İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan işçinin maddi ve manevi tazminat talepleri, kusur oranları ve tazminat hesaplamalarına yönelik davalı itirazlarının Yargıtay 10. Hukuk Dairesince temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia eden davacının açtığı maddi ve manevi tazminat davası incelenmekte olup, ilk derece mahkemesi yüksekten düşme sonucu gerçekleşen kazada işvereni (%80) kusurlu bularak güvenli çalışma ortamı sağlamaması ve güvenlik önlemlerini yetersiz kontrol etmesi nedeniyle sorumlu tutmuş, davacıyı ise (%20) kusurlu kabul ederek tedbirsiz davranışları ve çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmamasını gerekçe göstermiş ve %29 sürekli maluliyet oranıyla davacıya yüklü miktarda maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, ancak davalı vekili temyiz dilekçesinde tazminat hesaplamalarının hatalı olduğunu, ıslahla artırılan kısım faizinin başlangıç tarihini ve manevi tazminat miktarının yüksekliğini ileri sürmüştür.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1781 E., 2025/187 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Kahramanmaraş 2. İş MahkemesiSAYISI : 2017/146 E., 2024/409 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 26.03.2016 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerekli iş güvenliği eğitimlerini aldığını, davacının iddia ettiği gibi ağır bir kazanın meydana gelmediğini, kaza sebebiyle sadece davacının kolunun kırıldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 26.03.2016 günü saat 14:30 sıralarında davacının çalışmış olduğu davalı ... iş yerinde bobin dolu çuvalları kamyona yüklerken, kamyonun üzerinde bulunduğu esnada çuvalı çekerken dengesini kaybederek 2,5 -3 metre yükseklikten düşmesi sonrası yaralanması ile sonuçlanan iş kazasının meydana geldiği, davalı ...Ticaret Anonim Şirketinin söz konusu iş için yüksekte çalışmada güvenli çalışma bölgesi sağlamamış olması, emniyet kemeri bağlantıları için yaşam hatlarının kurulmaması, zemine hava yastıkları konulmaması, iş yerindeki güvensiz ortamları, yüksekten düşmeleri engelleyici korkuluk, güvenlik ağı/bariyer sistemlerini yeteri oranda kontrol etmemesi, işçilerin kişisel koruyucu donanımlarını kullanmalarını yeteri oranda kontrol etmemesi, işçilerin çalıştırılmasını işveren olarak kontrol altında tutmaması nedeniyle %80 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'ın, iş güvenliği eğitimi almasına rağmen olay anında kendisinden kaynaklanan tehlikeli hareket sergilemesi, işçinin düşme olayında hiç bir iş güvenliği tedbirinin alınmadığı söz konusu iş yerinde yüksekten düşme olayında kazazedenin dikkatli ve işine özenli çalışmaması, emniyet kemeri verilmeden çalışarak çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmaması nedeniyle %20 oranında kusurlu olduğu, olay nedeniyle kusur atfedilebilecek başka kimse bulunmadığı değerlendirildiği, kaza nedeniyle davacının iş göremezlik derecesinin %29,0 olduğunun Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporuyla kesinleştiği, aktüerya hesap bilirkişisi tarafından 25.07.2024 tarihli rapor ile davacının % 29,0 maluliyet oranı ve davalı şirketin % 80 kusur oranı gözetilmek suretiyle yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun bulunduğu, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının duyduğu elem ve üzüntünün ağırlığı, davacının ekonomik ve sosyal durumu, davalının ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle" davanın kabulüne davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 840.314,59 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 26.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı miktar itibariyle davacı yönünden kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde, ıslahla arttırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiği, davacının taleplerinin ıslah zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yaşam süresi hesaplanırken PMF 31 yaşam tablosunun kullanılması gerektiği, tazminat hesabının hatalı olduğunu, bakiye yaşam süresinin aktif dönem geliri ve pasif dönem geliri hesabının hatalı yapıldığını, hesap raporunda hesaplamanın ay bazında 30 gün olarak yani toplam 360 gün üzerinden yapılması gerektiğini, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının da yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.A) Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.