Vakıf senedi şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle reddedilen emeklilik hakkı tespiti ve katkı payı alacağı davasına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı vekilinin, eski bir çalışanın vakıf senedi ve yönetmeliği kapsamında emeklilik hakkı kazanıp kazanmadığının tespiti ile emekli ikramiyesi ve aylık bağlanması, aksi takdirde işveren ve işçi katkı paylarının faiziyle iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf, davacının vakıf emekliliği için gerekli 25 yıl çalışma veya aidat ödeme şartlarını sağlamadığı, işveren katkı payının ise vakfın geliri olup ayrılma halinde çalışana iade edilecek kalemlerden olmadığı gerekçeleriyle davayı reddetmiş olup, bu kararlar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/2170 E.  ,  2025/6996 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/894 E., 2023/969 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/143 E., 2022/711 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen vakıf senedinden kaynaklanan tespit ve alacak davası sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı Vakıf vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1991 yılından 2004 yılına kadar ... Sigorta Anonim Şirketinde çalıştığını, 2004 yılında emekli olduğunu, 2012 yılına kadar ise ... ... Sigorta Anonim Şirketinde çalıştığını, davacının, davalı vakıftan da emekli olma şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, emekliliği hak ettiğinin tespiti ile davacıya ödenecek emekli ikramiyesi ile bağlanması gereken aylık irat miktarları ile bağlanma tarihinin tespitini; asıl talep kabul edilmediği taktirde davacının aylık maaşının %10'u oranında işveren katkı payı adı altında yapılan kesinti tutarları ile davacının yatırdığı katkı payının faizsiz iade edilmesi nedeni ile işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı ile davalı Vakıf arasındaki ilişkinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 110. maddesi kapsamında çalıştıranlara ve işçilere yardım vakfı ile üye arasındaki ilişki olup, diğer davalı ... Anonim Şirketi iş veren statüsündedir. Dava konusu ihtilafta (vakıf üyeliğinden kaynaklanan emeklilik hakkının tespiti ve işveren ve işçi katkı payının ödenmesi istemli uyuşmazlıkta) diğer davalı ... Anonim Şirketinin herhangi bir müdahalesi söz konusu olmadığından, diğer davalı ... Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine;
... ... Sigorta Şirketi Mensupları Dayanışma Vakfı Emeklilik İradı ve
İkramiye Yönetmeliği madde 3-saydırılan geçmiş hizmet süresi ile birlikte Vakfa 25 yıl aidat ödeyen ve şirkette
en az 15 yıl çalışan Vakıf üyelerine, emekli oldukları yılın Ocak ayındaki brüt aylık
ücretlerinin 50’si emekli iradı olarak bağlanır. Şirket hizmetinde en az 15 yıl çalışmış ve
emekli aylığına hak kazanmış olmak koşulu ile aidat ödeme süresi 25 yıldan az olanlarda
bu %50 oranı, her eksik tam yıl için %1 eksiltilir aynı şekilde, aidat ödeme süresi 25
yıldan fazla olanlarda, her fazla aidat ödenen yıl için %50 oranı %1 arttırılır. Ancak bu
oran hiçbir şekilde %60’ı aşamaz. Alıntılanan mevzuat dikkate alındığında davacının Vakıf Senedi ve Yönetmelikler
gereği emekli kabul edilmesi için Şirkette 25 senelik hizmet süresi olması gerekmektedir.
Davacı şirketten emekli olarak ayrıldığında Şirkette 21... ay 4 günlük çalışması
bulunmaktadır. Bu durumda 25 yıl çalışma şartı oluşmamıştır. Kısaca Vakıf senedi şartları dikkate alındığında davacının davalı şirkete 25 yıllık çalışma şartı oluşmadığı gibi, ikinci emeklilik şartı olan (Vakfa 25 yıl aidat ödeyen ve şirkette
en az 15 yıl çalışan Vakıf üyelerine) davalı şirkette 15 yıl çalışmış ise de davalı vakıfa 25 yılık aidat ödeme şartı yerine getirilmediğinden, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu hükümleri kapsamında emekli
olmaya hak kazanması ile Vakıf senedi hükümleri kapsamında emekli olma şartlarını
yerine getirmiş olması farklı olgular olduğundan, Vakıf senedi hükümleri kapsamında emekli olma şartları yerine getirilmediğinden, diğer davalı ... hakkında açılan davanın, davacının emeklilik hakkı kazandığının tespiti ve emekli ikramiyesi bağlanması yönündeki talebinin ayrı ayrı reddine;
Gerek kanunda ve gerekse vakıf senedinde sandık geliri olarak işveren tarafından ödenen katkı payının ayrılma halinde sandık üyesine ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığından, ayrılma halinde 6762 sayılı Kanun'un 468. maddesi uyarınca işçiye hiç değilse ödedikleri meblağların ödeme tarihlerinden itibaren % 5 faiziyle birlikte geri ödeneceği, 6102 sayılı Kanun'un 522. maddesi uyarınca da işçilere hiç değilse ödedikleri tutarlar ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri ödeneceği hususu düzenlenmiş olduğundan, işveren tarafından sandığa ödenen pay vakıf senedi uyarınca vakfın geliri olup ayrılma halinde işçiye iade edilecek kalemlerden olmadığından işveren payından yapılan gelir ve damga vergisi kesintisinin de işçiye ödenecek kalemlerden olmadığı anlaşılmakla, dosya arasındaki ücret bordolarından işveren payının işçi ücretinden ayrı olarak ödendiği ve işveren payının işçi tarafından ödenmediği anlaşılmakla, davacının maaşından kesilen işveren katkı payı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı şirket tarafından davacıya iade edilmiş 32.057,67 TL aidatın her ay için ayrı ayrı bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faize ilişkin işçi katkı payı fark ücret talebine ilişkin olarak davacının 06.06.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği 10.786,29 TL talebinin incelemesinde ise, Vakıf Senedi'nin 21. maddesi emekli olmadan şirketten ayrılan üyelere o güne kadar vakfa ödedikleri aidatların tamamı faizsiz olarak iade olunur hükmü bulunmakla birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 522/3 bendi uyarınca “Şirketin bu amaca özgülediği yedek akçeden başka, yöneticilerden, çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmışsa, iş ilişkisinin sonunda, vakıf senedine göre yapılan ayrımdan yararlanamadıkları takdirde çalışanlara ve işçilere hiç değilse ödedikleri tutarlar ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri verilir.” hükmüne istinaden davacının işçi katkı payı tahsil tarihi olan 04.09.2012 tarihi itibarıyla davalı vakıftan 10.786,29 TL alacağı olduğu, davacıya 04.09.2012 tarihinden ödenen işçi katkı payı ödemesinin eksik ödendiği iddiası ile faizsiz ödeme yapılması sebebi ile faizinin tahsili istemine ilişkin eksik ödenen işçi katkı payı fark ücret alacak talebi 10.786,29-TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şirketi Mensupları Dayanışma Vakfından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı Vakıf vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı ve davalı Vakıf vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdikleri temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
Dava, Vakıf senedinden kaynaklanan emekliliği hak ettiğinin tespiti, bu talep kabul edilmez ise yatırılan işçi ve işveren katkı payının faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
1. Davalı Vakıf vekilinin temyizi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352.i maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibarıyla kesin olan yani temyiz yolu kapalı bulunan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK'nin 25.06.2025 tarihli ve 2025/12-221 Esas, 2025/387 Karar sayılı ilamı)
Dosya içeriğine göre terditli talep Vakıf senedinden kaynaklanan emekliliği hak ettiğinin tespiti, bu talep kabul edilmez ise yatırılan işçi ve işveren katkı payının faizi ile tahsili istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, ilk talep reddedilerek ikinci talep yönünden dava kısmen kabul edilerek 10.786,29 TL'nin davalı Vakıftan tahsiline karar verilmiş; hüküm altına alınan miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2. Davacı vekilinin temyizi yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı Vakıf vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıdaki (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
190,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 425,40 TL'nin temyiz eden davacı ...'tan alınmasına,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.