Tapu kaydındaki hatadan doğan zararın Türk Medeni Kanunu 1007. maddesi uyarınca tazmini talepli davanın ilk derece, istinaf ve temyiz mercilerindeki hukuki süreci.
Özet: Bir kişinin muristen edindiği payın tapu kayıtlarına hatalı işlenmesi nedeniyle Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş; ancak davalı Hazinenin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın yeni maliklere devredildiği durumlarda tapu iptali ve tescil davası açma imkanının devam ettiğini ve bu durumun tazminat davasına engel teşkil etmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davanın reddine hükmetmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2049 Esas, 2024/1911 KararKARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/58 Esas, 2023/117 KararTaraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Isparta ili, ..., ... Mahallesi 4 18... parsel 80 26... parsel ,4 18... parsel ve 80 26... parsel sayılı taşınmazlarda bulunan muris ...’un oğlu ...’tan miras payını 06.08.2001 yılında satın aldığını, davacının yapmış olduğu araştırma sonucunda tapu kaydında ...'un kardeşi ... adına kaydedildiğinin anlaşıldığını, mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca zararının tazmini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat bedelinin düşük belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının zararının hangisi yararına kazandırma olduğunun tespitinin istendiğini, 14.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hisse kaybından başka bir oran belirtilerek 06.07.2022 tarihli bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, rapora karşı itirazları üzerine düzenlenen 19.08.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda düzenleme ortaklık payı kesintisinden kaynaklı olduğunun belirtildiğini, davacının toplam hisse kaybının düzenleme ortaklık payı kesintisi olmaksının 63,43 m² olduğunu, hesaplamaların düzenleme ortaklık payı kesintisi olmaksızın yapılması gerektiğini, taşınmazın niteliği arsa olarak belirtildiğinden taşınmazlar için sektör temsilcileriyle görüşme yapıldığı belirtilmişse de sadece görüşmeye dayalı birim değeri hesaplanmasının hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, elbirliği mülkiyeti içindeki payının tamamını temlik eden davacının elbirliği gruplarında herhangi bir hakkı kalmadığından miras ortaklığından çıktığını, tescile esas olan Tapu Müdürlüğünde tarafların gerçek iradelerini yansıtacak şekilde düzenlenen ve okuyarak imzaladıkları resmi senette yazılı bulunan açık irade beyanlarının esas alınması gerektiğini, hissesinin tamamını temlik eden ve temlik bedelini nakden alan davacının herhangi bir hissesinin kalması mümkün olmadığından zararı olmadığını, tapu sicilinin tutulmasından doğan tazminat davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, husumetin Hazineye karşı yöneltilemeyeceğini, illiyet bağının kesildiğini, taşınmazların değerinin belirlenmesi yöntemi ve bilirkişi heyetinin oluşumunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, keşif harcının davalı Hazineden tahsiline dair kararın kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, yaptıkları araştırma neticesinde dava konusu tapu kayıtlarının başkalarına devredildiğini öğrendiklerinden bu nedenle de tapu siciline ... ilkesi gereği dava konusu tapular devredilmiş olduğundan tapu kaydının düzeltilmesi davası açmalarında hukuki yararları bulunmadığı ileri sürülmüş ise de yeni malikin tapuya ... ilkesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususu, açılacak tapu iptali ve tescil davasının yargılaması sırasında taraf iddia ve savunmaları ile sunacakları deliller doğrultusunda yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda belirlenecek bir husus olup, davacı tarafın tapu iptali ve tescil davası açmasına engel bir durum oluşturmadığından, davacı tarafından yeni tapu maliki olan kişiler aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılmaksızın eldeki davanın açıldığı ve bu nedenle tazminat davasının kabul edilmesinin doğru olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin ise istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazlardan birinin ortaklığın giderilmesi davası ile satıldığını, hatalı olarak kaydedilen diğer taşınmazların iyi niyetli üçüncü kişilere satıldığını, davanın reddedileceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, hak kaybına uğradıklarını, taşınmazlara tazminatın düşük belirlendiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.