Yargıtay, nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararının temyizinde, CMKnın 307. maddesindeki kazanılmış hak prensibinin ceza miktarı olarak gözetilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek sanık müdafiinin temyiz talebini reddetmiştir.
Özet: Nitelikli yağma suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının temyiz incelemesinde, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun yürütüldüğü, toplanan tüm delillerle birlikte sanığın eyleminin sabit olduğu, suç vasfı ve yaptırımların doğru belirlendiği, özellikle sanık aleyhine temyiz olmaması nedeniyle ceza miktarında kazanılmış hakkın hukuka uygun olarak gözetildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz itirazları reddedilerek yerel mahkeme hükmü oy birliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/172 E., 2024/34 K.SUÇ: Nitelikli yağmaHÜKÜM: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzelterek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. GEREKÇE 1. İnfaz kişiden kişiye, mükerrerlik durumuna, infaz sırasında meydana gelen durumlara ve içtima hükümlerine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sanık aleyhine sonuç doğurması teknik olarak her zaman mümkündür. Kanun koyucu bunu gözeterek, ceza miktarının kazanılmış hak teşkil edeceğini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 307. maddesinde “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklinde açıkça yazmak suretiyle bu durumu düzenlediğinden, yine 5271 sayılı Kanun'un 232/6 fıkrasıda sanığın aleyhe temyiz olmaması nedeniyle kazanmış olduğu ceza miktarının tereddüte mahal vermeyecek şekilde ve hüküm fıkrasında açık olarak gösterilmesi gerektiğinden, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 232/6 ve 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesindeki açık düzenlemeler nedeniyle aksi halin açık kanun hükmüne aykırılık oluşturacağı ve sanığın da aleyhine sonuçlar doğuracağı açık olduğundan sanık aleyhine yorumla bu duruma gidilemeyeceği, dolayısıyla kazanılmış hakkın ceza miktarı olarak hükümde gözetilmesinde hukuka aykırılık olmadığı belirlenmekle, tebliğnamede düzeltilerek onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. II. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.11.2025 tarihinde karar verildi.