Servis taşımacılığı sözleşmelerinden kaynaklanan haksız icra takibiyle tahsil edilen cayma bedellerinin iadesi ve borçlu olunmadığının tespiti davası.
Özet: Davacının, davalı servis taşımacılığı şirketiyle yaptığı sözleşmeleri usulüne uygun feshettiğini iddia ederek, davalının sözleşmeleri haksız feshettiği gerekçesiyle cayma bedeli talebiyle başlattığı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, haksız tahsil edilen paranın iadesi ve bonoların iptali talepleriyle açtığı bu davada, davalı ise sözleşmelerin davacı tarafından usulsüz feshedildiğini savunarak icra takibinin haklı olduğunu belirtmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/477 EsasKARAR NO: 2026/26DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: 08/07/2024KARAR TARİHİ: 15/01/2026Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendiDAVA:Davacı vekili ---- harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 3 adet ------akdedildiğini, sözleşmelerle birlikte davacıdan herhangi bir borca karşılık alınmadığı sözleşmelerde de belirtilen bonolar alındığını, söz konusu sözleşmelerde ayrıca fesih, cayma şartına bağlı cezai şart ve tarafların karşılıklı alacağına ilişkin hususların düzenlendiğini, müvekkili davacının sözleşmeleri sözleşme hükümlerine uygun şekilde feshettiğini ancak davalı tarafından sözleşmeler usulsüz şekilde feshedilmiş gibi gösterilmeye çalışılarak müvekkili aleyhine icra takibi ile cayma bedeli adı altında 2 aylık hak ediş tutarlarında 3 ayrı sözleşmeden dolayı haksız alacak talep edildiğini, davacıya bu icra dosyasından dolayı borçlu sıfatı ile ödeme emri tebligatları gönderilmiş ise de bunların müvekkiline ulaşmadığını ancak bir şekilde takibin kesinleştirilerek müvekkilinin malvarlığına haciz uygulandığını, banka hesaplarındaki hak ve alacakları bloke edilerek alacaklı tarafa icra müdürlüğü tarafından ödendiğini ve müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıdan alınmış olan bononun iptaline,---------sayılı dosyasından haksız olarak tahsil edilen paraların davacının hesabından tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine (istirdadına), takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile tazminatın davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili özetle; müvekkili şirketin servis taşımacılığı alanında faaliyet göstermekte olduğunu, bu faaliyeti çerçevesinde şartlarına sahip olan taşımacılarla servis taşımacılığı sözleşmesi yaparak müşterilerine hizmet verdiğini ve bu sözleşmeler kapsamında anlaşmış olduğu araç sahiplerine hizmetleri karşılığında ücretlerini ödediğini, davacının da sözleşme yapılan araç sahiplerinden birisi olduğunu ve kendisi ile de üç adet sözleşme akdedildiğini, ekte sunulan bu sözleşmelerin 16ncı maddesinde sözleşmenin fesih şeklinin düzenlendiğini ancak davacının sözleşme hükümlerine uymadan bu sözleşmeleri usulsüz olarak feshettiğini için aynı sözleşmelerde öngörülen cayma akçesinin tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, dolayısıyla menfi tespit ve istirdata yönelik işbu davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve davacının alacak miktarının %30'u oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, borçlu olmadığının tespiti ve tahsil edilen alacağın istirdatı talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile arasında taşımacılık sözleşmeleri bulunduğu müvekkilin sözleşme edimlerini yerine getirdiğini buna karşın davalının haksız cezai şart alacağı talebinde bulunup tahsilat yaptığını ileri sürmüştür. Menfi tespit davası, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.-------------4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ------İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. ----Bu açıklamalar ışığında somut vakıaya gelince; 29/05/2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir iş mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 27/11/2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi kök raporunda özetle; "1)Sayın Mahkemece taraflar arasındaki dava konusu sözleşmelerin ihbar süresi içerisinde davalı tarafça feshedildiği yönünde kanaate varılması halinde, davacının davalı tarafa dava konusu sözleşmelerden kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı ve --------- sayılı dosyasında kesinleşen takip nedeni ile yersiz olarak ödenen tutarın 88.684,73 TL olduğu,2)Sayın Mahkemece taraflar arasındaki dava konusu sözleşmelerin davacı tarafça usulsüz feshedildiği yönünde kanaate varılması halinde------ sayılı dosyasında kesinleşen tutarın sözleşmelere uygun olduğu, sonuç ve kanısına varıldığını," şeklinde tespite varılmıştır.Somut olayda her ne kadar davalı tarafça davacının ------ tarihlerinde servise çıkmadığı sözleşmeye uygun yazılı bildirimde bulunmadığı ve sözleşmeleri usulsüz feshettiğinden sözleşmenin 15/1 maddesi uyarınca cezai şart tahsili yoluna gidildiği beyan edilmiş ise de bilirkişi raporu, dosyaya sunulan yazışma ve bunu teyit eden dinlenen tanık beyanı ile temin edilen müzekkere cevaplarıyla da görüleceği üzere dava konusu sözleşmelerin ihbar süresi içinde davalı tarafça feshedildiği bu haliyle cezai şart alacağı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının------- Esas sayılı takip dosyasına konu 96.950,00 TL asıl alacaktan kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ile 58.849,80 TL’nin ödeme tarihi olan 05.06.2024 tarihinden, 29.834,93 TL’nin ödeme tarihi olan 21.06.2024 tarihinden, 39.507.79 TL’nin ödeme tarihi olan 31.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davacıya ödenmesine ilişkin davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile; Davacının -----Esas sayılı takip dosyasına konu --- asıl alacaktan kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ile --- ödeme tarihi olan---- tarihinden, --- ödeme tarihi olan--- tarihinden, ---- ödeme tarihi olan ----tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davacıya ödenmesine, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 6.622,65 TL harçtan, peşin yatırılan 1.655,67 TL harcın düşümü ile geri kalan 4.966,98 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 1.655,67 TL Peşin harç ve 427,60 TL başvurma harcı 7.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 305,40 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.388,67 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının ve teminatın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6- 3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davalı yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026