İşçinin hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkin bozmaya uyularak verilen kararın, feri müdahil kurum tarafından hatalı bilirkişi raporu gerekçesiyle temyizi.
Özet: Davacı işçinin davalı iş yerindeki çalışma dönemi (28.05.2014-15.10.2016) ve prime esas gerçek kazançlarının eksik veya asgari ücret üzerinden bildirildiği iddiasıyla açtığı tespit davasında, ilk derece mahkemesinin başlangıçta sadece hizmet tespitine hükmetmesi üzerine, üst mahkemece prime esas kazanç talebinin de değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş; bozmaya uyarak yeniden karar veren ilk derece mahkemesi, işçinin belirtilen dönemdeki hizmet tespiti talebiyle birlikte, dönemsel brüt ücretlerinin (prime esas kazançlarının) tespitine de hükmetmiş olup, feri müdahil kurum vekili bu kararı, bilirkişi raporunun hatalı olduğu ve kararın usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/5993 E.  ,  2025/14704 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/79 E., 2025/14 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkete ait iş yerinde 28.05.2014-15.10.2016 tarihleri arasında hizmet akdiyle kesintisiz olarak çalıştığını, ücretinin net 1.500 TL olduğunu, hizmetlerinin Kuruma eksik ve asgari ücret üzerinden bildirildiğini ileri sürerek, 28.05.2014-15.10.2016 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının ve çalıştığı tüm dönemdeki prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının 28.05.2014 tarihinde işe başladığını, 17.11.2014 tarihinde istifa ile işten ayrıldığını, 23.02.2016 tarihinde şirkette hisse değişikliği yapıldığını, davacının tekrar 18.03.2016 tarihinde başlatıldığını, davacının çalışmalarının Kuruma bildirilen kadar olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2022 tarih ve 2021/203 - 2022/453 E.K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının Kurum kayıtlarına intikal eden hizmetler dışlanmak suretiyle 28.05.2014-15.10.2016 tarihleri arası dönemde davalı iş yeri nezdinde hizmet akdine istinaden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.09.2023 tarih ve 2023/563 - 2023/768 E.K. sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Daire kararı ile "... İnceleme konusu eldeki davada, davacı davalı şirkete ait iş yerinde 28.05.2014 – 15.10.2016 tarihleri arasında ayda net 1.500 TL ücretle çalıştığının tespitini istemiş Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile davacının Kurum kayıtlarına intikal eden hizmetleri dışlanmak suretiyle 28.05.2014–15.10.2016 tarihleri arası dönemde davalı iş yeri nezdinde hizmet akdine istinaden çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Somut olayda, davacının prime esas kazanç tespitine yönelik talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, sadece hizmet tespiti yönünden karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır" şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2025 tarih ve 2024/79 - 2025/14 E.K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama ile ... Odası cevabi yazısı, tanık beyanları ve TUİK verileri esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü ile
Hizmet tespiti talebi yönünden, davacının Kurum kayıtlarına intikal eden hizmetler dışlanmak suretiyle 28/05/2014-15.10.2016 tarihleri arası dönemde davalı iş yeri nezdinde hizmet akdine istinaden çalıştığının tespitine,
Prime esas gerçek ücret tespiti talebi yönünden, davacı ...'ün dava konusu dönemdeki (28.05.2014-15.10.2016 tarih aralığı) brüt ücretlerinin (PEK); 28.05.2014- 30.06.2014 tarihleri arasında 1.365,00 TL, 01.07.2014-31.12.2014 tarihleri arasında 1.445,00 TL, 01.01.2015-30.06.2015 tarihleri arasında 1.530,00 TL, 01.07.2015-04.08.2015 tarihleri arasında 1.622,00 TL, 01.01.2016-15.10.2016 tarihleri arasında 2.098,18 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı verildiğini, bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, iddiaların Kurum kayıtlarına eşdeğer resmi ve yazılı delillerle kanıtlanması gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür.
Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bent gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı şirkete ait iş yerinde 28.05.2014 – 15.10.2016 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının ve çalıştığı tüm dönemdeki prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, hizmet tespiti yönünden verilen karar yerindedir, ne var ki prime esas gerçek ücretlerin tespiti yönünden, tanık beyanları, TÜİK verileri ve emsal ücret araştırması esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalı şirkete ait iş yerinde dönemin brüt asgari ücretinin %27,392 fazlası ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında prime esas kazanç tespitine ilişkin araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.