6111 sayılı Kanun kapsamındaki prim teşviki başvurusunun reddi üzerine açılan davada faiz hesaplaması ve konusuz kalma kararı hakkında temyiz incelemesi.
Özet: Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma tespiti davasında, davacı şirketin talebinin idarece reddedilmesi üzerine başlayan yargılama sürecinde; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve kısmen konusuzluk kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği, davanın yeni yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda prim farkına yasal faiz işletilmesi yönünden kısmen kabulüne, kalan kısımların ise konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair hükmü, davalı kurum tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine incelenmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2645 E., 2023/2651 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 13. İş MahkemesiSAYISI : 2017/303 E., 2020/294 K.Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın tavzihine ilişkin ek karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4.1 maddesi hükümlerine dayanak, geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun Kurum tarafından 2015/10 sayılı Genelge gereğince reddedildiği, ret gerekçesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davacı şirket yönünden sigorta teşvikinden yararlanmaya yönelik başvurunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 17.09.2020 tarihli ve 2017/303 Esas, 2020/294 Karar sayılı kararla dava dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelere göre dava tarihinden sonra davacının davalı idareye yaptığı başvuru üzerine davalı idarenin 7103 sayılı Kanun ve 2018/17 sayılı genelgeye göre işlem yaptığı ve mahsup dilekçesi gereği alacağın cari ay prim borcuna mahsup edildiği, davalı idarenin dava tarihinden sonra tesis etmiş olduğu işlemin 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi ve 2018/17 sayılı genelge kapsamında tesis edildiği anlaşılmakta olup, genelgenin Kanuni faizin hesaplanması başlıklı 3.2.1. maddesinde 01.04.2018 tarihinden önce talepte bulunulması halinde 01.05.2018 tarihinden, 01.04.20 18... .06.2018 (bu tarih dahil) tarihleri arasında talepte bulunulması halinde talep tarihini takip eden aybaşından, görülmekte olan davalarda dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden, Kuruma herhangi bir başvuruda bulunmadan dava açanlar için 01.05.2018 tarihinden itibaren ödemenin yapılacağı tarihe kadar geçen süre için Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen kanuni faiz oranı dikkate alınarak basit usulde günlük kanuni faiz hesaplanacağı düzenlendiği, Anayasa Mahkemesi tarafından 5510 Kanun'un Ek 17. maddesinin 4. fıkrası hakkında iptal kararı verildiğinden, davalı idarenin işlem tesis ederken dayandığı Kanun maddesi ve genelgenin faiz hesaplanmasına ilişkin içerdiği düzenleme nedeniyle dava konusu işlemin tümüyle geri alındığından bahsedilmeyeceği, dava konusu işlemin geri alınması için yasal düzenleme uyarınca davacıya ödenen prim farkına primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapıldığı aybaşına kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesinde belirtilen esaslara göre yapılan faiz ödemesinin talebin reddi yönünde tesis edilen ilk işlemin tümüyle geri alınması sonucunu doğurmayacağı dikkate alındığında dava konusu işlemin faize ilişkin kısım yönünden kısmen iptali gerektiği, kalan kısım yönünden ise davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu 02.03.2016 tarih ve ... sayılı işlemin ödenmesi gereken faiz yönünden kısmen iptaline, davacıya ödenen prim farkına primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapıldığı aybaşına kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiğinin tespitine, kalan kısım yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2017/303 Esas, 2020/294 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarih ve 2020/1415 Esas, 2022/625 Karar sayılı kararı ile davacının talebinin alacak istemine yönelik olmayıp 6111 sayılı Kanun kapsamındaki başvurusunun işleme alınmasına ilişkin olduğu ve davanın ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 29.11.2019 tarihli yazısından davanın konusuz kaldığı anlaşıldığı halde Mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava konusu 02.03.2016 tarih ve ... sayılı işlemin ödenmesi gereken faiz yönünden kısmen iptaline, davacıya ödenen prim farkına primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapıldığı aybaşına kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiğinin tespitine, kalan kısım yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, ... 13. İş Mahkemesinin 2017/303 E., 2020/294 K. sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarih ve 2020/1415 Esas, 2022/625 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 04.10.2022 tarihli ve 2022/6960 Esas, 2022/11767 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...4447 sayılı Yasanın geçici 10. Maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' Hükümleri mevcuttur.Diğer taraftan Ek 17.Maddenin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının ek 17nci madde kapsamında yaptığı 25.05.2018 tarihli başvurusundan sonra ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında yaptığı başvurunun değerlendirmeye alınması ve davacının talebine konu dönemler bakımından teşvikteki değiştirme talebinin kurum tarafından yerine getirilmesi halinde, davacının faiz istemi bakımından, ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında doğabilecek sonuçlar da dikkate alınmalı ve Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17’nci maddenin 4. Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ile bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3. fıkranın da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünülerek, faiz istemi bakımından yeniden bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm istemler bakımından davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vekalet ücreti konusunda tavzihen dava, Kurum işleminin iptali talebi yönünden konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının yararlandırılmadığı dava konusu prim teşviki alacağına 21.01.2019 tarihli dilekçesini takip eden aybaşından, mahsup işleminin yapıldığı tarihe kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçelerinde özetle; önceki dilekçelerini tekrar ederek Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, davanın açılmasında Kurum kusuru bulunmadığından aleyhe vekalet ücreti ve tavzih ek kararının yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararlarda ve gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve ek kararın temyizine ilişkin dilekçelerde ileri sürülen nedenler kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan tavzih ek kararının ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.