Buhar kazanlarının kapasite yetersizliği, ayıplı mal iadesi ve patlama nedeniyle sözleşmeden dönme taleplerine ilişkin davada ispat yükü ve kusurlu kullanım iddialarının incelenmesi.
Özet: Davacı, davalıdan sipariş ettiği iki buhar kazanının sözleşmedeki kapasite ve verimliliği karşılamaması nedeniyle bedel iadesi, ayrıca daha sonra aldığı üçüncü kazanın ayıplı olup patlayarak zarara yol açtığı gerekçesiyle sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin tahsili talebinde bulunmuştur; ancak ilk derece mahkemesi, davacının tacir olarak ayıplı mal iddiasını yasal sürede ve yöntemle ispat edemediğini, üçüncü kazanın patlamasının ise davacının eklentileri ve hatalı kullanımı (kapalı unutulan vananın açılması) kaynaklı olduğunu belirterek, her iki davayı da reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/238 E., 2025/220 K.BİRLEŞEN 2017/760 ESAS SAYILI DOSYADAİLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI: 2017/2061 E., 2021/674 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ...’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVAAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.11.2014 tarihli sözleşmeyle davalı firmadan iki adet buhar kazanı sipariş ettiğini, 2015 yılı Ağustos ayı itibariyle imalatı ve montajı tamamlanan buhar kazanlarının devreye alındıktan sonra sözleşmede kararlaştırılan kapasite ve verimliliği karşılamadığının anlaşıldığını, davalının uzunca bir süre ayıpları gidermemesi nedeniyle fabrikadaki üretimin aksadığını, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydıyla, ayıplı makina ve ekipmanın davalıya iadesi ile davalıya ödenen 2.117.842,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada ise; daha önce sipariş edilen asıl davaya konu kazanların yeterli kapasitede çalışmaması nedeniyle fabrikadaki üretimin aksadığını, davalının o dönemde bu ayıpları gidermeye yönelik çaba sarf ettiğine inanılması sebebiyle ve daha fazla zaman kaybetmemek için davalı firmadan bu kez 07.10.2015 tarihli sözleşme ile üçüncü kazanı sipariş ettiklerini, bu kazanı finansal kiralama yoluyla aldıklarını ve dava dışı ... Şirketinin bu davaya muvafakat ettiğini, ilerleyen süreçte bu kazanda da aynı ayıpların bulunduğunun anlaşıldığını ve kazanın nihayet 19.02.2017 tarihinde patladığını, fabrika binasında hasar oluştuğunu, yaptırdıkları delil tespitinde patlamanın kazandaki mevcut ayıplardan kaynaklandığının tespit edildiğini ileri sürerek, sözleşmeden dönme talebinin kabulü ile ayıplı makina ve ekipmanın davalıya iadesine, bedel olarak davalıya ödenen 1.040.300,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının süresinde ayıp ihbarı yapmadığını, davaların zamanaşımına uğradığını, buhar kazanlarındaki sorunların kötü kalitede kömür kullanılmasından, cüruf temizliğinin yapılmamasından ve davacının tek taraflı olarak yaptığı proje değişikliklerden kaynaklandığını, kullanıcı hatalarından kaynaklanan çeşitli tamir, bakım ve değişimlerin müvekkilince yapıldığını, davalının bunlara ilişkin faturaları ihtirazi kayıt koymadan kabul ettiğini, makinaların çalışır durumda olduğunu, asıl davaya konu ilk iki kazandaki sorunlar müvekkili tarafından giderildikten sonra, davacının bu kez birleşen davaya konu üçüncü kazanın siparişini verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğunu, davacı iş sahibinin kendisinden sadır olan nedenlerle sözleşmeden dönemeyeceğini, makinaları kabul etmesi ve kabulden sonraki süreçte, seçim hakkını ayıpların giderilmesi yönünde kullanması nedeniyle de sözleşmeden dönemeyeceğini savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaların zamanaşımı süresi içinde açıldığı, dosyada alınan bilirkişi raporlarında, uzun süre çalıştırılmayan kazanların tekrar çalıştırılmalarının tehlike arz edebileceğinin ve bu nedenle buhar kapasitesi ölçümü yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiği, bu konuda dinlenen tanık beyanlarının çelişkili olduğu, eserin ayıplı olduğunu ispat yükümlülüğünün davacı iş sahibine düştüğü, tacir olan davacının, kazanların kapasitesi ve verimliğinin yeterli olmadığına ilişkin ayıp iddiasını TBK'nın 474/2. maddesi uyarınca bilirkişi vasıtasıyla tespit ettirmesi gerekirken, bu husustaki yükümlülüğünü yerine getirmediği, asıl ve birleşen davalara konu kazanların ayıplı olduğu iddiasının ispat edilemediği, birleşen davada, üçüncü kazanın ayıplar nedeniyle patladığının iddia edildiği, bu kazana teslimat sonrası davacı iş sahibi tarafından eklentiler (ekonomizer ve vana) yapıldığı, davacı bu eklentilerin davalının onayı ile yapıldığını iddia etmiş ise de bu iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, dosyada bulunan bilgi, belge ve raporlardan, bu patlamanın kapalı unutulan ve sonradan açılan vanadan kaynaklandığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Birleşen dava yönünden; dava konusu kazanları fiilen inceleyen bilirkişi heyetinin 03.04.2018 tarihli kök ve 05.11.2018 tarihli ek raporunda üçüncü kazandaki patlamanın imalat hatasından kaynaklandığının belirtildiğini, mahkemece bu rapor yerine tamamen afaki görüşler içeren bilirkişi heyetinin raporunun esas alındığını, bu raporun gerçeği yansıtmadığını, raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin kazanı görmediğini, bahsi geçen vananın yanma odasına su verilen hat üzerinden değil, yanma odasından çıkan ve kondens tankına giden yol üzerinde olduğunu, dolayısıyla bu hat üzerinden sisteme su verilip aniden kesilmesi gibi bir durumun teknik olarak mümkün olmadığını, ayrıca yanma odasına gelen suyun soğuk değil sıcak olduğunu, patlamanın önüne geçebilecek yeterli güvenlik ve donanımın sistemde mevcut olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmadığını, sözleşmede kazanın patlamasının mümkün olmadığının taahhüt edildiğini, b. Asıl dava yönünden; 03.04.2018 tarihli raporda kazanlardaki ayıplar sayılarak bu haliyle taahhüt edilen kapasite ve verimliliği sağlamalarının mümkün olmadığının belirtildiğini, taraflar arasındaki yazışmalarda da bu hususlara değinildiğini, kullanılan kömürlerin davalı yüklenicinin tavsiye ettiği evsafta olduğunun yine 03.04.2018 tarihli raporda belirtildiğini, kazanlardaki ayıbın kullanılan kömürden değil imalat hatalarından kaynaklandığını, davadan önce müvekkilince alınan analiz raporlarında da ayıpların tespit edildiğini, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin talep etmelerine rağmen duruşmaya çağrılarak dinlenmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda eser sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda önceki iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmiş ve raporun yeterli ve denetime elverişli olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davalı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.