Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, iş kazası sonucu bildirilmemiş sigortalılık hizmeti tespiti davasında kamu düzeni nedeniyle eksik araştırmayı bozma kararı.
Özet: Bu hukuki metin, davacının davalı şirkette bildirimsiz çalışması esnasında geçirdiği iş kazası sonrası, sigortalılık süresinin tespiti ve ödenmeyen primlerin tahsili talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; ilk derece mahkemesi davayı reddederken, yüksek mahkeme kararları davacının işveren tarafından sağlanan servisle işe giderken geçirdiği kazanın iş kazası olarak tespit edildiğini ve sosyal güvenlik haklarının anayasal güvence altında olması, sigortalılığın vazgeçilemez bir yükümlülük taşıması ile bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle mahkemelerin resen araştırma ve delil toplama sorumluluğu bulunduğunu vurgulayarak, davacının kaza sonrası jandarmaya verdiği beyanın kendisini ve mahkemeyi bağlamayacağını belirterek eksik inceleme nedeniyle kararları bozmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/790 E., 2025/94 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin ... İkitelli'de bulunan işyerinde 16.02.2005 tarihinden 14.03.2005 tarihine kadar çalıştığını, davacının bu çalışmasının Kuruma bildirilmediğini, davacının işyerinde çalışmakta iken 14.03.2005 tarihine kadar işveren tarafından sağlanan servis aracı ile işe gitmekte iken trafik kazası geçirdiğini, Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda da olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verildiğini ve işveren aleyhine açtıkları maddi manevi tazminat davasının Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2006/3087 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, davacının çalışmalarının Kuruma bildirilmemiş olması sebebi ile davacıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediğini belirterek 16.02.2005 tarihinden itibaren geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti ile yatırılmayan primlerin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II.CEVAP1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini ve davacının davalı şirketin işçisi olmadığını kaza tarihinde henüz işe başlamadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın davayı kabul etmediklerini davacının çalışmalarının Kuruma bildirilenlerden ibaret olduğunu ve davacının davasını ispatlaması gerektiğini belirterek davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 16.11.2011 tarih ve 2008/1340 E. 2011/747 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir.IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2011 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalı işverene ait olduğu anlaşılan 10055 63... 15 sicil numaralı işyerlerine ait uyuşmazlık konusu dönemi kapsayan dönem bordrolarını ilgili Kurumdan getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları yoksa işyeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurmak, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek, askerlik döneminde tespit kararı verilemeyeceğinden davacının askerliğe sevk ve terhis tarihlerini sormak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesi tarafından 18.09.2013 tarih ve 2013/510 E. 2013/602 K. sayılı direnme karar ile davanın reddine karar verilmiştir.Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2013 tarih ve 2013/510 E. 2013/602 K. sayılı direnme karar üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.02.2019 tarih ve 2015/21-1622 E. 2019/196 K sayılı kararı ile "...Mahkemece, davacıya ait sigortalı hizmet cetveli, 28.03.2008 tarihli ve 25/İR-21 sayılı Teftiş Kurulu 2 No'lu Grup Başkanlığı müfettişi tarafından düzenlenen rapor ekleri ile birlikte, ayrıca aylık prim ve hizmet belgeleri getirtilip davacı ve davalı şirket tanıklarının beyanı alındıktan sonra, davacının jandarma görevlilerine verdiği ifadesinde kazanın olduğu gün işe başlamak üzere iş yerine gitmek için serviste bulunduğuna ilişkin beyanı esas alınıp bu beyanın kendisini bağlayacağı, ayrıca bu beyanının işverenin zorlaması ve tehdidi altında verildiğine ilişkin iş müfettişindeki beyanı ile Mahkemedeki açıklamaları arasında çelişki bulunduğu gibi, bu yöndeki iddiaların ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Ne var ki, sosyal güvenlik hakkının Anayasa ile güvence altına alınan temel bir insan hakkı olması yanında sigortalı olma hak ve yükümünden kaçınılamayacağına ve vazgeçilemeyeceğine ilişkin Kanun hükümleri karşısında, üstelik Mahkemenin bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü resen araştırma ve delil toplama yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında, davacının 14.03.2005 tarihinde iş yerine ait servis aracında iken meydana gelen kazadan bir gün sonra 15.03.2005 tarihinde şikayetçi sıfatı ile jandarma görevlilerine verdiği beyanının kendisini ve Mahkemeyi bağlayacağını kabul etmenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, davacı bu beyanını işverenin baskı ve zorlaması ile ayrıca hastane masraflarının karşılanacağı ve işe devam edeceğinin vaad edilmesi nedeni ile verdiğini ileri sürdüğü gibi, iş müfettişine beyanda bulunan ve kaza sırasında servis aracında olan bazı çalışanlar davacının kazadan önce iş yerinde çalıştığını belirtmişlerdir.Şu hâlde Mahkemece davalı şirkete ait 10055 63... 15 SGK sicil numaralı iş yerlerine ait tüm dönem bordroları (aylık prim ve hizmet belgeleri) eksiksiz olarak getirildikten sonra davacı ile aynı dönemde iş yerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin bordrolarına geçmiş çalışanları yoksa iş yeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurularak, ayrıca davacının askerliğe sevk ve terhis tarihlerini sormak sureti ile toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucu karar verilmesi gerektiğine işaret ederek bu yönde yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmayan mahkeme kararını bozan Özel Daire kararı yerindedir.Ancak bunlara ilaveten dosya içeriğinden kaza ile ilgili hazırlanan 28.11.2006 tarihli ve ÇÜ/130 sayılı başka bir iş müfettişi raporunun daha bulunduğu anlaşılmakta olup, bu raporun getirtilmediği görülmektedir. Ayrıca davacının Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2006/3087 E. sırasına kayden açtığı başka bir dava olduğu ve Mahkemece getirtilerek incelendiği duruşma tutanaklarında belirtilmiş ise de, davanın içeriği dosya kapsamından tespit edilemediği; ayrıca davacı vekilinin delil listesinde dayandığı Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının getirtilerek incelenmediği ve her iki dava evrakının somut uyuşmazlıkla ilgili bilgi ve belgelerinin dosya içine alınmadığı görülmüştür. Bu iki dosya getirtilerek incelenmeli ve uyuşmazlıkla ilgili evrakın onaylı örneği dosyaya kazandırılmalıdır.Başka bir husus ise, davacı tanığı ... beyanında "... Biz davacı ile daha önce ... Tekstil isimli başka bir işyerinde çalışıyorduk 2004 yılının Aralık ayı sonunda ... Tekstil kapandı ancak müşteri portföyünden dolayı ... çalışanlarının tamamı davalı şirkete geçiş yaptı. Çalışanların tamamı 01... tarihi itibariyle davalı şirkete geçiş yapmıştır. Davacıda 01... tarihinde bu şekilde davalı şirkette çalışmaya başlamıştır..." şeklinde açıklamalarda bulunmuş olup, davacı ile bu tanığının sigortalı hizmet cetvellerinden 09.08.2004-31.01.2005 tarihleri arasında dava dışı ... Teks. Grup İç Giyim San. ve Tic. A.Ş.'ye ait 2 1414 01 01 1115055 034 29-05 SGK sicil numaralı iş yerinde çalıştıkları görülmüştür. Mahkemece bu iş yerine ait 2005/1. dönem bordrosu getirtilerek bunun üzerinden tanığın beyanında belirtildiği şekilde bir işçi geçişinin tespit edilemediğine gerekçede yer verilmiş ise de, dava dışı bu şirket ile davalı şirket arasında iş yeri devri olup olmadığı, iş yerinin işçilerle birlikte davalı şirkete devrine ilişkin bir anlaşma yapılıp yapılmadığı ilgili Kurumlardan (Vergi Dairesi, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu gibi) sorularak bu husus açıklığa kavuşturulmamıştır.O hâlde Özel Daire bozma kararında belirtilen hususlar yanında 28.11.2006 tarihli ve ÇÜ/130 iş müfettişi raporunun, Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 206/3087 Esas ve Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/365 E. sayılı dosyalarının getirtilerek incelenmesi, uyuşmazlıkla ilgili evrakın onaylı örneklerinin alınması ve dava dışı ... Teks....A.Ş'ye ait iş yerinin davalı şirkete işçileri ile birlikte devredilip devredilmediği konusunda araştırma yapılması hususları da bozma kararına ilave edilmelidir. Hâl böyle olunca direnme kararı Özel Daire bozma kararı yanında, yukarıda belirtilen ilave nedenlerle bozulmalıdır..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamı içerisinde İlk Derece Mahkemesinin ret ve direnme kararı verdiği safhada toplanan deliller dışında ilave hiç bir delil ve beyanın olmadığı, aynı bulgu ve tespitlere ilişkin Mahkemenin farklı yargılara varması hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı, davalı işyerinde dava dilekçesinde belirttiği tarihlerde hizmet akdi ile sigortalı olarak çalıştığının ve eksik yatırılan primlerin tespiti ile işverence ödenmesi talebiyle dava açmış olup davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.