8. Hukuk Dairesi, uygulama kadastrosunda oluşan sınır ve alan farklılıklarına itiraz davasında, tesis kadastrosu sınırlarının esas alınmaması nedeniyle ilk derece ve istinaf kararlarını bozmuştur.
Özet: Uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın sınırının davalı lehine değiştiği iddiasıyla açılan itiraz davasında, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince uygulama kadastrosunun doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesine rağmen, Yargıtay; tesis kadastrosu sırasında taraflar arasındaki taşınmazların sınırında sabit bir unsur bulunmadığından, uygulama kadastrosuyla oluşan sınır değişikliğinin hatalı olduğunu, tesis kadastrosu sınırlarının esas alınması gerektiğini belirterek, alt mahkemelerin kararlarını bozmuş ve dosyanın ek bilirkişi raporu aldırılarak tesis kadastrosu sınırlarına göre yeniden değerlendirilmesi yönünde hüküm kurmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/2651 E.  ,  2025/6841 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2044 E., 2025/228 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/78 E., 2022/4 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, temyize konu tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan 1 74... parsel sayılı 800,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 838,03 m² yüzölçümlü olarak; davalı adına kayıtlı bulunan 1 74... parsel sayılı 800,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı ada ve parsel numarasıyla 824,73 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait 1 74... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı 1 74... numaralı parsel lehine 1 metreye yakın sınır değişikliği olduğunu ileri sürerek, sınırların yeniden belirlenerek tescil edilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Dava konusu ... ili ... ilçesi ... mahallesi 1 74... parsel sayılı taşınmaz ve komşu taşınmazlarla ilgili 3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi uygulama çalışmalarında sınırlandırmasının ve ölçüsünün doğru yapıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmasının doğru olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 74... ve 6 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi uygulama çalışmalarında sınırlandırmasının ve ölçüsünün doğru yapıldığı, hatanın ilk tesis kadastrosunda yapılan takeometrik ölçü ve bu ölçülerin elle paftasına aktarılması ve paftasına aktarılan bu parsellerin alan hesabının pafta üzerinden planimetrik hesap yöntemi kullanılarak elle hesaplanması ve bu ölçü ve hesap yöntemlerinin çok kaba olmasından kaynaklanabileceğinin belirtilmesi ve dava konusu Mersin ili Yenişehir ilçesi ... mahallesi 1 74... ve 6 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili 3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi uygulama çalışmalarında sınırlandırmasının ve ölçüsünün doğru yapılması..." gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve işbu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 14.12.2021 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazların ara sınırı sabit sınır niteliğinde değerlendirilmiş ise de, bilirkişi raporunda tersimat hatası olduğuna ilişkin bir tespit yapılmadığı, hava fotoğrafı incelenmesinde taşınmazlar arasında herhangi bir ayırıcı unsurun olmadığının açıklandığı, yine tesis kadastrosu ölçü krokisinde de taşınmazlar arasında sabit sınıra ilişkin özel işaretlemenin de yapılmaması nedeniyle taşınmazlar arasındaki sınırın geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, uygulama kadastrosu hatalı olduğundan yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Hal böyle olunca; tesis kadastrosu sırasında taraflara ait taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınır bulunmadığına göre, eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların sınırının tesis kadastrosu sınırına göre belirlenmesi istenmeli ve belirlenecek bu bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.