Hazineye ait taşınmazlara maden hafriyatı dökülmesiyle oluşan zararların tazmini davasında, bilirkişi raporlarının kusur ve sorumluluk tespitindeki yetersizlikleri nedeniyle temyiz aşamalarında birden fazla kez bozulup yeniden incelenen hukuki uyuşmazlık.
Özet: Hazine, madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan hafriyat atıklarını arazilerine dökerek zarar veren bir maden işletmecisine karşı; gelir kaybı, boşaltma bedeli ve eski hale getirme masrafları talebiyle dava açmış, davalı ise dökümün izinli bir restorasyon çalışması olduğunu savunmuştur; ilk davanın reddedilip Yargıtay bozmasından sonra kısmen kabul edilmesinin ardından, karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay, davalının kusur oranını ve hafriyat kaldırma bedelinden sorumluluğunu belirleyen bilirkişi raporlarının somut delillerle uyumsuz olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını yeniden bozmuştur.
4. Hukuk Dairesi         2023/10527 E.  ,  2025/11841 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/146 E., 2022/323 K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; hazineye ait ..., ..., ... 4 37... parsel sayı taşınmazın 9375/240000 hissesi ile 4 46... parsel, 4 47... parsel ve 2 parsel ile 4 48... parsel sayılı taşınmazların davacı ... Hazinesi adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazlar üzerine davalı tarafından işletilen madenden çıkartılan hafriyat dökülerek taşınmazlara zarar verildiğini ve taşınmazların yapısının bozulduğunu belirterek davalının hafriyat dökümü ile elde ettiği gelir nedeniyle 1.807.566,72 TL, taşınmazları boşaltma bedeli olan 4.518.916,80 TL ve hafriyatın döküldüğü yerden alınarak taşınmazın eski hale getirilmesi ile zemine verilen zarar bedeli olan 272.644,20 TL'nin faaliyetin son bulduğu 2006 yılı içerisinde son toprak döküm bedelinin yevmiye defterine işlendiği tarihten itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan dolgunun Maden Kanunu'nun amir hükmü ve ... Genel Müdürlüğü'nün talimat ve iznine dayalı restorasyon ve ıslah çalışması gereği olduğunu, ayrıca aynı yerde Belediye tarafından da dolgu çalışması yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.10.2011 tarihli, 2008/442 Esas ve 2011/745 Karar sayılı ilamı ile dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu esas alınarak, asıl sorumlunun dava dışı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin 11.10.2011 tarihli, 2008/442 Esas ve 2011/745 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 18.03.2014 tarihli, 2014/3541 Esas ve 2014/4594 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; özellikle Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ... Genel Müdürlüğü teftiş raporları da dikkate alındığında, raporlarda her ne kadar davaya konu alanda Belediyenin toprak döküm faaliyetlerinin devam ettiği belirtilmiş ise de aynı raporlarda davacı tarafça yürütülen restorasyon çalışmalarının ruhsat sahası dışına taştığından bundan sonra restorasyon yapılmaması gerektiğinin davacıya bildirildiğine dair kayıtlar da yer almaktadır. Bu durumda; uzman bilirkişi heyetinden, belirtilen teftiş ve tetkik raporları da gözetilerek ayrıntılı, açık, denetime elverişli, kusur oranları ve zarar miktarını belirtir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.12.2016 tarih ve 2014/438 Esas, 2016/606 karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulü ile 208.021,09 TL'nin 10.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
C. Onama Kararı
Mahkemenin 28.12.2016 tarih ve 2014/438 Esas, 2016/606 karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 28.06.2018 tarihli, 2018/1038 Esas ve 2018/5176 Karar sayılı ilamı ile tarafların yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 28.06.2018 tarihli, 2018/1038 Esas ve 2018/5176 Karar sayılı onama ilamına karşı süresi içinde taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairenin 09.07.2019 tarihli, 2018/4329 Esas ve 2019/3847 Karar sayılı ilamı ile; ''...Mahkemece verilen 11/10/2011 tarihli karar, Dairemizin 18/03/2014 gün ve 2014/35 41... /4594 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamı üzerine mahkemece 29/05/20 15... /06/2016 tarihli iki ayrı bilirkişi raporu alınmış, raporlara itibar edildiği belirtilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Öncelikle, mahkemece bozma sonrası alınan her iki bilirkişi raporunda da davalının oluşan zarar nedeniyle kusur durumunun belirlenmesindeki ve ayrıca dolgu kaldırma bedelinden davalının sorumlu tutulamayacağı yönündeki tespitin somut olaydaki oluşa ve delillere uygun düşmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı tarafından yapılan dolgu ile Küçükçekmece Belediyesinin döktüğü hafriyatın kesin olarak ayrılmasının olanaksız olduğu belirtilmesine karşın davalının % 10 kusurlu olduğunun belirlenmiş olması da çelişki oluşturmaktadır. Bu nedenle belirtilen hususlarda yeniden ve konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle raporlar arasındaki kısmi uyumsuzlukların da giderilerek sonuca gidilmesi gerekir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, bu yön gözetilmeden Dairemizin 28/06/2018 gün ve 2018/10 38... /5176 karar sayılı ilamı ile sehven onandığı'' gerekçesiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereğince davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 28.06.2018 gün ve 2018/10 38... /5176 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına; kararın davacı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davalının karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına arar verilmiştir.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan 21.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda ve 13.04.2022 tarihli ek raporda, davalı şirket tarafından dava konusu taşınmazlara yasalara ve alınan izinlere uygun olarak dolgu yapıldığı, bu nedenle bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda davalının %10 oranında kusurlu olduğu yönündeki görüşün yerinde olmadığı ve davalının sözleşmeye aykırı veya haksız fiil teşkil edecek bir eyleminin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği gözetildiğinde dosya kapsamı ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle davalının dava konusu taşınmazların ilgili mevzuat ve bu mevzuata dayanarak alınan izinlere dayalı olarak kullanıldığı ve yasaya aykırı izin verilmesinde davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazların davanın açıldığı dönemde Hazine mülkiyetinde olduğunu, imar uygulaması neticesinde parsel sınırı, numarası veya mülkiyetinin değişmesinin söz konusu dönem içerisinde mülkiyet hakkının kişilere sağladığı yetkilerin kullanılmasını engellemeyeceği hususunun göz önüne alınmadığını, 18.03.2004 tarih ve 25406 sayılı Hafriyat Toprağı İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümleri uyarınca Hazineye ait taşınmazların hafriyat depolama sahası olarak kullanılmasına yönelik muvafakat belgesi alınmadan izinsiz olarak kullanıldığını ve davacı kurum ile herhangi bir sözleşme yapılmadığını, haksız kazanç elde edildiğini, maden ruhsatı verme yetkisi ... Genel Müdürlüğü'ne ait olmakla beraber Hazineye ait taşınmazlar üzerinde faaliyette bulunmaya dair izinleri verme yetkisinin davacı kurumun yetkisi dahilinde olduğunu, davalının oluşan zarar nedeniyle kusurunun bulunmadığı ve ayrıca dolgu kaldırma bedelinden davalının sorumlu tutulamayacağı yönündeki tespitin somut olaydaki oluşa ve delillere uygun düşmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıya ait taşınmazlara hafriyat dökülerek haksız müdahalede bulunulması nedeniyle hafriyat dökümü ile elde edilen gelir ve taşınmazın eski hale getirilmesi ile zemine verilen zarar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan kararının ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
10.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.