Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptali davasında müteselsil kefilin imza itirazı ve Yargıtay bozması üzerine yeniden değerlendirilen genel kredi sözleşmesi uyuşmazlığı.
Özet: Bankanın, ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine, genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı iddia edilen kişi aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davalının sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesi ve adli tıp raporunun bu iddiayı doğrulaması üzerine davanın reddine karar verilmişse de, bu kararın Yargıtay tarafından bozulmasıyla uyuşmazlığın yeniden değerlendirildiği, kefilin sorumluluğu ile imza inkarının hukuki sonuçlarının belirlenmesinin talep edildiği bir yargılama sürecidir.

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/110 Esas - 2018/735
T.C. SAMSUNASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : 2017/110 KARAR NO : 2018/735BAŞKAN : ...ÜYE :...ÜYE : ...KATİP :...DAVACI : ...VEKİLİ : ...DAVALI : ...VEKİLİ :...DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 13/09/2013KARAR TARİHİ : 31/10/2018KAR. YAZIM TARİHİ : 05/11/2018Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize verdiği 13/09/2013 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... A.Ş'nin müvekkili bankadan ticari kredi talebinde bulunduğu, dava dışı şirket ile 13/12/2011 tarihli ve 10.000.000,00 TL bedelli GKS imzalandığını, kredinin kullandırıldığını, davalı ...'nun işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi geri ödemesinin aksaması üzerine borcun kat edildiğini ve borçlulara ... Noterliğinin 21/08/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmediğini ve temerrüde düştüğünü, bunun üzerine davalı aleyhine Samsun 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6793 Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının takibin tamamına itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek, haksız yapılan itirazın iptaline takibin devamına, karşı tarafın %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili 21/10/2013 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yaptığı itirazda kötü niyetli olmadığını, kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olup olamdığı hususunda tereddütü olduğu gibi, imza kendisine ait olsa dahi kefalet nedeni ile borçlandığı miktarın daha sonra ödendiği düşüncesinde olduğunu, bir kimsenin kefaleti ancak imzaladığı miktar kadar sınırlı olduğunu, bu imzasından dolayı daha sonra üretilen borç ve miktarlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacı vekili 08/11/2013 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının imzaladığı sözleşmede müteselsil kefil olarak imza attığını, davalı borçlunun genel kredi sözleşmesinin kefili olduğundan bu sözleşme uyarınca kullandırılan tüm kredilerden dolayı kefalet limiti dahilinde sorumlu olacağını, sözleşme uyarınca kullandırılan kredilerden birinin kapatılması dahi kefilin sorumluluğunu sona erdirmeyeceğini beyan ettiği görülmüştür.Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde ...Noterliğinin 28/02/2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğ şerhli örneğini, davaya konu GKS'nin tamamının bir suretini ve faiz oranlarını, hesap bilgisi görüntülerini, hesap ekstrelerini, ödemeleri gösterir makbuzları, hesap dökümünü, ibraz etmiştir. Samsun 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6793 Esas sayılı dosyası suretinin UYAP'tan çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. Davalı taraf kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesi sebebiyle imza örnekleri toplanarak dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumundan alınan 24/09/2014 tarihli raporda özetle; davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olmadığına dair rapor düzenlendiği görülmüş, davacı vekili 13/10/2014 ve 14/11/2014 tarihli dilekçeleriyle adli tıp raporuna karşı itiraz dilekçesi ibraz etmiştir. Davalı vekili ise 10/11/2014 tarihli dilekçesiyle davacıdan dava konusu miktarın %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı talebinde bulunduklarını bildirdikleri görülmüştür.Mahkememizin 2013/557 Esas 2014/462 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, tarafların temyiz talebi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22/11/2016 tarihli ilamıyla mahkememiz kararı bozulmuş, dosya esasın yukarıdaki sırasına kaydedilmiştir. Dava, Genel Kredi Sözleşmesine dayanan takibe yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından davacı tarafından davalı aleyhine Samsun 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6793 Esas sayılı (halen Samsun İcra Dairesinin 2017/164449 Esas sayılı dosyası) dosyası ile 03/09/2013 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin durdurulduğu, davacı ise itirazın iptali ve takibin devamını sağlamak için süresi içerisinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır. İcra dosyasından takibin dayanağının 10.000.000,00 TL bedelli 13/12/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi olduğu, sözleşmede asıl borçlunun dava dışı...A.Ş. olup, davalının bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığının iddia edildiği, davalı tarafın borca itirazı üzerine takibin durduğu, açılan itirazın iptali davasında davalının sözleşmedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda tereddütü olduğunun bildirildiği görülmektedir. Mahkememizce imza incelemesi yapılarak, davaya konu kredi sözleşmesi altındaki imzanın davalıya ait olmadığının Adli Tıp raporu ile tespiti üzerine, söz konusu sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı anlaşıldığından, davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından 05/01/2015 tarihli, davalı vekili tarafından 06/01/2015 tarihli dilekçeleriyle kararın temyizi üzerine Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/2329 Esas 2016/15010 Karar sayılı 22/11/2016 tarihli ilamıyla ''Davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunan davalı aleyhine icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine bu dava açılmıştır. Davalı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunduğundan öncelikli olarak imza incelemesi yaptırılması gerekir. Buna göre sözleşme tarihi olan 13.12.2011 tarihinden önceki günlere ait davalı tarafından resmi merciler önünde atılmış imza asıllarının getirtilip, huzurda alınan imzalar ile birlikte usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, fotokopi imza örnekleri esas alınarak hazırlanan rapora göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle bozularak, esasın yukarıdaki sırasına kaydı yapıldığı, 05/04/2017 tarihli celsede usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır.Bozma ilamı doğrultusunda davacının 13/11/2011 tarihli sözleşme öncesine ait imza asıllarının bulunduğu belge asılları celp edilmiş ve davalının mahkememiz huzurunda tatbike esas imza örnekleri alınmış, dosyanın gönderildiği Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi 19/09/2017 tarihli raporuyla davacı bankaya ait 15/05/2009 tarihli genel kredi taahhütnamesi ve 24/06/2004 tarihli açılış tarihli ... İmza ve Çek Takip Föyü ...Çek ve Alacaklı Cari Hesap Taahhütnamesi, bila tarihli ... Ticari Hizmetler Sözleşmesindeki imzaların davalının kabul edip etmediğinin sorulması ve ayrıca yazı ve imza örneklerinin alınarak gönderilmesi için dosya mahkememize geri çevrilmiştir.Mahkememizin 18/12/2017 tarihli celsesinde davalının yazı ve imza örnekleri alınmış, davalı 15/05/2009 tarihli genel kredi taahhütnamesinde ki imzasının kendisine ait olmadığını, 24/06/2004 tarihli ... İmza ve Çek Takip Föyündeki imzanın ise kendisine ait olduğunu bildirmiştir. Dosya eksiklikler tamamlandıktan sonra yeniden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiş, 02/08/2018 tarihli raporda özetle; ''..." ait 15/05/2009 tarih ve 5.000.000 TL bedelli genel kredi taahhütnamesi ile bila tarihli ... ticari hizmetler sözleşmesi mukayese dışı tutularak yapılan incelemede; inceleme konusu genel kredi taahhütnamesinde ...'na atfen atılı imzalar ile alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığının'' bildirildiği görülmüş, davacı vekili tarafından 14/08/2018 tarihli adli tıp raporuna karşı itiraz dilekçesi, davalı vekili tarafından 16/08/2018 tarihli adli tıp raporuna karşı beyan dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 02/08/2018 tarihli raporunda davalının mukayese esas yazı ve imzalarını içerir belge asılları olarak sözleşme tarihi olan 13/12/2011 tarihi öncesine ait davalının dilekçesi, imza sirküsü, arsa tahsis sözleşmesi, yönetim kurulu karar defteri, şirket ana sözleşmesi, taahhütname, hazirun cetveli, sözleşme değişikliği, vekaletname, iş sözleşmeleri, davacı bankanın önceki tarihli genel kredi taahhütnamesi sözleşmeleri, karar defteri gibi çok değişik belge asıllarındaki imza asılları sözleşme örnekleriyle birlikte mahkememizce alınan imza ve yazı örnekleri, 13/12/2011 tarihli sözleşme aslıyla mukayese edilmiş, inceleme yöntemleri açıkça belirtilerek sonuçta sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı kesin bir şekilde tespit edilmiş olmakla hüküm kurmaya elverişli yasal ve yeterli görülmüş, takibin dayanağı sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığı anlaşılmakla, bu sözleşmeyle davalı sorumlu tutulamayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili 13/08/2018 tarihli dilekçesiyle Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itiraz etmiş, yeni rapor talep etmiştir. İtirazda davalının alınan imza örneklerinin bulunmadığı bildirilmiş ise de, 18/12/2017 tarihli celsede davalının sağ el sol el ayakta ve oturarak imzaları ve yazı örnekleri ayrı ayrı tespit edilmiştir, bu sebeple itirazın bu kısmı yerinde görülmemiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin geri çevirme yazısında geçen 15/05/2009 tarihli sözleşmedeki imzayı davalı kabul etmediğinden, bu imzanın incelemeye esas alınması mümkün değildir. Adli Tıp Kurumu raporunda incelenen belgeler arasında 15/05/2009 tarihli genel kredi taahhütnamesi ise diğer belgeler olarak gösterildiğinden ve imza incelemesinde incelenecek evraka kıyasen daha yakın tarihli imzaların esas alınması gerektiğinden bu yöne ilişkin itirazlarda yerinde bulunmamıştır.Davalının daha önceden aynı bankadan başka kredi kullanmış olması ve bu kredilerdeki imzaların inkar edilmemiş olması işbu davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın da davalıya ait olduğunu göstermez. Kaldı ki davacı banka basiretli tacir gibi davranış yükümlülüğü altındadır. Davalının imzasının 2505 Sayılı Soyadı Kanununa uygun olmadığı yönündeki davalı beyanları da daha önceden verilen kredilerdeki imzaların bu Kanuna uygunluğunu denetlemeyen bankanın imza inkarı halinde bu hususu ileri sürmesi dürüstlük kurallarına uygun olmadığı gibi, davanın esasına da etkili bulunmamıştır. Adli Tıp Kurumunun raporu imzanın davalıya ait olmadığı hususunda kesin kanaat içerdiğinden yeniden inceleme yapılması da gerekli görülmemiş, bu şekilde tüm itirazların reddi gerekmiştir.Davalı vekili her ne kadar cevap dilekçesiyle kötüniyet tazminat talebinde bulunmamış ise de yargılamanın devamı sırasında bu yönde talepte bulunmuş olup, bu talep geçerlidir. Mahkememizin 2013/557 Esas 2014/462 Karar sayılı ilamında kötüniyet tazminat talebi reddedilmiş ise de, karar her iki tarafça temyiz edildiğinden, davacı lehine usulu kesinleşmiş hak söz konusu değildir. Bu nedenle kötüniyet tazminat talebinin incelenmesi gerekmiştir. Davaya konu kredi sözleşmesindeki davalı ismi karşısında gözüken imzanın davalıya ait olmadığı Adli Tıp Kurumu raporuyla kesin olarak saptanmıştır. Bir güven kurumu olan davacı banka sözleşmeye imzalar atılırken imzaların atan kişiye aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek mecburiyetindedir. Kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığını davacı banka bilebilecek durumda olup, buna göre imzanın davalıya ait çıkmaması durumunda davacının kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiğinden (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/590 Esas 2014/3013 Karar sayılı örnek ilamı) toplam alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davanın REDDİNE,2-Takibe konu toplam alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-Alınması gerekli 35,90 TL harcın peşin alınan 39.074,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 39.038,80 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 97.553,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.5-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça sarf edilen 100,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine,8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı mahkememiz gerekçeli kararının taraflara tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2018Başkan ... Üye ... Üye... Katip ...