Sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile devamı istemli davada, eda davası açma imkanı varken hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddinin hukuka uygunluğu ve fesih iptaline hükmedilemeyeceği.
Özet: Yargıtay, ihale sonucu akdedilen eser sözleşmesinin haksız feshedildiği ve devam ettiğinin tespiti talebiyle açılan davada, sözleşmenin mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanıyla feshedilebileceğini, haksız fesih durumunda sözleşmenin devamına karar verilemeyeceğini ancak zararın tazmininin talep edilebileceğini belirterek, eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesine dair ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarını hukuka uygun bulmuştur.

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2090 E., 2025/150 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Van 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2017/42 E., 2022/428 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle, ihale sonucu taraflar arasında akdedilen 30.12.2014 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun feshedildiğini beyanla sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespitini, haksız feshin geçersizliği ile sözleşmenin devam ettiğinin tespitini ve 1.225.000,00 TL bedelli teminat mektubunun paraya çevrilmemesi için ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin haklı nedenlerle idarece feshedildiğini, son olarak 28.09.2016 tarihine kadar geçen sürede iş programına göre %38,99 oranında gerçekleşme sağlanması gerekirken, %17,32'lik gerçekleşme oranı sağlanabildiğini davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşmenin haksız feshedildiği ve akdin devam ettiğinin tespiti isteminin eda davası olmadığı, eda istemi bulunmayan davada feshin haksızlığının tespitinde hukuki yarar bulunmadığı, eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açılamayacağı gerekçesi ile davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararın karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz yasa yoluna başvuru dilekçesinde özetle, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, eda davasının açılabilmesi için öncelikle hukuki tespit yapılmasının gerekli olduğunu, bu nedenle kendilerince tespit istemiyle dava açıldığını, beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haksız olduğu ile sözleşmenin devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115) (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.04.20 03... /1-256 E., 2003/269 K.). Yasalarda sözleşmenin feshinin bazı koşullara bağlı tutulduğu istisnalar dışında, sözleşmeden dönme (fesih), mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürülebilen, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanıdır. Genel kural bu olsa da kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kira sözleşmesi, iş sözleşmesi gibi bazı sözleşmeler yönünden yasalarda öngörülen sınırlayıcı kurallardan doğan istisnalar da mevcuttur. Nakit bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden ise sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.20 06... /15-702 Esas, 2006/691 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04.06.19 98... /513 Esas, 1998/2377 Karar sayılı kararında da bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir. Tek taraflı irade beyanı ile dönme (fesih) mümkün olmakla birlikte, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır. Fesih sonucu zarara uğrayan kimse koşulları mevcutsa haksız fesih sebebiyle uğradığı zararlarının tazminini isteyebilir. Bu suretle fesih ile sona eren sözleşme nedeniyle hiç kimsenin sona eren sözleşme ile bağlı kalmaya zorlanamayacağından feshin iptaline karar verilemez. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 02.07.2024 tarih, 2023/1413 esas ve 2024/2393 karar sayılı ilamı.) Yukarıda izah edilen ilke ve kurallar ışığında somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, daha sonra davalı iş sahibi tarafından yüklenicinin taahhüdünü belirlenen sürede yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. İş sahibi tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi feshedebilir, yüklenicinin ise feshin geçersizliğinin tespiti ya da feshin haksız olduğunun tespiti şeklinde dava açması mümkün değildir ve böyle bir dava açmasında hukuki yarar da bulunmamaktadır. Davacının teminat mektubuna yönelik de eda içeren (ve içermeyen) bir talep sonucu da bulunmamaktadır; bu itibarla, teminat mektubuna yönelik ihtiyati tedbir istemi de davayı eda davası kılmayacağı gibi hukuki yarar dava şartını da sağlamamaktadır. Davacı yüklenici şartları var ise ancak menfi ya da müspet zararlarının tazminini isteyebilir. Bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin aksi yöne değinen temyiz yasa yolu başvurusunun reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının (6100 sayılı HMK'nın) 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.