Kamulaştırmasız el atılan taşınmazda elektrik iletim hattı sebebiyle oluşan değer kaybının tahsili istemli davada, Bölge Adliye Mahkemesinin usulden ret kararına karşı yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, kamulaştırmasız el atma suretiyle elektrik iletim hattı geçirilmesi sonucu taşınmazlarında meydana gelen değer düşüklüğünün, önceki davada bakiye kalan ve saklı tutulan kısmının yasal faiziyle birlikte tahsili amacıyla açılan davada, ilk derece mahkemesi talebi kabul ederken; davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak ve kadastro tespitleri ile ilgili mevzuat uyarınca davanın usulden reddine hükmetmiş olup, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/1538 E.  ,  2025/14841 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/182 Esas, 2024/2069 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Vakfıkebir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/186 Esas, 2022/331 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekillince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 26... parsel ve 1 26... parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/277 Esas, 2019/517 Karar ve 2020/1 15... /628 Karar sayılı dosyası kapsamında dava konusu 1 26... parsel için 298,37 TL, 1 26... parsel 22.801,49 TL olmak üzere toplamda 23.099,88 TL tazminat düştüğünü, kamulaştırma yapılmadan ve bedeli ödenmeden elektrik iletim ve dağıtım hattı geçirilmek suretiyle taşınmazlarda meydana gelen değer düşüklüğü bedeli olan 23.057,30 TL bedelden ilk davada hükmedilen 10 TL düşüldükten sonra geriye kalan 23.047,30 TL'nin ilk dava tarihi olan 30.04.2019 tarihinden işleyecek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, derdestlik, zamanaşımı ve kesin hüküm itirazlarının olduğunu, pasif husumet yokluğu olduğunu, davacının hak sahibi olup olmadığının belli olmadığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaları kabul etmediklerini, davaya konu hattın tasarrufa engel olmadığının açık olduğunu, daha önce davalı kurum lehine tesis edilen bir irtifak hakkı var ise kamulaştırmasız el atma bedelinden düşürülmesi gerektiğini, davacının zararı ispat etmesi gerektiğini, gerekçeli kararda: kararın kesinleşmesi halinde onaylı gerekçeli karar ile harita yönetmeliğine göre koordinatlı ve tersimat kabiliyetine haiz ölçekli ve koordinatlı fen bilirkişi raporunun tapu kadastro sicil müdürlüğüne gönderilmesini, pilon yeri için tapu iptal ve tescile karar verilmesini, irtifak alanı içinse tapuya şerh düşülmesine karar verilmesini, tapuya yapılacak tescilin ... Genel Müdürlüğü adına yapılmasını, davanın önce usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini, davalı kurum lehine kurulmuş bir irtifak hakkı var ise kamulaştırmasız el atma bedelinden indirilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin asıl dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın konum haritasının dosyada bulunmadığını, objektif değer artışının %100 alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranı belirlenirken (kent merkezine yakınlık, nüfus, ulaşım kolaylığı, serbestçe alınıp satılması, pazara yakınlık vb) kriterlerin, objektif değer artışındaki kriterlerle aynı olması sebebiyle objektif değer artışının yeniden hesaplanmasının hatalı olduğunu, taşınmaz üzerinde takyidat bulunması halinde hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğini, bilirkişilerce hazırlanan raporda parselin eğimi, hattın yüksekliği, imar durumu, irtifak miktarı, irtifak geçiş şekli vb. kriterler dikkate alınmadan % 35 olarak belirlenen irtifak oranının fazla olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan binalar için hesaplanan değer düşüklüğüne itiraz ettiklerini, yapının 3A sınıfı olmadığını, 1. sınıf yapılardan olduğunu, harabe durumdaki binalar için değer düşüklüğü hesaplanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazların kadastro tespiti 09/06/1998-08/07/1998 tarihlerinde askıya çıkarıldığını, dava açılmadığından 09.07.1998 tarihinde kesinleştiğini, eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, Dairenin 2021/2410 Esas, 2022/295 Karar sayılı kararında; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden 10 yıl geçtikten sonra dava açılmışsa da Yargıtayın bu duruma ilişkin içtihat değişikliği kaldırma kararı sonrasında oluştuğundan ve mahkemenin ilk kararının istinaf incelemesi sırasında buna ilişkin bir kaldırma yapılmadığından, davacı yararına usuli kazanılmış oluştuğu kabul edilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli, 2023/5-11 Esas, 2024/539 Karar sayılı kararı şöyledir: Hak düşürücü süre; bir hakkın kullanılmasına ilişkin olarak, yasayla, sözleşmeyle ya da mahkeme kararıyla kesin olarak belirlenen ve bu süre içinde kullanılmadığında hakkın varlığını sona erdiren süre olup hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin ve süreyi belirleyen kurallar buyurucu nitelikte olduğundan yargıç ya da diğer yetkililerce kendiliğinden gözetilmesi gerekmekte olup hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gereken, davada "itiraz" olarak başvurulması zorunlu olan ve zamanaşımı gibi "kesme" ve "durma" hükümlerine bağlı olmayan, uyulmama hâlinde "hakkın" kaybına yol açan, diğer bir ifade ile hakkın özünü ortadan kaldıran süre niteliğinde olduğundan, ayrıca hak düşürücü süre gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilmediğinden hal böyle olunca, daha önce yapılan kamulaştırma işleminin 09.07.1998 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti sonucunda tapuya tescil edildiği, bu şerhin de terkin edilmediği, tazminat isteminin dayanaksız kaldığı anlaşıldığından, mahkemece davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; açılan ek davanın kesinleştiğinden bu aşamada hak düşürücü sürenin değerlendirilemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararı hatalı olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.