Tapu İptaliyle Orman Vasfıyla Hazineye Geçen Taşınmazın Zararının Tazminine İlişkin Davanın, On Yıllık Zamanaşımı Süresinin Dolduğu Gerekçesiyle Reddi.
Özet: Mahkeme kararıyla tapu kaydının orman vasfıyla iptali sonucu uğranılan zararın Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazmini talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermişken, davalı hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, taşınmazın büyük bölümünün orman olarak tesciline dair hükmün 04.06.2001 tarihinde kesinleştiği ve davanın 14.12.2018de açıldığı dikkate alındığında, on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2627 Esas, 2024/3065 KararKARAR : Yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/488 Esas, 2022/678 KararTaraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kâin 434.876,56 m² yüz ölçümündeki 709 parsel sayılı taşınmazda davacı müvekkiller ve murisleri hissedar iken, hiçbir bedel ödemeksizin ... Kadastro Mahkemesinin 16.12.2008 tarihinde kesinleşen 2005/3 Esas 2007/25 Karar sayılı kararı ile tapuları orman olduğu gerekçesi ile iptal edilerek, orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini belirterek tapunun iptali nedeniyle uğranılan zararın 16.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tamamının orman vasfıyla Hazine adına tesciline ilişkin Pendik Kadastro Mahkemesinin 25.11.1998 tarihli ve 1995/4 Esas, 1998/21 Karar sayılı kararı Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.06.2001 tarihli ve 2001/4268 Esas, 2001/4671 Karar Sayılı kararı ile bozulmuş ise de bozma kararı taşınmazın 453.250,00 m²den Hazine adına tesciline karar verilen 434.876,56 m²lik kısımla ilgili olmayıp Hazine adına usuli kazanılmış hak oluştuğunu, taşınmazın değerinin yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Pendik Kadastro Mahkemesince ilk olarak 25.11.1998 tarihli ve 1995/ 4-1998/21 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın Hazine adına orman olarak tescilne karar verilmiş olup Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.06.2001 tarihli ve 2001/4268-4671 sayılı kararı ile sadece 20 dönümlük kısım yönünden araştırma yapılması gereği ile karar bozulduğundan, 20 dönümlük kesim dışında kalan kısım bozma kapsamı dışında bulunduğundan, bu kısma yönelik hükmün 04.06.2001 tarihinde kesinleştiğini, Mahkemece bozma ilâmına uyularak sadece davacıların dayanağı olan 20 dönümlük kesim yönünden araştırma yapıldığı, bozma kapsamı dışında bulunan ve orman olan kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 20 dönümlük kısma yönelik davanın da reddine karar verildiği, Yargıtay bozması sonrası davacıların murisi ile diğer tespit malikleri adına tescil edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2005 tarihli ve 4992-7609 sayılı karar düzeltme ilâmında da 20 dönümlük tapu miktarı yönünden Hazine ve orman yönetiminin davasının reddi gerekeceği, geriye kalan orman olan kesimin daha önce verilen kararlar ile kesinleştiği belirtilmiş olduğundan, orman olarak tescil edilen B ile işaretli 434.876,56 m²lik kesim yönünden hükmün 04.06.2001 tarihinde kesinleştiğinin kabulünün zorunlu olduğu, bu durumda, orman olarak tescil edilen B ile işaretli 434.876,56 m²lik kesim yönünden hükmün kesinleştiği 04.06.2001 tarihinden itibaren davanın açıldığı 14.12.2018 tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu nazara alındığında, davalının cevap lahiyasında ileri sürdüğü zamanaşımı savunması doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek kabul kararı verilmiş olmasının doğru olmadığı, kaldı ki kadastro sonrası sicile güvenerek satın alma haline dayalı bir tazminat talebi bulunmadığı gibi davacılar tapusunun esas olarak orman gerekçesiyle değil, tapu miktar fazlasında hakları bulunmadığından bahisle iptal edildiği, şöyle ki dava konusu taşınmazın 1967 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında davacıların dayandığı 13 30... sayılı tapu kaydına dayalı olarak kök murisleri adına tescil edildiği; tapu kaydının hududu gayrı sabit ve yüzölçümü 20 dönüm olmasına karşılık 453.250,00 m² olarak davacıların murisleri ile müşterekleri adına tespit ve tescili yolsuz olduğu gibi 10 yıllık yasal süre içerisinde açılan dava sonucu dayanak tapu miktarı uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş olmasına göre orman olarak tescil edilen kesimde davacıların en baştan beri mülkiyetten kaynaklı herhangi bir hakkının bulunmadığı ve söz konusu tespit ve tescilin yolsuz olduğunun anlaşıldığı, bu hususu tespit eden mahkeme kararına göre tapu kayıt miktar fazlasında bir haklarının bulunmadığı, gerçekte mülkiyet hakkının bulunmadığı ahvalde tazminatın koşulu olan bir zararın varlığından da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kapsamında olduğu tespit edilmesine rağmen orman olduğu gerekçesi ile davacılar adına tescil kararı verilmediğini ve dava konusu taşınmazın 434.876,56 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına, geriye kalan 18.373,44 m²lik kısmının ise altıda birer oranında davacılar adına tesciline karar verildiğini, davanın reddine ilişkin kararın temyiz edildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından 2008/2859 Esas, 2008/7907 Karar sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek onandığı ve karar düzeltme talebi üzerine karar düzeltme talebinin reddedilerek kararın 16.12.2008 tarihinde kesinleştiğini, 434.876,56 m² yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın tapusunun hiçbir bedel ödenmeksizin kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edilmiş olması sebebi ile uğramış oldukları zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca müvekkillerine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.