Bağ-Kur sigortalılık başlangıcı ve prim günlerinin tespiti davasında fiili ticari faaliyetin resmi kayıtlara üstünlüğü ile yaşlılık aylığı talebinin hukuki incelemesi.
Özet: Davacının 1990-1995 dönemi Bağ-Kur sigortalılık süresinin kurumca oda kaydı veya ortaklık olmadığı gerekçesiyle terkin edilmesi ve emeklilik talebinin reddedilmesi üzerine açılan davada; ilk derece mahkemesi ile istinaf, davacının 1990 yılındaki ticari faaliyetini dikkate alarak o yıla ait sigortalılığını kabul etmiş ancak emeklilik koşulları sağlanmadığından aylık bağlanması talebini reddetmiş; davalı kurum ise işlemlerinin yasalara uygun olduğunu ve kısmen kabul edilen davada dahi lehine vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini savunarak kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2083 E., 2024/2884 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Çumra 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/216 E., 2024/101 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 0...1 sicil nosu ile 01.01.1990 itibariyle Bağ-kur sigortası kaydının bulunduğunu, ''... Ticaret Limited Şirketi'' adlı şirkette 30.06.1995-26.03.2014 tarihleri arasında ortaklık kaydının olduğunu, 01.01.1990 tarihinde başlayan Bağ-Kur kaydının 26.03.2014'e kadar devam ettiğini, 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadan yararlanarak emekli aylığına hak kazanmak adına davalı Kuruma başvuru yaptığını, 8725 gün borçlanma günü karşılığı olarak 82.951,27 TL'nin 01.03.2021 tarihine kadar ödenmesi gerektiğinin tarafına bildirildiğini, davacının ödemeyi yaptığını, Kurum tarafından 01.01.1990-30.06.1995 tarihleri arasında herhangi bir oda kaydının veya ortaklık bulunmadığı gerekçesiyle bu tarihler aralığına isabet eden prim günlerinin terkin edildiğini, toplam prim gün sayısının 9125 gün olarak hesaplanmış iken terkin işlemi nedeniyle prim gününün 7146 güne düşürüldüğünü, bu nedenle emeklilik aylığının bağlanmadığını, 01.01.1990 tarihinde Bağ-Kur kaydı yapılırken bir oda veya ortaklık kaydının olması gerektiğini, aksi halde kaydın yapılamayacağını ve sigortalılığının başlamayacağının kendisine bildirilseydi söz konusu şartları sağlamak için tüm işlemleri yapacağını, prim günlerinin terkin edilmesinin davacıyı zarara uğrattığını ileri sürerek, aksi yöndeki Kurumun işlemin iptali ile Bağ-kur sigortalılığının tespitine ve davacıya hak ettiği tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1990-31.12.1990 dönemleri arasında sigortalılığının kabulüne, aksi yönde Kurum işleminin iptaline, ayrıca davacının emekli aylığı bağlanması talebinin reddine ve fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, 25.12.1968 doğumlu olan davacının Bağ-Kur giriş bildirgesinin 17.10.1995 tarihinde Kuruma verildiği, Kurumca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin önce 01.01.1990, daha sonra ise 30.06.1995 olarak kabul edildiği, davacının 01.01.1990-31.12.1990 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, bu vergi kaydında faaliyet türü olarak "hane halkları tarafından kendi kullanımlarına yönelik üretilen ayırım yapılmamış mallar" olarak belirlemenin yapılmış olduğu, Kurumca bunun zirai kazanç olduğunun tespiti üzerine 01.01.1990-31.12.1990 tarihleri arasındaki vergi kaydının kabul edilmediği, ancak toplanan delillere ve alınan tanık beyanlarına göre, davacının 01.01.1990-31.12.1990 döneminde hububat, bakliyat, pancar gübresi ve küspe ticareti faaliyetinde bulunduğunun anlaşıldığı, 01.01.1991-30.06.1995 tarihleri arasında davacının tescile dayanak olabilecek nitelikte vergi kaydı veya oda kaydı bulunmadığı, bu nedenle davacının 01.01.1990-31.12.1990 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği ve davalı Kurum'un aksi yöndeki işleminin yerinde olmadığı, davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarını taşımadığı, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurularının esastan reddine, 23.01.2025 tarihli ek karar'la; muhtıra tebliğine rağmen bir haftalık kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurma harcı, temyiz karar harcı ve gidiş-dönüş masrafının tamamlanmaması nedeniyle temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.C. Değerlendirme ve SonuçUyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile 01.01.1990 - 30.06.1995 tarihleri arasında zorunlu Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine ve yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkindir.İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece verilen karar yerinde ise de, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki; bu konunun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 4 numaralı bendinde yer alan "vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin silinerek yerine "Davalı Kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.