Sahte bono kaynaklı haksız icra takibinden doğan zararların tazmini talepli davada teminat mektubu komisyonları ve bonodaki imzaların bağımsızlığı ilkesinin değerlendirilmesi.
Özet: Davacı şirket, sahte olduğu mahkeme kararlarıyla kesinleşen bir senet nedeniyle başlatılan haksız icra takibini durdurmak amacıyla sunduğu teminat mektupları için ödediği komisyon ve masrafların tazminini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, davacının senetten dolayı borçlu olmadığının sabit olduğunu, takibin haksızlığını ve davacının teminat mektubu masraflarından doğan zararının ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar vererek, bu zarardan sorumlu davalılardan birinin aleyhine hüküm kurmuştur.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1613 E., 2023/1922 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk MahkemesiBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 14.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen gün ve saatte davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 14.10.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; sözde keşidecisi ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret AŞ olan 23.11.2006 vade tarihli 550.000,00 USD bedelli ... emrine düzenlenen bononun vade tarihinden sonra davalı ... tarafından diğer davalı ...'e ciro yoluyla devir ve temlik edildiğini, bonodaki alacağı temlik aldığını iddia eden davalı ... tarafından ihtiyati haciz kararı alındığını ve ihtiyati haciz kararı doğrultusunda davacı şirket ve diğer davalı ... aleyhine takip başlatıldığını, takibe konu edilen bonodan dolayı sahtecilik iddiası ile şikayette bulunulduğunu ve soruşturma neticesinde ... aleyhine kamu davası açılarak mahkemece resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, davacı tarafından açılan menfi tespit davasında takibe konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, icra takip dosyasında yapılan hacizlerin durdurulması amacıyla teminat mektupları sunulduğunu, davacının borçlu olmadığının tespiti üzerine teminat mektuplarının iade edildiğini, teminat mektuplarının iadesi için bankalara komisyon ve masraf ödenmek zorunda kalındığını, İİK.'nun 259/1 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde borçlunun bu yüzden uğrayacağı zararlardan sorumlu olduğunu açıklayıp 279.532,34 TL maddi zararın teminat mektupları için bankalara yapılan her bir ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkili tarafından yüksek kar elde edileceği düşüncesiyle davacı şirketin yetkililerine 550.000,00 USD verildiğini, daha sonra şirket yetkililerine ulaşılamadığını, yapılan görüşmeler sonucunda davaya konu bononun alındığını, daha sonra diğer davalıya olan borçlar nedeniyle bu bononun davalı ...'e ciro edildiğini, basiretli tacir olmayan davalı müvekkilinin bononun düzenlendiği tarihte ...'ın şirket yetkilisi olmadığını bilebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin kötüniyetli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, bonoyu ... 'den alırken bu durumu bilemeyeceğini, teminat mektuplarının davacının seçimlik hakkı olup kendisinin seçimlik hakkını kullanmasının bir sonucu olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile "Davacı şirket aleyhine yapılan icra takibindeki senedin sahte olduğu ve bu senetten dolayı davacının borçlu olmadığı kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit hale gelmiştir. Yani davacı aleyhine başlatılan takibin haksız olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu senet davalı ... tarafından yetkisiz olarak tanzim edilmiş ve davalı ... 'e, ... tarafından da davalı ...' ...'e ciro yoluyla devredilmiş ve davalı ... tarafından icra takibi başlatılmıştır. Davacının davalı ... terekesine yönelik açtığı davası yönünden yapılan incelemede; davacının haksız takip nedeniyle açtığı menfi tespit davasında sunduğu teminat mektuplarından dolayı ödemek zorunda olduğu miktarlar dolayısıyla zarara uğradığı kanaatine ulaşılmıştır. Davaya konu icra takibine karşı davacı tarafından açılmış olan menfi tespit davası kabul edilip karar kesinleştiğine göre takip başlangıç anından itibaren haksızdır. Davacının maddi zararı teminat mektubu için bankaya ödeme yaptığı anda gerçekleşmiş olup haksız fiil hükümlerine göre ödeme tarihinden itibaren faize hükmolunması gerektiği kanaatine ulaşılarak davacının bu davalıya yönelik davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının diğer davalı ... ve ...'e yönelik davası yönünden yapılan incelemede; bonoda geçersiz imza sadece imza sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğurur ve bonoda ki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlar. Bu durum imzaların bağımsızlığı ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Davaya konu bono davalı ... tarafından imza altına alındığından diğer davalıların ...'ın yetkili olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yoktur. Diğer davalıların başlatılan takibinin haksız olup olmadığını bilmesi mümkün olmadığından ayrıca davalı ... tarafından başlatılan bir takip de olmadığından diğer davalıların haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 403.478,00 TL maddi tazminatın, teminat mektupları için bankalara yapılan her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... terekesinden alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Bonoda geçersiz imza sadece imza sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğurur ve bonoda ki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlar. Bu durum imzaların bağımsızlığı ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Davaya konu bono davalı ... tarafından imza altına alındığından diğer davalıların ...'in yetkili olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yoktur. Diğer davalıların başlatılan takibinin haksız olup olmadığını bilmesi mümkün olmadığından ayrıca davalı ... tarafından başlatılan bir takip de olmadığından diğer davalıların haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşılmış ve bu davalılar yönünden davacının davasının reddine karar verilmesi, haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural, zararın haksız eylem tarihi itibariyle belirlenmesi ve eylem tarihinden itibaren faize hükmedilmesi olduğu, yine haksiz fiilde taraflar arasında akdi sözleşme olmadığı durumlarda da yasal faiz uygulanacağı ilkesi açık olup itirazlar yersizdir...." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... 'in ...'ın yetkili olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunduğunu, şirketi temsile ve ilzama yetkili olan kişilerin ve görev tarih aralıklarının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, imzanın bağımsızlığı ilkesinin eldeki davada uygulama imkanının bulunmadığını, alacağın temliki hükümleri gereği imzanın sıhhatinden davalı ...'in da kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, davalı ... ve ...' ...'in sahte senedi bilerek kullandıklarına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu, mahkemece yasal faize hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihlerini hükümde açıkça belirtmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; haksız icra takibi ve haciz nedeniyle oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.2.Davacı vekili, davalı tarafından başlatılan haksız icra takibi nedeniyle haciz işlemlerini durdurmak için teminat mektupları sunulduğunu, davacının borçlu olmadığının tespit edilmesi üzerine sunulan teminat mektuplarının iade edildiğini, ancak teminat mektupları iade edilirken komisyon ve masraf ödemek zorunda kaldıklarını açıklayıp oluşan maddi zararın teminat mektupları için bankalara yapılan her bir ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüyle 403.478,00-TL maddi tazminatın, teminat mektupları için bankalara yapılan her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... terekesinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından anılan hükme karşı faiz başlangıçları yönünden ve diğer yönlerden istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 nci maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup bu yön kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da; “ ...yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği…’’ vurgulanmıştır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Davacı vekili hükmedilecek tazminat için teminat mektupları için bankalara yapılan her bir ödeme tarihinden itibaren faize karar verilmesini talep etmiştir. Hüküm fıkrasından faiz başlangıçları belirtilmeksizin " teminat mektupları için bankalara yapılan her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile" tahsiline karar verilmiştir. Hükmün gerekçesinde ödeme tarihleri konusunda tespit bulunmadığı gibi hüküm fıkrasından tazminatların infazı sırasında hangi tarihten itibaren faiz işletileceği de anlaşılmamaktadır. Açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,32.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Terekesinden alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... (...) ve ...'e verilmesine,Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.