Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kamu kurumlarını araç kullanarak dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü onarken, 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçunda ön ödeme düşme kararının kesinlik sınırı nedeniyle temyizini reddetmiştir.
Özet: Sanık hakkında 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen ön ödeme kaynaklı düşme kararının, belirlenen temyiz kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz isteminin reddedilerek kesinleştiği; kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan ise bozma üzerine yapılan yargılamanın hukuka uygun bulunarak, suçun sanık tarafından işlendiği, vasfının doğru belirlendiği ve cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tespit edilmekle, suç tarihinde yapılan küçük bir yazım hatasına rağmen esasa etkili görülmeyerek mahkumiyet hükmünün oy birliğiyle onandığı belirtilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/27669 E.  ,  2025/14236 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2018/417 E., 2020/27 K.
SUÇLAR : 5809 sayılı yasaya aykırılık, kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Düşme, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan neticeten hükmolunan düşme kararının kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan bozma üzerine kurulan hükmün ise; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. 5809 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2012 tarihli, 2011/3-222 Esas ve 2012/5 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ön ödeme sonucu verilen düşme kararlarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olup bu kararların temyiz edilebilirlik sınırının 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle halen uygulanma zorunluluğu bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin 2 nci fıkrasının 1 inci bendine göre saptanması gerektiğinden, ön ödemeye esas alınan miktarın temyiz edilebilirlik sınırını tayin edeceği nazara alındığında; 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca temyiz kesinlik sınırının 14.04.2011 tarihinden itibaren 3.000 TL'ye çıkartılmış olması karşısında, sanık hakkında verilen ve 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan ön ödemeye esas alınan 1.014,00 TL'nin miktar itibarıyla belirtilen kesinlik sınırın altında kaldığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçeli kararda "19.03.2009" olması gereken suç tarihinin "18.03.2009" olarak hatalı gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Bozma üzerineyargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde karar verildi.