Yargıtaydan Cumhurbaşkanına hakaret davasında, sanığın akıl hastalığı sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararının, suçun sabitliği ve uzman heyet raporu incelenmeden verilmesi nedeniyle bozulması.
Özet: Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yargılanan sanık hakkında, akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbiri uygulanmasına hükmeden ilk derece mahkemesi kararının istinafça onanması üzerine yapılan temyiz incelemesinde; suçun sabit olup olmadığına dair delil değerlendirilmesi yapılmadığı, sanığın akıl hastalığına ilişkin tek hekim raporunun yetersiz olduğu ve yargılama giderlerinin hatalı belirlendiği gerekçeleriyle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden yargılanmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2023/5810 E.  ,  2025/19303 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/46 E. 2022/80 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince, 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223/3-a. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığı ve akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri uygulanması hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizinin; hükmün usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, sanığın suç kastının bulunmadığı, eylemin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği bulunmadığı saptanan sanığa yükletilen suça ilişkin tüm kanıtlar gösterilip tartışıldıktan sonra, suçun kanıtlanması halinde 5237 sayılı Kanun'un 32/1 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunması, sanığın atılı suçu işlemediğinin belirlenmesi halinde ise beraatine karar verilmesi gerekeceğinden, Mahkemece suçun sabit olup olmadığına dair deliller değerlendirilmeden ve bu hususta bir tespitte bulunulmadan yazılı şekilde doğrudan 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi,
2. Sanığın suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiillerin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış ya da önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda yöntemince sağlık kurulu veya Adli Tıp İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, Mersin Toros Devlet Hastanesi'nin 25.04.2018 tarihli tek hekim raporu yeterli görülerek yargılamaya devamla hüküm verilmesi,
3. Akıl hastalığı nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığa, 5271 sayılı 5271 sayılı Kanun'un 325/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Mersin 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.11.2025 tarihinde karar verildi.