672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL Komisyonu ret kararına karşı açtığı davada Bölge İdare Mahkemesi onama kararına yapılan temyiz başvurusunun Danıştay Beşinci Daire tarafından reddi.
Özet: Danıştay Beşinci Dairesi, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, göreve iade başvurusunun Ohal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın idare ve bölge idare mahkemelerince reddedilmesine karşı yaptığı temyiz başvurusunu, kamu görevinden çıkarılmanın ceza hukuku ilkelerine aykırılığı, savunma hakkı ihlali, irtibat/iltisak kavramlarının belirsizliği, sendika üyeliği ve Bank Asya gibi delillerin hukuka aykırılığı, OHAL tedbirlerinin geçiciliği ve masumiyet karinesi gibi pek çok iddiasını içeren davacı temyiz dilekçesindeki bozma nedenlerini yerinde görmeyerek, alt derece mahkemelerinin kararının hukuka ve usule uygun olduğuna hükmederek oybirliğiyle reddetmiş ve bölge idare mahkemesi kararını onamıştır.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/56 E.  ,  2024/20928 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/56
Karar No : 2024/20928
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ...
Vekili : Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarma cezasının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan hakları ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olayda uygulanması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/06/2008 tarihli kararı ile cemaat olarak bilinen oluşumun suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptandığı, yeni bir yargı kararı verilene kadar bu yapının suç örgütü olarak kabul edilemeyeceği, FETÖ/PDY'nin Milli Güvenlik Kurulu'nun 26/05/2016 tarihli kararı ile terör örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki eylemlerin suç oluşturmadığı, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, irtibat ve iltisak kavramlarının ilk kez yargı kararları ile tanımlandığı, kanunla tanımlanmayan bu kavramların öngörülebilir olmadığı, idarenin ve yürütme organının suç ve ceza belirleme yetkisinin bulunmadığı, üyesi olduğu sendikanın terör örgütüyle bağlantısı olduğuna ilişkin mahkeme kararı olmadığı, örgütlenme özgürlüğü kapsamında sendikaya üye olduğu, ...'nın faaliyetlerinin yasal olduğu, ...'da hesap açılmasının terör örgütü ile irtibat ve iltisakında delil olarak değerlendirilmesi ile mülkiyet hakkı ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, ...A.Ş.'ye yapılan ödemelerin gazete abonelik ücreti olduğu, şirket, hastane, dernek, vakıf, sendika veya bakanlıktaki ya da bankadaki bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu ve sadece mahkeme kararı ile elde edilebileceği, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet yürüten okula çocuğunu göndermesinin delil olarak gösterilemeyeceği, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği ölçüde, OHAL'e neden olan konu ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verilmesi nedeniyle işlemin Anayasal dayanağının kalmadığı, sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, AİHS'nin 6. maddesindeki tüm güvencelerin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.