Konya Asliye Ticaret Mahkemesinden bankanın, 5464 sayılı Kanun kapsamında kurumsal kredi kartı borcundan doğan itirazın iptali talepli davasında davalılar aleyhine verdiği gerekçeli karar.
Özet: Bir banka, davalı şirkete kullandırdığı ve vadesi gelen ticari kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine, müteselsil kefil davalı şahısla birlikte yapılan icra takibine itirazın iptali ve takibin devamı talebiyle dava açmış; davalıların cevap vermediği yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporu, asıl borçlu şirketin 777.262,04 TL, kefilin ise 735.373,30 TL borçlu olduğunu, alacak tutarına 5464 sayılı Kanun uyarınca azami %54,60 gecikme faizi ve %5 BSMV uygulanması gerektiğini tespit etmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR : 1-
2-
VEKİLİ :
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1.BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; Müvekkili banka, davalı şirket ile akdetmiş olduğu 24/03/2023 tarihli kredi çerçeve sözleşmesiyle davalıya toplam 50.000.000,00 TL limit içerisinde kredi açılması hususunda anlaşmaya vardıklarını, davalı ... ise müvekkili banka ile davalı şirket arasındaki sözleşmeye usulüne uygun kefalet beyanında bulunarak "müteselsil kefil" sıfatını kazandığını, müvekkili banka, davalı şirket ile arasındaki kredi çerçeve sözleşmesine istinaden "... " numaralı kredi kartını davalı şirkete teslim ettiğini, ancak davalı şirket, kredi kartının 710.048,59 TL olan borcunu ödemediğini, davanın kabulü ile Çumra İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların itirazı haksız ve yersiz olduğundan dava değerinin %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
2. MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
İlgili icra dosyası ile Mahkememiz dosyası ilişkilendirilmiştir.
Bankacı bilirkişi ... 03/05/2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Davacı bankanın Çumra İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden 19.08.2024 icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının, davalı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti'nin sorumlunun: 703.386,10 TL Asıl Alacak + 62.941,33 TL İşlemiş Temerrüt Faizi + 3.147,07 TL BSMV + 7.787,54 TL Masraf = 777.262,04 olarak hesaplandığını, asıl alacak kısmının 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26/3. Maddesi uyarınca TCMB tarafından açıklanacak kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami gecikme (temerrüt) faiz oranı %54,60 üzerinden (değişen oranların uygulanması kaydıyla) işleyecek faiz ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) birlikte ödenmesi gerektiğinin Sayın Mahkememizin takdirinde olduğunu, davalı kefil ...'ın sorumlunun hesaplanması: 727.585,76 TL Asıl Alacak + 0,00 TL İşlemiş Temerrüt Faizi + 0,00 TL BSMV + 7.787,54 TL Masraf = 735.373,30 TL olarak hesaplandığını, asıl alacak kısmının 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26/3. Maddesi uyarınca TCMB tarafından açıklanacak kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami gecikme (temerrüt) faiz oranı %54,60 üzerinden (değişen oranların uygulanması kaydıyla) işleyecek faiz ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) birlikte ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
3. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür.
Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir.
Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir (... ... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... ... ,s.47).
Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır.
Kefalet Sözleşmesi irdelenecek olursa, ilgili sözleşme TBK madde 581 ve devamında düzenlenmiş olup, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borçlarını ifa etmemesi halinde ödemeyi kişisel olarak üstlenmesi hali olarak tanımlanmıştır.
Kefalet, halihazırdaki borç için yapılabileceği gibi gelecekte doğacak borç için de yapılabilecektir. Yine sözleşme, yazılı şekilde yapılması gerekli olup, kefilin sorumlu olacağı miktarın ve kefalet tarihinin yazılması da geçerlilik şartı olarak düzenlemiştir.
Kefaletin türü bakımından ayırım ise, kefilin sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu açıkça belirtmesi gerekli olup aksi halde adi kefalete ilişkin hükümlerin uygulanması gereklidir. Bunun önemi ise, adi kefalet halinde alacaklı, istisnai hükümler hariç öncelikle borçluya başvurmadan kefilin sorumluluğuna gidemeyecekken, müteselsil kefalette ise, alacaklı borçlu yerine kefile doğrudan takibe geçme imkanına sahip olacaktır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184).
İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davacının banka davalı şirketin davacı bankanın müşterisi olduğu ve aralarında "kredi sözleşmesinin" akdedildiği, diğer davalı ...'ın da ilgili sözleşmeye müteselsil kefil sıfatıyla dahil olduğu, yukarıda belirtilen şartlar dahilinde kefaletin geçerli olduğu, davacı bankanın davalı şirketin borcunu ifa etmemesi nedeniyle icra takibine giriştiği, davalıların itirazı icra takibinin durduğu akabinde davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı dermeyan ettiği, dosyanın alacak durumunun tespiti amacıyla uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği, yapılan tespitlere göre davalı şirketin davacı bankaya icra takibine esas miktar mucibince kısmen borçlu olduğunun tespit edildiği, ilgili bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alındığında davalı şirketin üzerinde bulunan borçlu sıfatıyla edimini yerine getirmemesi sebebiyle diğer davalının ise müteselsil kefalet hükümleri gereğince sorumluluklarının bulunduğu değerlendirilmekle davalıların itirazının kısmen haksızlığına karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018).
Somut olayda; davalılar yönünden yapılan icra takibine konu alacak yönünden fazla hesaplama yapıldığı böylece alacağın likit olmadığı gibi ilgili itirazların da kötü niyetli yapıldığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebebiyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda açıklandığı Üzere:
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-Çumra İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki takibe davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 777.262,04 TL (703.386,10 TL asıl alacak, 62.941,33 TL Temerrüt Faizi, 3.147,07 BSMV ve 7.787,54 TL Masraf) üzerinden devamına (davalılardan ... yönünden; 727.585,76 TL asıl alacak ve 7.787,54 TL masraf olmak üzere 735.373,30 TL yönünden SORUMLULUĞUN OLDUĞUNUN TESPİTİ İLE) fazlaya ilişkin 76.048,36 TL talebin reddine,
-Şartları oluşmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2- Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 53.094,77 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin harç olan: 10.305,86 TL'nin masubu ile bakiye 42.788,91 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, ( tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla davalı ... 40.482,58 TL ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan peşin harç olan : 10.305,86 TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ( tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla davalı ... 9.750,37 TL ile sınırlı olmak üzere) davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafça ödenen 427,60 TL başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 6.070,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 5.528,55 TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ( tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla davalı ... 5.230,56 TL ile sınırlı olmak üzere) davacı tarafa verilmesine,, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 3.461,04 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, ( davalı ... 3.274,49 TL ile sınırlı olmak üzere ) ; 338,96 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
8-Karardan sonra yapılacak masrafların % 91,09 oranında (kabul oranı) (% 86 'lik kısmının tüm davalılara müştereken ve müteselsilen, % 5 'lik kısmının ... dışında kalan davalıya) ; % 8,91 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,
9-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
10-Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 120.589,31 TL vekalet ücretinin 109.832,74 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, ( davalı ... 103.912,75 TL ile sınırlı olmak üzere ) tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
11-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip Hakim