Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kadastroda orman olarak tespit harici bırakılan arazinin imar-ihya ve zilyetlikle tescil talebini reddederek hazine adına tesciline karar veren alt mahkeme hükmünü onadı.
Özet: Davacı tarafından, 1954 yılında kadastro dışı bırakılmış çam ormanlığı vasıflı bir taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendi adına tescili talep edilmiş; ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, taşınmazın orman vasfında olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ve taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar vermiş, davacının bu kararları temyiz etmesi üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.
8. Hukuk Dairesi         2024/6596 E.  ,  2025/6757 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/128 E., 2024/1018 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Selçuk 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/117 E., 2021/323 K.
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1954 yılında yapılan kadastro sırasında çam ormanlığı olarak tespit harici bırakılan 8.031,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hakkında, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar; davalı Hazine vekili yargılama sırasında sunmuş olduğu dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/6. maddesi uyarınca Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine, bilirkişi heyetinin 15.12.2020 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.705,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi gereği tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu edilen taşınmazın evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi gereğince orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin isabetli olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre, taşınmaz üzerinde bulunan incir ağaçlarının müvekkili tarafından dikildiğini, imar-ihya edilerek, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir nizasız, fasılasız müvekkili tarafından kullanıldığının ispat edildiğini, ancak taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle tescil talebinin reddedildiğini, kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, söz konusu bölgede yapılan orman kadastrosunun 1977 yılında kesinleştiğini, bu çalışmaya göre taşınmazın orman olmayıp tapu boşluğu olarak kaldığını, taşınmazın müvekkilinin murisi ve sonrasında müvekkili tarafından imar-ihya edilerek tarım arazisine dönüştürüldüğünü, taşınmazda bulunan 30-40 yaşlarındaki incir ağaçlarının da bu durumu ortaya koyduğunu, taşınmazın orman vasfıyla tescilinde kamu yararının bulunmadığını, taşınmazın tarım arazilerinin bulunduğu alanda kaldığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.