Mera niteliğindeki taşınmazın kadastro tespitine itiraz davasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla tescil talebinin, ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf mahkemesince kaldırılarak kabul edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro tespitinde mera olarak belirlenen büyük bir taşınmazın bir kısmının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve taksim yoluyla adına tescilini talep eden davacının başvurusunun ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın geçmiş kullanım şekli, mera niteliği, imar-ihyaya muhtaçlık durumu ve imar-ihya süreçlerine ilişkin hava fotoğrafları, yerel ve ziraat bilirkişi incelemesi ile kapsamlı bir keşif yapılarak maddi olaylara dayalı raporlar alınmadan hüküm kurulmasını eksik ve yetersiz bularak ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış, davanın yeniden görülmesi için dosyayı geri göndermiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1435 E., 2023/1626 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro MahkemesiSAYISI : 2019/61 E., 2022/61 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından esasa, davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücretine yönelik istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 22... parsel sayılı 841.617,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.Davacı ...; dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşmı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir bölümünün adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2019 tarihli ve 2013/70 Esas, 2019/10 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel sicile kaydına karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2019 tarihli ve 2019/889 Esas, 2019/914 Karar sayılı kararıyla; "yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için eksik ve yetersiz olduğu açıklanarak; tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait olabildiğince yüksek çözünürlüklü, büyük ölçekli, stereoskopik hava fotoğrafları CD ortamında tarihleri açıkça yazılmak suretiyle en az üç tanesi Harita Genel Komutanlığından getirtilmesi, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köyde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, fen bilirkişi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın mera niteliğinde ya da imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya muhtaçsa imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmek suretiyle taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir, taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığını irdeler ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, raporda taşınmazın mera parseli ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, mera niteliğinde olup olmadığı, imar-ihyaya konu olup olmadığı, imar-ihya tamamlanmışsa tespit tarihi ile imar-ihya işleminin tamamlanma tarihi arasında ne kadar süre geçtiği hususlarına yer verilmesi istenmesi, rapora dayanak maddi bulgular ve dava konusu taşınmazın sınırlarının fotoğraflanması, fen bilirkişi tarafından dava edilen kısım belirlenerek muhtemel kabul kararı halinde ifraza ve infaza kabiliyetli rapor sunulması, rapor ekinde dava konusu taşınmaz kadastro tespit tarihine yakın ortofoto veya uydu haritasında gösterilmesi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği, tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı, bitki örtüsü ve kullanım itibari ile komşu parsellerden ayrılıp ayrılmadığı konusunda rapor sunması istenmesi, raporun denetlenebilmesi için mümkün olan en büyük ölçekte kadastro paftası ile hava fotoğraflarının ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması suretiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "ziraat bilirkişi kurul raporunda dava konusu taşınmazın topoğrafik yapısının % 7-8 meyilli olup, toprak yapısının kumlu tınlı olduğu, zeminin taşlı olduğu, taş toplama işlemi yapıldığından güneyinde küçük öbekler halinde, kuzeyinde ise daha büyük şekilde toplanmış taş öbekleri bulunduğu, uzun yıllardan beri (20-25 yıl) sürülüp ekilmediği için zemin üzerinde rastgele biçimde 20-25 yaşında, 25 adet kuşburnu çalısı, 20-25 yaşında 1 adet Alıç ağacı, 20-25 yaşında 1 adet Karaağaç ağacının bulunduğu, batı kısmında 8 adet sıralı dikilmiş 15-20 yaşında armut ağaçlarının bulunduğu, zeminde ağaç ve çalıların haricinde buğdaygil yabancı otları, diken türleri geven gibi yabancı otlarla seyrek bir şekilde kaplı bulunduğu, toprak yapısının incelenmesinde zeminin sert ve geçirimsiz olması dolayısıyla 20-25 yıldır sürülüp ekilmediği, mera ile talep edilen kısım arasında belirgin bir sınırın olmadığı, daha önceki yıllarda pullukla yapılan sürüm nedeniyle zeminde meyile vaziyette pulluk çizi kanallarının bulunduğu, keşif esnasındaki mevcut haliyle talep edilen kısmın toprak yapısının tarıma elverişli hale getirildiği, imar ve ihya edildiğine dair belirgin bir oluşumun bulunmadığını belirttikleri, harita mühendisi bilirkişi raporunda, 1955 yılında parselin zeminin sürülmüş olduğunu, imar ihya yapıldığını, zirai faaliyetin olduğunun görülmekte olduğunu, 1980 yılında parsel zeminin de sürülmüş olduğunu, imar ihya yapıldığını, zirai faaliyetin olduğunun görüldüğünü, 1990 yılında parsel zeminin sürülmüş olduğunu, zirai faaliyetin olduğunu, 2006 yılında 6 ve 17 nolu parselerde kısmi olarak birlikte sürülmüş olduğunu, zirai faaliyetin olduğunun görüldüğünü, Dipdede 1 22... nolu parsel için ayırma çapı 1 22... /A ile çevrilen 8.645,41 metrekarelik alanda imar ihya çalışmasının yapılmadığının görüldüğünü, bilirkişi kurul ek raporunda, 1 22... nolu mera parseli içinden açılan (17/A) bölümünde 1955 yılında zirai faaliyet yapıldığı görüldüğünü, aynı şekilde 1980, 1990, 2006 yıllarında kuru tarım (hububat tarımı) yapıldığının anlaşılmakta olduğunu, ancak gerek toprak yapısı, gerekse bitki örtüsü, 17 nolu asıl parselden ayırıcı bir özelliği (tel, çit, taşla sıralanmış, tonç v.b.) olmaması dolayısıyla, 17/A parçasının 1 22... nolu mera parseli içinden açıldığının uydu fotoğraflarından da açıkça görüldüğünü, işaretlenen 17/A parçasının 1 22... nolu parselle toprak yapısı olarak bir bütünlük arz ettiği belirtilmiş olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre geçmişi mera vasfında veya meradan açılma olan bir yerin imar ve ihya ve tarımsal kullanım yoluyla zilyetlikle kazanılamayacağı hususu bir arada değerlendirildiğinde Mahkememizce sonuç olarak kaldırma ilamı öncesi keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları karşısında gerçeğin resmi olan hava fotoğraflarına ve bilimsel yöntemle yöntemine uygun olarak hazırlanan yukarıda detaylarına değinilen harita mühendisi ve ziraat bilirkişiler kurul raporları ile ek rapora itibar edilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın davacının hak iddia ettiği 17/A kısmının, geri kalan kısmı olan 1 22... parsel sayılı mera parselinden açılma olduğu, aralarında doğal veya yapay sınır olmadığı, hak iddia edilen 17/A kısmının geri kalan 17 parsel sayılı mera parseli ile aralarında ayırıcı bir özellik ( tel, çit, taşla sıralanmış, tonç v.b. doğal veya yapay ayırıcı sınır) olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazın geçmişinde mera vasfında olduğu, meradan açma olduğu ve meradan zilyetlikle mülkiyet kazanımının mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/B maddesi uyarınca mera niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılarak özel siciline tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından esasa, davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücretine yönelik istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Dosya içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın ziraat bilirkişi raporlarına göre rapor tarihinden geriye 20-25 yıldır kullanılmamasının kadastro tespit yılı olan 2006 yılı dikkate alındığında iradi terk anlamına gelmediği, zaten 2005 yılı uydu görüntüsüne göre tarım yapıldığına dair müşterek ek rapor sunulduğu, Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümünün meradan açıldığı kanaati üzerinde durulmuşsa da en eski tarihli (uyap ortamında daha belirgin) hava fotoğrafında ve sonraki tarihli hava fotoğraflarında genişleme olmaksızın aynı taşınmaz bölümünde tarım yapıldığı , taşınmazın kuzey ve batı yönünde şahıs arazileri ile sınır olduğu, güney ve batı yönünde ise hava fotoğraflarından anlaşıldığına göre fen ve ziraat bilirkişi görüşünün aksine eğimli kuru dere yatağı ile mera arazisinden doğal olarak ayrıldığı, taşınmazın uzun yıllar genişleme olmaksızın kullanılmasının sebebinin güney ve batı sınırındaki bu doğal sınır olduğu, dolayısıyla davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı; belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, davanın kabulüne, dava konusu 1 22... nolu parselin kadastro tespitinin iptali ile 31.10.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (17/A) ile belirtilen 8.645,41 metrekarelik kısmının ifraz edilerek son parsel numarası ile davacı ... adına, parselin kalan kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiş işbu karar, davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince, davacı adına tesciline karar verilen (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz hakkında verilen önceki tarihli red kararına esas alınan zirai bilirkişi raporunda, dava konusu bölümün mevcut bitki örtüsü içinde yer alan bazı bitkilerin, özellikle geven türlerinin (30-40) yaşı, gelişimi ve kapladığı alan dikkate alındığında, öncesinde tarım yapılan ve tarımsal faaliyet yürütülen yerlerden olmadığını, tarım yapılan taşınmazlarla benzer özellik göstermediğini, mera vasfında olduğunu açıkladığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifteki gözlemde; dava konusu taşınmaz bölümü eğiminin %5-10 olduğunu, yer yer çalılık, yer yer ise taşların toplandığını, genel itibariyle taşlık olduğunun bildirildiği; harita mühendisi bilirkişisi tarafından 1955, 1980, 19 90... tarihli hava fotoğraflarının incelendiği; her dört hava fotoğrafında ise dava konusu edilen ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün sürülü olduğu ve mera parseli ile arasında ayırıcı sınırın bulunmadığının açıklandığı, üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu raporunda özetle, dava konusu edilen taşınmaz bölümünün gerek toprak yapısı, gerek bitki örtüsü nazara alındığında meradan açma olduğu ve mera parseli ile bütünlük arz ettiği belirtilmiş olup, zirai bilirkişi raporuna ekli fotoğraflarda da bu bölümü, taşınmazın kalan kısmından ayıran bir unsur bulunmadığı ve taşınmazın kendiliğinden yetişen otlarla kaplı olduğu görülmektedir. Şu halde, bilimsel veriler esas alınarak hazırlanan raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmaz bölümünün mera niteliğinde olduğu ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı, davacı tarafın zilyetlikte taşınmaz edinme koşullarının lehine oluştuğunu ispat edemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;Davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden dahili davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.