Yargıtay, resmi belgede sahtecilik suçunu zamanaşımından düşürürken, nitelikli dolandırıcılıkta çek aslının incelenmemesi, tanık dinlenmemesi ve eksik delil değerlendirme nedeniyle beraat kararını bozmuştur.
Özet: Yargıtay, yerel mahkemenin resmi belgede sahtecilik suçundan verdiği beraat kararını, bozma öncesi kurulan hükümden temyiz inceleme tarihine kadar sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vererek; bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmünü ise, suça konu çek aslının dosyaya girmesiyle birlikte çekin aldatıcılık vasfının tespiti, çekin lehtar görünen kişi ile sanık tarafından imzalanıp imzalanmadığının mukayeseli kriminal incelemesi ve ilgili bononun tanzim nedeninin araştırılması gibi eksik incelemeler ve delil yetersizlikleri nedeniyle bozmuş, bu hususların yeniden değerlendirilmesi için dosyayı yerel mahkemeye iade etmiştir.

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2018/157 E., 2020/73 K.SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veyakredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin bozma öncesi kurulan 30.05.2013 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde, bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,II. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden1. İnceleme konusu hükmün, suça konu çek aslının ele geçirilememesi nedeniyle aldatıcılık vasfını haiz olup olmadığının belirlenememesi gerekçesine dayalı beraat kararına ilişkin olduğu; ancak hükümden sonra suça konu çekin bulunduğu ve dosyaya gönderildiği anlaşılmakla, çek aslının duruşmada Mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilerek aldatıcılık özelliğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi; katılan tarafından da doğrulanan sanık savunmasına göre suça konu çekin lokanta devri nedeniyle çekin lehtarı görünen ... tarafından sanığa verildiğinin öne sürüldüğü gözetilerek açık adres ve kimlik bilgilerinin tespiti ile adı geçenin Mahkemece dinlenilmesi ve mukayeseye elverişli imza ve yazı örnekleri alınarak hem sanık yönünden hem ... yönünden çek üzerindeki imza ve yazıların kriminal incelemeye tabi tutulmasında zorunluluk bulunması,2. Dosyada mevcut, borçlusu sanık, lehtarı katılana ait işletme olan, suça konu çek bedeli ile aynı bedelli ve aynı ödeme günlü bononun hangi nedenle tanzim edildiği araştırılarak delillerin yeniden değerlendirilmesiyle sanığın hukuki durumunun tespit ve tayininde zorunluluk bulunması,Yasaya aykırı, katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.