Hazinenin orman olmadığı tespit edilen taşınmazda 3402 sayılı Kanuna göre zilyetlikle kazanım iptali talebinin, istinafta eski zilyetliğin değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlıkta, davacı Hazinenin orman niteliğinde olduğunu iddia ederek tescilini talep ettiği taşınmazın, davalılar adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tespitinin iptali istenmiştir. İlk derece mahkemesi, taşınmazın 2016 yılında yapılan orman kadastrosunda kültür parseli olarak orman sınırları dışında bırakıldığını, uzman bilirkişi raporlarına göre en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarından itibaren orman vasfı taşımadığını, devletin hüküm ve tasarrufunda olmadığını, çevre tarım arazileriyle benzerlik gösterdiğini ve davalıların murisi tarafından aralıksız ekip biçilerek zilyetliğin kesintiye uğramadığını tespit ederek Hazine davasını reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, genel kural olarak orman kadastrosu kesinleşene kadar zilyetliğin hak doğurmamasına rağmen, taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılmayan bir yer olduğunun belirlenmesi halinde imar ve ihya ile olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebileceği yönündeki istisnayı vurgulayarak, ilk derece mahkemesinin tespitlerini hukuka uygun bulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2023/5161 E.  ,  2025/6825 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/867 E., 2023/717 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/144 E., 2023/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 1 93... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 ve geçici 8. maddesi gereğince yapılan tespit sırasında, 1 93... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında kültür parseli olarak orman sınırları dışında kaldığı, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda, taşınmazın en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarına göre evveliyatının orman olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, kendisini çevreleyen tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, ziraat bilirkişi raporlarına göre, taşınmazın III. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre, dava konusu taşınmazın davalıların murisi ...'e ait olduğu, taksim ve intikalle davalılara düştüğü, taşınmazın arpa, buğday, fiğ ekilmek suretiyle ekip biçilmeye devam ettiği, taşınmazdaki zilyetliğin kesintiye uğramadığı, davalılar adına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki şartların mevcut olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... Hukuk Genel Kurulu'nun 24.10.2001 tarihli ve 8/964-751, 13.02.2002 tarihli ve 8/183-187, 21.01.2004 tarihli ve 8/15-7, 12.05.2004 tarihli ve 8/242-292, 12.03.2008 tarihli ve 20/214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalılar yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibarıyla da orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalılar yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenmiş olduğundan (3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Uzman orman ve jeodezi bilirkişisi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına, özellikle bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda, dava konusu taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle davalılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği..." gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda davalılar ... ve ...'in zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalılar lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin
dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.