Limited şirket ortağının, şirketin faal olmaması ve vergi kaydının silinmesine rağmen ticaret sicil kaydı nedeniyle devam eden Bağ-Kur sigortalılığı ve prim borcunun hukuka uygunluğunun temyizen incelenmesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının ortağı olduğu limited şirketin faaliyetsizlik nedeniyle vergi kaydının resen silinmesine rağmen, ticaret sicil kaydının devam ettiği gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Bağ-Kur prim borcu tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, 31.01.2011 tarihinden itibaren sigortalı olmadığının tespiti ve yersiz ödenen primlerin iadesi talebine ilişkindir; ilk derece mahkemesi davayı kabul edip primlerin iadesine hükmetmiş, ancak bölge adliye mahkemesi şirketin aktif olmasa bile ticaret sicil kaydının sürmesi nedeniyle davacının Bağ-Kur sigortalılığının devam ettiğini belirterek davayı reddetmiş ve temyize götürülen davada şirketin vergi kaydının terkinine rağmen ticaret sicilindeki varlığının sigortalılık statüsüne etkisi esas tartışma konusu olmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2969 E., 2023/539 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Çorum 1. İş MahkemesiSAYISI : 2021/368 E., 2022/491 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... kurulu dava dışı ... Ltd. Şti.’nin iki ortağından birisi olduğunu, kuruluş sermaye payının %10 olduğunu, diğer ortağın Almanya’da ikamet ettiğini, şirketin 07.01.2009 tarihinde kurulduğunu ve hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, münfesih durumda olduğunu, şirketin maden ruhsatının ise üçüncü kişiye devredildiğini, vergi denetmenlerince yapılan yoklamada, faal olmadığı için şirketin re'sen vergiden 31.01.201l tarihinde terkine karar verildiğini, davacının şirketin ortağı olması nedeniyle prim borçları tahakkuk ettirildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünün SGK’ya gönderdiği yazıda, davacının ortaklığının devam ettiğinin bildirildiğini, davacının vergi dairesi terk yazısı ile Kuruma başvurduğunu, Kurumca ticaret sicil kaydının esas alındığı bildirilerek başvurunun reddedildiğini, şirketlerin kuruluş ve tüzel kişiliğinin sona erdiği anın ticaret siciline kayıt veya sicilden terkin anı olmadığını, şirketin, 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “müsfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş A.Ş. ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ” kapsamında olduğunu, davacının şirketi temsil yetkisinin 07.10.2014’de bittiğini, şirket adına hiç işlem yapmadığını, sicil kaydına göre davacının Kuruma borçlu gösterildiğini ileri sürerek, davacının şirket ortaklığı nedeniyle 31.01.2011 tarihinden itibaren sigortalı olmadığının ve haksız ödemenin tespiti ile yapılan ödemenin iadesine karar verilmesini istemiş; 18.06.2022 tarihli dilekçesi ile yersiz prim ödemelerinin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi yönündeki talebini kısmen ıslah ederek prim tutarının faizi ile ödenmesini, bu tutarın ise dosya kapsamındaki veriler nazara alınarak 6.169,99 TL üzerinden kabul edilmesini istemiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce davacının Kuruma müracaat şartını yerine getirmediğini, davacının Kurum kayıtlarında vergi mükellefiyetinin devam ettiğinin görüldüğünü, şirketin faaliyeti olmasa bile ticaret sicil kaydının devam ettiğini, bu nedenle sigortalılığı sona erdirilemediği için prim borcu tahakkuk ettirildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, vergi ve ticaret sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davasının kabulü ile davacının 31.01.2011 tarihinden itibaren dava dışı ... Ltd. Şirketinin ortağı olmadığının tespitine, Davacı tarafından yapılan 6.169,99 TL (taleple bağlı kalınarak) prim ödemesinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yasal kesintilerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının limited şirket ortaklığının devam ettiği, şirketin münfesih olmadığı, hisse devrinin bulunmadığı ve davacının Bağ-Kur sigortalılığının devam ettiği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ltd. Şti.’nin vergi kaydının re'sen terkin edildiğini, buna karşın bildirici nitelikte olan ticaret sicil kaydına istinaden davacıya şirket ortaklığının devam ettiğinden bahisle Bağ-Kur prim borcu çıkarıldığını, Kurum işleminin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı verildiğini belirterek, temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.C. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, şirket ortaklığı nedeniyle Kurum tarafından tescil edilen Bağ-Kur sigortalılığı ve buna bağlı olarak prim borcunun iptali ile tahsil edilen primlerin iadesine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.