İş kazası sonucu sigortalıya bağlanan gelirin rücuen tahsili davasında, davalı işverenin yargılama sırasında ölmesi üzerine pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararı.
Özet: Davacı kurumun, iş kazası sonucu sigortalıya yapılan ödemelerin kusurlu işverenden tahsili talepli davasında, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik kararı, davalı işverenin yargılama sırasında ölmesi ve mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmemesi nedeniyle taraf ehliyeti eksikliği gerekçesiyle bozulmuş; bozma sonrası ilk derece mahkemesi davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiş olup, davacı kurum bu ret kararına ve aleyhine hükmedilen vekalet ücretine itiraz etmektedir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/64 E., 2025/93 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalıya ait iş yeri sigortalılarından ... sigorta sicil numaralı ... 'nın 06.03.2003 tarihinde duvardan tabela sökümü sırasında seyyar merdiveden düşmesi sonucu iş kazası geçirdiğini, geçirdiği iş kazası sonucunda sürekli iş göremezlik durumu oluştuğunu, müvekkili Kurum tarafından kazalıya 80.623,42 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 4.929,90 TL tutarında geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, 140,25 TL hastane masrafı yapıldığını, iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işverinin kusurlu olduğunu, davalı tarafından kazalıya ait işe giriş bildirgesini yasal süresi içinde kuruma ibraz edilmediğini, belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 21.423,39 TL'nin gelir bağlama onay, sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 28.11.2007 tarihli kararı ile ''...davanın kabulü ile 20.155,85 TL ilk peşin değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 13.12.2006 tarihinden, 1.232,48 TL Geçici İş Göremezlik Ödeneğinin ödeme tarihi olan 07.12.2004 tarihinden, 35,06 TL hastane masrafının sarf tarihi olan 17.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,..'' karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin 28.11.2007 tarihli kararının süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 24.06.2008 tarihli karar ile '1-İş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin, 506 sayılı Kanun'un 10. ve 26. maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada, sigortalının işvereni olması nedeniyle husumet yöneltilen ..., dava dilekçesinin Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca 23.11.2006 tarihinde tebliğinden kısa süre sonra, 01.12.2006 tarihinde ölmüş, yargılamaya ölü kişi hakkında devam edilip hüküm kurulmuştur. “Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan istifade (hak)ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şeklidir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları Medeni Kanuna göre belirlenir. (HMK m. 38)”. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 1, Altıncı Baskı, s. 887) Medeni Kanun açısından, ancak gerçek ve tüzel kişilere medeni haklardan yararlanma hak ve olanağı sağlanmış olup, kural olarak, ölüm ile kişilik sona ereceğinden bir ölünün bu haklardan yararlanması söz konusu olamayacağından; davanın yargılaması sırasında, taraflardan birisinin ölümü halinde, mirasçılarının mevcut usul hukuku ilişkisine ... (= halef) olduklarının ayrık durumlar dışında kabulü kanun gereğidir. Dava sürerken gerçekleşen ölüm olgusu ile yasal bir taraf değişikliği oluştuğundan; davanın ölen tarafın mirasçıları tarafından, ya da onlara karsı yürütülmesi, bu nedenle davadan usulen haberdar edilmeleri ve hükmün dahi kendileri hakkında verilmesi yukarıda sıralanan yasal düzenlemelerin gereğidir.Davada taraf olabilme ehliyetinin araştırılıp saptanması konusu, dava koşulları arasında yer aldığından, yargılama sırasında mahkemece görevinden ötürü ve kendiliğinden gözetilme zorunluluğu vardır.Dava açıldıktan sonra ölen davalının mirasçılarının yöntemince tespiti ve davaya katılımı sağlanmaksızın, ölmüş olmakla hukuksal kişiliğini yitirmiş davalı hakkında hüküm kurulmuş olması; 2-Dava dilekçesinde 506 sayılı Kanun'un 10. maddesine de dayanıldığı ve anılan düzenlemenin aynı yasanın 26. maddesine oranla öncelikle incelenmesi gereken düzenleme niteliğinde bulunmasına karşın, bu yönde herhangi bir inceleme yapılmamış ve istem yönünden kararda olumlu veya olumsuz bir değerlendirmeye yer verilmemiş olması; ayrıca faiz başlangıcı olarak öngörülen gelir bağlama kararının onay tarihinin yazımında yanlışlık yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...'' gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2005 tarihli kararı ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Kurum vekili; Mahkemece müvekkil Kurum aleyhine verilen vekalet ücreti kararının usule ve kanuna aykırı olduğunu, davalının vefatı ve varislerin mirası borca batık olduğu düşüncesi ile hükmen ret başvuruları dava açıldıktan çok sonra olduğunu, bu sebeple müvekkil alacak davası açıldıktan sonra oluşan mirasın hükmen reddi ve pasif husumet yokluğu nedeniyle alacak hakkından mahrum kalan müvekkil aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüş ve kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup; mirasın reddi durumunda tasfiye sonucu terekeden arta kalan olursa, bunlar ikinci zümreye geçmeyerek mirası reddetmiş olan birinci zümreye verileceği hususu, yine tahsiline hukmedilecek alacak miktarı, bunun sonucu olarak da terekeden ödenecek kısmı etkileyeceği gözetildiğinde, rücuan tazminat davasının mirası reddetmiş olanların da hak alanını ilgilendireceği açıktır.Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde mirasçıların murisin borçlarından sorumlulukları son bulmaktadır.TMK’nın 612. maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre terekeye atanacak temsilci ile davaya devam olunmalıdır.Somut olayda yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda vefat eden davalının terekesine temsilci tayin ettirilerek taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi, ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden, Mahkemece bu hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır olup bozma nedenidir.Ayrıca, vefat eden ve karar tarihinde ölü olan davalının karar başlığında gösterilmesi de hatalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.