İlamlı icra yoluyla ödenen ücret alacakları dikkate alınarak prime esas kazanç farkının tespiti davasında delil ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının daha önce kesinleşmiş bir işçilik alacağı davasında belirlenen ve icra yoluyla ödenen ücret alacakları dikkate alınarak, davalı işveren tarafından sosyal güvenlik kurumuna bildirilen prime esas kazancın eksik olduğunu ileri sürerek prime esas fark kazancının tespitini talep etmesi üzerine ortaya çıkan uyuşmazlığı ele almaktadır; davalılar ise davanın zaman aşımına uğradığını, önceki yargılamadaki ücret tespitinin yazılı delil yerine tanık beyanlarına dayandığını ve fazla mesai ücretinin prime esas kazanca dahil edilmemesi gerektiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davacının talebini kabul ederken, davalılar kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2193 E., 2025/322 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 20. İş MahkemesiSAYISI : 2021/181 E., 2023/235 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle, müvekkilinin 07.09.2011 - 01.10.2015 tarihleri arasında davalı şirketin ..../... Şubesinde (...) çalıştığını, müvekkilinin davalıdan olan işçilik alacaklarının tespiti ile hüküm altına alınması için ... 28. İş Mahkemesinin 2015/242 Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasının kesinleştiğini, kararın icrası için ... 6.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan ilamlı icra takibine istinaden davalının müvekkilinin kesinleşmiş ilamdan kaynaklanan ücret alacaklarını icra dosyasına ödediğini ileri sürerek, müvekkilinin kesinleşen ilam ve icra dosyası ile ödenen ücret alacakları dikkate alınarak prime esas fark kazancı olduğunun ve miktarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının son hizmet yılı 2015 yılının sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, ... 28. İş Mahkemesi'nin 2015/242 Esas dosyasına itibar edilerek karar verilmemesi gerektiğini, zira ispat vasıtalarının işbu davadakinden farklı olduğunu, işbu davanın sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzenine ilişkin yönü gözetilerek, gerektiğinde re'sen kanıt toplanarak inceleme yapılabileceğinin açık olduğunu, hal böyle iken, işçilik alacağına ilişkin dava dosyasına itibar edilerek sonuca gidilmesinin mümkün olmadığı, ... 28. İş Mahkemesi'nin 2015/242 Esasa dosyasında mahkemece yalnızca davacı tanıkların beyanlarına itibar edilerek karar verildiğini ancak, prime esas kazancın tespiti davalarında ücret konusunda ispat serbestliğinin söz konusu olmadığını, HMK 200. maddesinde düzenlenen sınırları aşan ücret iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunduğunu, davacının müvekkili şirket bünyesinde çalışmış olduğu süre boyunca hak etmiş olduğu tüm ücret alacaklarının tam olarak eksiksiz şekilde kendisine ödendiğini ve sigorta primlerinin de eksiksiz olarak yatırıldığını, ... 28. İş Mahkemesi'nin 2015/242 Esas sayılı dosyası ile görülen davada, bilirkişinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmesi doğrultusunda davacının ücretinin brüt 4.139,18-TL olduğu kabul edildiğini, ancak dosyaya ibraz edilmiş olan ve açık şekilde yazılı delil vasfını haiz ücret bordrolarının dikkate alınmadığını, onun yerine yalnızca davacı tanıklarının beyanlarına itibar ederek ücret tespiti yapıldığını, imzalı ücret bordrolarına rağmen yapılan bu tespitin, hukuki açıdan ciddi bir hata olduğunu, anılan dosyadaki emsal ücret tespitlerine itibar edilmemesi gerektiğini, davacının, fazla çalışma, hafta tatili ya da ulusal bayram ile genel tatil çalışması olduğu takdirde, müvekkil işveren tarafından hak etmiş olduğu tüm ücret nev'inden hakları kendisine zamanında ve tam olarak hesap edilerek, ücret bordrosuna da yansıtılarak banka kanalıyla ödendiğini, dolayısıyla, bu kalemler bakımından da, davacının SGK'ya eksik bildirilen ücreti bulunmadığını, işçilik alacağı dosyasında hükmedilen fazla mesai ücretinin prime esas kazanca dahil edilmesinin de mümkün olmadığını, zira, 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinde yer alan prime esas kazançlar kapsamında ücret kavramına dahil edilen istihkaklar içerisine fazla mesai ücretinin girmediğini, müvekkili şirket tarafından personellerin tüm alacaklarına dair ödemelerin banka kanalıyla yapıldığından esasen SGK'ya eksik bildirilen ücretin olması mümkün olmadığını, bu anlamda ücret bordroları, banka ödeme dekontları ile SGK'ya bildirilen brüt ücret tutarlarının birebir örtüştüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının hizmetleri ve primleri müvekkil kurum kayıtlarında gözüktüğü kadar olup; akside yazılı delille ispat edilmediğinden huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının taleplerinin tümünün zamanaşımına uğradığını, eksik inceleme sonucu karar verildiğini ileri sürmüştür.2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; davacının taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna ve ek rapora yönelik itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini, davacının davasını ispatlayamadığını, davacının eksik bildirilen ücretinin olmadığını belirtmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık prime esas fark ücretin tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum ve davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.