7. Ceza Dairesi, kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet suçunda etkin pişmanlık ihtarının yapılmaması ve gümrük kaçağı eşya müsaderesi hususunda eksiklikler içeren mahkumiyet hükmünü bozdu.
Özet: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, sanığın suçu işlediğine dair mahkeme kabulünde isabetsizlik görülmeyerek temyiz isteminin süresinde olduğu tespit edilmesine rağmen, basit yargılama usulünün uygulanma şartlarının oluşmadığı; esasen sanığa etkin pişmanlık hükümlerine dair usulüne uygun ihtarat yapılmaması, adli para cezasının paraya çevrilmesinde yanlış madde belirtilmesi ve kaçak eşyaların müsaderesi hususunda hatalı karar verilmesi gibi hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulmuştur.
7. Ceza Dairesi         2022/4486 E.  ,  2025/13845 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/732 E. 2021/730 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereğince temyiz süresi 1 hafta olduğu halde, temyiz süresinin 15 gün olarak bildirilerek katılan vekilinin yanıltıldığı cihetle temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251. maddesinde düzenlenen "basit yargılama usulü" hükümlerinin; "adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda" uygulanabileceği, sanığın eyleminin ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/5 maddesi kapsamında bulunduğu ve hapis cezasının üst sınırının üç yıl olduğu anlaşılmakla, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtarat yapılmayan sanığa, suça konu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı hüküm verilinceye kadar yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulanabileceği ve bu kapsamda verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılabileceğine ilişkin olarak usulünce etkin pişmanlık ihtaratı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, sanığa etkin pişmanlık ihtaratında bulunulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52/2. maddesi yerine, 52. maddesi olarak yazılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
3.Davaya konu kaçak eşyalar tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise ele geçen kaçak eşyaların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereği müsaderesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.11.2025 tarihinde karar verildi.