Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararında adli para cezası uygulama maddesi eksikliğinin Yargıtayca düzeltilerek onanması.
Özet: Bilişim sistemlerini kullanarak dolandırıcılık suçundan mahkum edilen sanığın, internet üzerinden iş bulma vaadiyle mağdurdan kapora aldığı eyleminde, başlangıçta belirlenen tek haksız menfaat hedefi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağına karar verilmiş; adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin yasal dayanağın hükme eklenmesi suretiyle düzeltilen yerel mahkeme kararı, infaz aşamasına dair hususların bozma nedeni yapılmadığı belirtilerek onanmıştır.
11. Ceza Dairesi         2021/27725 E.  ,  2025/14223 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/501 E., 2015/364 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılanın iş bulmak için internette araştırma yaptığı sırada sanık tarafından verilen ilandaki telefon numarasını aradığı, sanığın katılana iş bulduğunu söyleyerek iş bulması karşılığında katılandan 400 TL kapora istediği, katılanın sanığın posta çeki hesabına 06.03.2013 tarihinde ilk olarak 300 TL gönderdiği, sanığın katılandan kalan parayı istemesi üzerine katılanın sanığın posta çeki hesabına 07.03.2013 tarihinde 100 TL daha gönderdiği olayda, sanığın hileli hareketleri neticesinde, baştan belirlenen 400 TL haksız menfaat miktarını değişik tarihlerde sanığa ödediği, bu haliyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığının anlaşılması karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin Tebliğname'deki eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrilebileceğine karar verilmiş ise de; adli para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamış, sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden ise, hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve yine hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “...denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde düzeltilen husus dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırılık oluşturulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının ilk paragrafına "TCK'nın 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde karar verildi.