Yargıtay, doktorun icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyetini, eylemin aslında rüşvet olduğu ve usulüne aykırı istinabe işlemi nedeniyle bozarak yeniden yargılanmasına karar verdi.
Özet: Yüksek mahkeme, doktor olan sanığın hastalarından aldığı muayene ve ameliyat ücreti karşılığı eylemlerinin ilk derece ve istinaf mahkemelerince “icbar suretiyle irtikap” olarak değerlendirilmesine rağmen, mevcut delil durumunda manevi cebirin yasal anlamda icbar boyutuna ulaşmadığı, eylemin aslında rüşvet alma suçunu oluşturduğu ve ayrıca sanığın alt sınırı beş yıl hapis cezası gerektiren bir suçta istinabe yoluyla savunmasının alınmasının usule aykırı olduğu gerekçeleriyle yerel mahkeme kararını bozarak dosyayı yeniden yargılama için geri göndermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1882 Esas, 2024/1096 KararSUÇ : İcbar suretiyle irtikapHÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇA. İlk DereceAlanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2019/305 Esas, 2023/199 sayılı Kararı ile sanığın icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereği 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3, 5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.06.2024 tarihli ve 2023/1882 Esas, 2024/1096 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiKatılan ve mağdur beyanlarının çelişkili ve duyuma dayalı olduğuna, sanığın talebi olmaksızın kendi iradeleriyle para verdiklerini iddia ettiklerine, sanığın zorlayıcı herhangi bir eyleminin bulunmaması nedeniyle verilen mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSuç tarihlerinde Gazipaşa Devlet Hastanesinde doktor olan sanığın görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle haksız tutum ve davranışlarıyla katılanlar, şikayetçiler ve mağdurun haklı ve gerekli olan tedavilerini gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesine kapılmalarına ve kendilerini mecbur hissetmelerine sebep olarak mağdurlardan farklı tarihlerde muayene ve ameliyat ücreti alarak haksız menfaat temin ettiği kabulüyle zincirleme icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, mevcut delil durumuna ve olayın oluş şekline göre sanığın, öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Yasa'nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışı bulunmadığından cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasında serbest iradeye dayalı bir rüşvet anlaşmasının gerçekleştiği, bu itibarla sanığın yapması gereken bir iş için para istemesi şeklinde sübut bulan eylemlerinin rüşvet alma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile cebri irtikap suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, 5271 sayılı Kanun'un 196/2 maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, birleşen dosyada sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 250/1 maddesinde düzenlenen icbar suretiyle irtikap suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında istinabe yoluyla savunması alınamayacağı gözetilmemek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,06.11.2025 tarihinde karar verildi.