Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, fabrika müdürü olarak sigortasız çalıştığı iddiasıyla açılan hizmet tespiti ve prim kazancı davasında, davacının emekli olması nedeniyle sosyal güvenlik destek primi kapsamını değerlendiriyor.
Özet: Davacı, 2009-2014 yılları arasında fabrika müdürü olarak çalıştığını ve sigortasız olduğunu ileri sürerek hizmet tespiti davası açmış, davalı ise davacının danışmanlık hizmeti verdiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davacının hizmet akdine tabi çalıştığını tespit etmiş, ancak davacının yaşlılık aylığı alması nedeniyle talebinin (tam sigorta mı, sosyal güvenlik destek primi mi) netleştirilmesi gerektiği yönündeki önceki bozma kararına uyularak verilen yeni kararı, davalı şirket ve feri müdahil kurum vekilleri tarafından yeniden temyiz edilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/9540 E.  ,  2025/14836 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/402 E., 2025/94 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı yanında 01.03.2009 - 03.05.2014 arasında fabrika müdürü olarak aylık 7.500 TL net ücretle sürekli çalıştığını bu süreçte davalının yurt dışı işlerini takip ettiğini bu amaçla yurt dışından farklı firmalardan davacıya davetiyeler geldiği haber kanallarında davalı adına fabrika müdürü olarak röportaj yaptığını, yurt dışına gidiş gelişler uçak ve otel konaklama bedellerinin yapıldığı firmanın davalı adına faturalar kestiğini belediye ve bazı firmalar da davalı adına yapılan sözleşmeleri davacının imzaladığını, ancak sigortasının bildirilmediğini ileri sürerek, davacının davalı yanında 01.03.2009 - 03.05.2014 tarihleri arasında sigortalı çalıştığını ve primlerinin aylık net 7.500 TL üzerinden tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı ile 28.08.2012 tarihinde Noterde hazırlanan sözleşmeye istinaden danışmanlık hizmeti alındığını, bu hizmetin şirket haricinde yürütüldüğünü, bunun dışında şirkette bir çalışmasının olmadığını yine danışmanlık ücretinin sözleşme gereği 1.000 TL olduğunu, davacının hiçbir zaman müdürlük sıfatı bulunmadığını, buna ilişkin hiçbir zaman kendisinden talepte bulunulmadığını, dava dilekçesinde belirtilen röportajı kendisinin ayarladığını diğer davet mektupları ve turizm acentesi kayıtlarının ise danışmanlık faaliyeti nedeni ile şirket tarafından ayarlandığını, vize problemi yaşanmaması adına şirket üzerinden davet mektubu gönderildiğini, firma ve belediye ile olan sözleşmelerde ise yetkisiz olarak imzalandığını, davacı ile ilgili şirket yönetim kurulu tarafından imza veya müdürlük yetkisi verilmediğini, işyerinde hiçbir zaman 200 işçi çalışmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce Kuruma başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu beyanla ve ilk itirazlarda bulunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının davalı şirkette 11.02.2010 - 03.05.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'a tabi olarak hizmet akti ile çalıştığının ve günlük sigorta primine esas asgari kazancının asgari ücretin 1,485 katı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli kararı ile toplanan deliller ve tanık beyanlarına göre davacının davalı işyerinde çalıştığının kabul edilmesinin, dosyada mevcut Noter onaylı 28.08.2012 tarihli sözleşmeye göre davacının prime esas kazanç miktarının belirlenmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraflar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...2- İnceleme konusu eldeki davada, 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının uyuşmazlık konusu dönem yönünden sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Ancak davacının talebinin açık ve belirgin olmadığı anlaşılmakla; Mahkemece öncelikle davacının Kurumda bulunan tahsis dosyası celp edilerek talebi net bir şekilde açıklattırılmalı, isteminin, 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılmalıdır.
3. 6552 sayılı Kanun'un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re'sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya, davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, 05.02.2015 tarihinde açılan eldeki davada, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun fer'i müdahil konumunda yer alması gerekirken, karar başlığında davalı konumunda gösterilmesi, yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması yerinde değildir.
4- Diğer taraftan İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde, davacının dava konusu talebine göre Mahkemece talebinin kısmen kabulüne karar verildiği halde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalı tarafa yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının davalı şirkette 11.02.2010 - 03.05.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'a tabi olarak hizmet akti ile çalıştığının ve günlük sigorta primine esas asgari kazancının asgari ücretin 1,485 katı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; davacının hizmet akdi ile çalıştığının tespit edilemediğini, taraflar arasında 28.08.2018 tarihli Noter huzurunda danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, davacının bu sözleşmeye istinaden şirket işlerini danışman sıfatıyla harici olarak yürüttüğünü, aralarında iş akdi bulunmadığını, gerek davalı tanıkları, gerekse resen seçilen bordro ve kamu tanıklarının davacının devamlı bir çalışmasının olmadığını, danışman olarak tanıdıklarını, gerektiğinde fabrikaya geldiğini ve fabrika müdür olarak ...'ı bildiklerini ifade ettiklerini, işyerinde çalışması bulunmayan davacı yönünden prime esas kazancın tespitine gerek bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı ile yapılan danışmanlık sözleşmesi yazılı delil olarak kabul edileceğinden bu sözleşmede yer alan ücretten fazla ücret belirlenmeyeceğini, ilgili sözleşme 28.08.2012 tarihli olup, 1 sene süreli olduğundan 20 10... yılları arasındaki tüm prime esas kazanç bu sözleşmede belirlenen ücrete göre tespit edilmesinin hatalı olduğunu, 2012 yılında yapılan bir sözleşmenin kendisinden önceki bir döneme ücret tespitine yönelik yazılı delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmaması ve yargılama giderlerinin tamamından davalıların sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu beyan etmektedir.
2- Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine tek delil 28.08.2012 tarihli noterden yapılan danışmanlık sözleşmesi olup, bu sözleşme davacının davalı yanında sürekli ve bağımlı olarak çalışmasını kanıtlamadığını, bordro tanıkları ve davacı tanıkları da davacının süreklilik ve bağımlılık unsurlarını taşımadığına dair ifadeler verdiklerini, davacının davalı şirketin daimi elemanı olmadığı ve bağımsız olarak da başka işyerlerinde çalışabileceği durumunun anlaşıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin ve prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Eldeki davada, davacının talebinin 01.03.2009 - 03.05.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine yönelik olduğu, davacının tahsis talebi üzerine Kurumca davacıya 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacı vekilinin 29.04.2024 tarihli beyan dilekçesi ile davacının talebini mülga 506 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (B) bendinde yer alan Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalıştığının tespitine yönelik olduğunu açıkladığının anlaşılması karşısında, mahkemece tespitine karar verilen 11.02.2010 - 03.05.2014 tarihleri arasındaki süre için Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak tespitine dair hüküm kurulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3. Diğer taraftan İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde, davacının dava konusu talebine göre Mahkemece talebinin kısmen kabulüne karar verildiği halde, hatalı değerlendirme sonucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 3 23... . maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalı tarafa yükletilmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2. bendinin silinmesine, yerine "davacının davalı şirkette 11.02.2010 - 03.05.2014 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak hizmet akti ile çalıştığının ve günlük sigorta primine esas asgari kazancının asgari ücretin 1,485 katı olduğunun tespitine" ibarelerinin yazılmasına, hükmün 5. bendi silinerek yerine "Davacı tarafından bu yargılama nedeniyle yapılan toplam 1044,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre 522,00 TL'sinin davalı ... Anonim Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin yazılmasına, hükme 9'uncu bent eklenerek "Davalı ... Anonim Şirketi tarafından bu yargılama nedeniyle yapılan toplam 550,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre 275,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı ... Anonim Şirketi üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin yazılmasına, hükme 10. bent eklenerek "Davalı ... Anonim Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanıp taktir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.