispat edilemediğini,
g. Davacının iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar fazla çalışma karşılığının aylık ücrete dâhil olduğunun dikkate alınmadığını,
h. Uzun bir süre boyunca yıllık izin kullanmadığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
ı. Tazminata esas alınan ücret ve sosyal yardımların fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalılar ... Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. ile ... Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının istifa ile iş sözleşmesinin son bulduğunu, kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
b. Davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazanamadığını,
c. Dosyaya sunulan çalışma çizelgeleri dikkate alınmadan fazla çalışma ücretinin hesaplandığını, ayrıca imzalı ücret bordrolarında görüleceği üzere davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zamanaşımı, fesih, hizmet süresi, husumet, ücret seviyesi, yıllık ücretli izin ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönemin banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosyaya ibraz edilen kayıtların (vardiya ve günlük çalışma çizelgeleri) fazla çalışma hesaplamasına uygun olmadığı belirtilerek tanık beyanlarına itibarla hesaplama yapılmış ise de dosya içerisinde yer alan imza kontrol cetveli, puantaj kaydı ile vardiya çizelgelerinin imzalı olduğu, günlük tutulduğu ve giriş çıkış saatlerinin belli olduğu; bir kısım kayıtlarda giriş ve çıkış saatlerinin açıkça (24.00-08.00; 16.00-24.00 gibi) yazılı olduğu, bazı kayıtlarda ise 1, 2, 3, 4 gibi rakamsal kodlarla çalışma saatlerinin belirtildiği (örneğin; 1 kodunun: 08.00-20.00; 2 kodunun: 20.00-08.00 saatlerini gösterdiği); bu itibarla kayıtların incelenmesi neticesinde hesaplama yapmaya elverişli olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan sebeple; gerekirse farklı bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle kayıtlar üzerinde detaylı inceleme yaptırılarak kayıt olan dönem yönünden kayıtlara göre kayıt olmayan dönemde ise şimdiki gibi tanık beyanlarına itibar edilerek hesaplama yapılmalıdır. Ayrıca dosya içerisinde yer alan Eylül 2020-Ocak 2023 dönemlerine ait imzasız ücret bordrolarında fazla çalışmaya yönelik tahakkukların yer aldığı görülmekle, bordrolarda yer alan fazla çalışma ücreti tahakkuklarının banka ödemeleri ile karşılaştırılarak ödendiğinin anlaşılması hâlinde, hesaplanan fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilmelidir.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından dava dilekçesinde müvekkilinin geriye dönük 5 yıl içerisinde kullanılmayan yıllık ücretli izinlere ilişkin ücretinin ödenmediği iddia edilerek yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının 11 yıllık kıdemine göre hak kazandığı 190 günden izin belgesi sunulan 136 günün mahsubu ile bakiye 54 gün izin alacağı bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde son 5 yıllık dönemdeki iznin kullandırılmadığı iddia edildiğine göre, taleple bağlılık kuralı gereğince, son 5 yıllık dönemde hak kazanılan yıllık izin süreleri tespit edilip, dosya içerisinde yer alan aynı döneme ilişkin izin belgeleri ile karşılaştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozma sebebidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.