7. Ceza Dairesi, 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen mahkûmiyeti, adli para cezasının infaz hatasını düzelterek onadı.
Özet: Yüksek Mahkeme, 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, yargılama sürecindeki usul ve esas işlemlerinin hukuka uygun olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği ve yaptırımların doğru belirlendiği gerekçesiyle esastan yerinde bularak onarken, adli para cezasının ödenmemesi halinde doğrudan hapis cezasına çevrileceğine dair infaz yetkisini kısıtlayıcı hatalı düzenlemenin 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de hükmedilebileceği gözetilerek düzeltilmesi suretiyle, bozma yönündeki tebliğname görüşüne aykırı olarak düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/623 E. 2021/293 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM : Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Gümrük İdaresinin katılmasına karar verildiği halde gerekçeli karar başlığında ''Katılan" yerine ''Suçtan zarar gören'' olarak gösterilmesi ve kaçakçılık suçunun konusu akaryakıt ve alkollü içki olduğu halde hükmün (2) nolu bendinde kaçakçılık suçunun konusunun tütün mamulü ve akaryakıt olduğunun belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.05.04.2021 tarihli duruşmada usulüne uygun ihtarat yapılması karşısında, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adlî para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeksizin, sanık hakkında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bentte infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının ödenmemesi halinde cezanın hapis cezasına çevrileceğinin belirtilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin ve sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bendinde yer alan "..ödenmeyen kısmın hapse çevrilerek, 5275 sayılı Yasanın 106/3.maddesi uyarınca infaz edileceğinin ihtarına," ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.