İdarece ödenen tıbbi hata tazminatının hekimlerden rücuan tahsili davasında, yeni kanun kapsamında Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuru için süre verilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay bozma kararı.
Özet: Davacı idarenin, davalı doktorların kusurlu sezaryen ameliyatı sonucu hastanın böbreğinin alınarak malul kalması nedeniyle idarece ödenen tazminatın rücuen tahsili talebiyle açtığı davanın ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmesine karşın, Yargıtayın 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Kanuna eklenen ve kamu kurumları tarafından açılan rücu davalarında Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuru zorunluluğu getiren geçici 13. madde uyarınca verilen karar nedeniyle, önceki yargılama sürecinin usul yönünden bozulduğu görülmektedir.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2024/190 Esas, 2025/112 Karar Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı doktorların ... Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görevli olduklarını, dava dışı hasta ...'in davalıların görevli olduğu hastanede sezaryen ameliyatı olduğunu, bu ameliyatın davalıların kusurlu eylemleriyle gerçekleşmesi nedeniyle dava dışı hastanın bir böbreğinin alındığını, dava dışı hastanın malul kaldığını, bu nedenle davacı idare aleyhine idare mahkemesinde açılan davanın kısmen kabul edildiğini, dava dışı hastaya davacı idare tarafından ödeme yapıldığını, davalı doktorların görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 505.145,24 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir. II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların meydana gelen olayda kusurlarının olmadığını, husumetin hatalı yöneltildiğini, rücuya esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacı idarenin hizmet kusurunun hekim kusurundan bağımsız olarak incelenmediğini, davalı hekimlere ihbar yapılmamasının hatalı olduğunu, müştereken ve müteselsilen dava açılmasının hatalı olduğunu, ihbar edilmeyen dava nedeniyle faiz talep edilmesinin yerinde olmadığını, hastanın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davalı doktorların tıbbi bir kusur ve ihmalleri bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2017 tarihli ve 2016/2 27... /454 Karar sayılı kararıyla davalı doktorların herhangi bir kusurlarının olmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 18.02.2021 tarihli ve 2019/376 Esas, 2021/269 Karar sayılı kararıyla dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkemece daha evvel alınan kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidermek üzere üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 08.09.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunun daha evvel alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiyi giderecek şekilde gerekçeli, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olmasına, bu raporda tazminata yol açan olayda davalıların kusuru bulunmadığının tespit edilmiş olmasına göre davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Dairenin 26.09.2023 tarihli ve 2021/181 17... /9779 Karar sayılı ilamıyla, Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. maddenin “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haiz olduğu, Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece bozma ilamına uyularak 14.10.2024 tarihli ara karar ile davacı tarafa 27.05.2022 tarihli 3359 sayılı yasaya göre (ek madde 18 ve geçici madde 13 hükümlerine göre) 2 ay içerisinde davacı idarenin Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuruda bulunması için süre verildiği, davacı tarafından verilen süre içerisinde başvurunun yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın vekalet ücreti yönünden hatalı olduğunu, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı doktorların kusurlu eylemi nedeniyle davacı idare tarafından hak sahiplerine ödenen bedelin davalı doktorlardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı idarenin Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuruda bulunması için süre verildiği, davacı tarafından verilen süre içerisinde başvurunun yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. maddenin 2.fıkrasının son cümlesi olan "... Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez." ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2023/ 29... /112 Karar sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Şu durumda İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda açıklanan iptal hükmü uyarınca davanın usulden reddedildiği durumlarda davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.VII.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalılara iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.