Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında kusur oranları, zarar hesabı ve talep artırımı uyuşmazlıklarına ilişkin temyiz incelemesi kararı.
Özet: İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararına davalıların itirazı üzerine, istinaf mahkemesince kusur oranlarının mahkemece tespiti hatası nedeniyle kararın kaldırılması ve yeniden yargılama süreci yaşanmıştır; peş peşe alınan kusur ve hesap raporları neticesinde davacı lehine güncellenen yüksek miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesiyle davalıların istinaf başvurusu reddedilmiş ve dava temyiz aşamasına gelmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/382 E.  ,  2025/14697 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3243 E., 2024/2318 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/457 E., 2024/147 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesi ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalılar...ve Tic. A.Ş. ve ... adlarına Av. ... ve ... geldiler. Davacı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, 150 bin TL manevi tazminat istemiş, aşamalarda alınan 25.12.2017 tarihli kusur raporunda davalıların birlikte %100 oranında kusurlu olduğu tespit edildikten sonra bu duruma göre düzenlenen 02.06.2020 tarihli hesap raporunda davacının maddi zararı 309.314,14 TL olarak tespit edilmiş, taraf vekillerince rapora itiraz edilmiştir. Mahkemece davalıların itirazları üzerine 15.05.2021 tarihli kusur raporu alınmış, raporda kusur oranları belirtilmemiş, sadece eksiklikler ve yerine getirilmeyen yükümlülükler belirtilmiş, bundan sonra alınan 12.07.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının maddi zararı (kusur raporunda oran belirtilmediği için) %100 davalılar kusuruna göre 365.538,58 TL olarak hesaplanmıştır. Anılan rapor davacı vekiline 17.07.2021 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmiş, rapora davalılar vekilince itiraz edilmiş, davacı taraf rapora itiraz etmemiştir. Mahkemece 23.09.2021 tarihli ara kararla davacı vekiline bedel arttırmak üzere süre verilmiş, davacı vekili 30.09.2021 tarihli dilekçesi ile “mahkeme kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için rapor alınması ve müvekkiline %10 oranında kusurlu bulunma ihtimalini” dikkate aldıklarını belirterek maddi tazminat istemini 328.984,72 TL’ye arttırmıştır. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasından sonra alınan 09.02.2024 tarihli hesap raporunda bilinen dönem güncel olarak kullanılmak suretiyle davacının maddi zararının 2.022.342,35 TL olarak belirlenmesi üzerine davacı vekili talep artırım dilekçesi sunarak maddi tazminat istemlerini bu tutara yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ilk kararında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında kusur oranlarını resen takdir ederek davacının %40, davalıların %60 oranında kusurlu olduğu, davacının %17,00 oranında iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davacı lehine 216.516,16 TL maddi, 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli bu ilk kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli kararıyla kusur oranlarının mahkeme tarafından belirlenmesinin hatalı olduğu, oran belirtilen yeni bir kusur raporu alınması gerektiğinden bahisle istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra alınan 13.07.2022 tarihli kusur raporunda davacının %10, davalıların birlikte %90 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmesinden sonra Mahkemece yeni bir hesap raporu alınmış, bilinen dönem yönünden ihtimalli olan 25.11.2022 tarihli bu hesap raporunda bilinen dönem değişmeden yapılan hesaplama sonucunda davacının maddi zararının 328.658,47 TL, bilinen dönemin değiştirildiği ihtimalde ise 409.985,46 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiş, taraf vekillerince rapora süresinde itiraz edilmiştir. Mahkemece sonrasında alınan 09.02.2024 tarihli hesap raporunda bilinen dönem güncel olarak kullanılmak suretiyle yapılan maddi zarar hesabında zararın 2.022.342,35 TL olduğu belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2024 tarihli son kararında davacı tarafın dava dilekçesinde yalnızca sürekli iş göremezlik zararı talep ettiğinden bahisle davacı lehine 2.018.131,87 TL maddi, 90.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, dosyaya sunulan uzman görüşünün HMK.'nın 293. maddesine açıkça aykırı bir gerekçe ile dikkate alınmadığını, kusur raporuna karşı esaslı ve teknik hususları içeren itirazlar ileri sürülmesine rağmen Mahkemece 30.09.2022 tarihli celsede bu itirazların matbu ifadelerle reddedildiğini, her celse yinelenen itiraz ve ek rapor taleplerinin dosyanın bir an önce karara çıkarılması amacı ve saikiyle karşılanmadığını, meydana gelen kazanın davacının ağır kusurundan kaynaklandığını, rücu dosyasında yer alan bozma ilamında da davacının kusurlu olduğunun açıkça belirtildiğini, 17.05.2021 tarihli kusur raporunun tarafların kabul ve beyanlarıyla kesinleştiğini ve bu rapor yönünden lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, hükümde faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, zira 30.09.2021 tarihli dilekçenin bedel artırım dilekçesi, 21.02.2024 tarihli dilekçenin ise ıslah dilekçesi niteliğinde bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, aşamalarda alınan 25.12.2017 tarihli kusur raporunda davalıların birlikte %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemenin davalıların itirazları üzerine 15.05.2021 tarihli kusur raporunu aldığı, bu raporda kusur oranlarının belirtilmediği, sadece eksiklikler ve yerine getirilmeyen yükümlülüklerin belirtildiği, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında kusur oranlarını resen takdir ederek davacının %40, davalıların %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle sonuca gittiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra alınan 13.07.2022 tarihli kusur raporunda davacının %10, davalıların birlikte %90 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince bu kusur oranlarına itibar edildiği, aynı olaya ilişkin rücuan tazminat dava dosyasında ilk verilen kararda %100 işverenin kusurlu olduğu şeklindeki kusur oranına itibar edildiği, davalı işverenin temyizi üzerine rücu dosyasının Daremizce “makineye ters yönden müdahale etmesi sonucu 4 parmağının giyotinin bıçakları tarafından kesilmesi sonucu meydana gelen iş kazasında, işverene yüklenen kusur oranının olayın oluş şekline uygun olmadığı, kazanın asıl nedenlerinden birisinin işçinin makineye ters yönden yapmış olduğu müdahale olduğu, kazalı işçiye kusur verilmemesinin hatalı olduğu dikkate alınınca, konuda uzman bilirkişi heyetinden yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, yine 12.07.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının maddi zararının 365.538,58 TL olarak hesaplandığı, bu hesap raporunun davacı vekiline 17.07.2021 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, davacı tarafın rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir.
Somut olayda, makineye ters yönden müdahale etmesi sonucu 4 parmağının giyotinin bıçakları tarafından kesilmesi sonucu meydana gelen iş kazasında, davalılara yüklenen kusur oranının olayın oluş şekline uygun olmadığı, kazanın asıl nedenlerinden birisinin işçinin makineye ters yönden yapmış olduğu müdahale olduğu dikkate alındığında kazalı işçiye %10 oranında verilen kusurun az olduğu açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden davacıya verilen %10 oranındaki kusurun az olduğunu gözeten yeni bir bilirkişi kusur raporu almak, alınacak yeni hesap raporunda davacı tarafça itiraza uğramayan 12.07.2021 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
Davalılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.